
Peygamberimiz (s.a.v.)’in Hayatında Renklerin Dili
Oda TV’de yayımlanan ve Gözde Sula imzasını taşıyan yazıda, Attilâ İlhan’dan Yalçın Küçük’e uzanan “kırmızı kaşkol”un hikâyesi ele alınıyor. Yazıda, kırmızı rengin özellikle Fransız Devrimi sonrasında başkaldırı, eşitlik ve direnişin sembolü hâline geldiği; 20. yüzyılda ise sol ideolojiler içinde güçlü bir kimlik göstergesine dönüştüğü vurgulanıyor. Avrupa’dan Türkiye’ye uzanan bu sembolik serüvende kırmızı kaşkol, yalnızca bir aksesuar değil, aynı zamanda politik ve ideolojik duruşun görünür bir ifadesi olarak öne çıkıyor.
Modern ideolojilerin ve tarihsel kırılmaların renkler üzerinden kurduğu sembolik dil, kırmızıyı bir dönem devrimin, başkaldırının ve ideolojik aidiyetin rengi hâline getirmiştir. Ancak burada Müslüman için kritik bir soru ortaya çıkar: Renklerin anlamını kim belirler? Tarihsel süreçte oluşmuş ideolojik yüklemeler mi, yoksa vahyin rehberliğinde şekillenmiş bir ölçü mü? İşte tam bu noktada ölçü, Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in hayatında ortaya koyduğu dengede saklıdır. Çünkü İslam’da renkler, ideolojik bir kimlik dayatmasının değil; hikmet, vakar ve fıtratın taşıyıcısıdır. Müslüman, başkasının sembolleri üzerinden değil; kendi medeniyetinin kurucu iradesi olan Sünnet üzerinden renklerin dilini okumakla mükelleftir.
Modern zihin, meseleyi çoğu zaman şu soruya indirger:
“Helal mi, haram mı?”
Oysa Sünnet’in inşa ettiği dünya bu kadar dar değildir.
Renkler konusunda Peygamber Efendimiz:
Yani mesele şu değildir:
👉 “Hangi renk yasak?”
Asıl mesele şudur:
👉 “Hangi renk, hangi bağlamda neyi temsil eder?”
Hadislerde en açık şekilde öne çıkan renk beyazdır.
Beyaz:
Bu yüzden:
beyaz, fıtrata en uygun renk olarak öne çıkar.
Bu bir zorunluluk değil;
👉 insanı merkeze alan bir yönlendirmedir.
Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in özellikle önemli anlarda siyah sarık kullandığı rivayet edilir. Nitekim savaş hazırlıklarında ve Mekke’nin fethi esnasında siyah sarıkla bulunması, bu tercihin sıradan bir estetik değil, bilinçli bir temsil olduğunu gösterir. Siyah burada bir güç gösterisi değil; ciddiyetin, sorumluluğun ve tarihî bir anın ağırlığını taşımanın ifadesidir. Bu da bize şunu öğretir: Renk, sadece bir tercih değil; yerine ve zamanına göre anlam yüklenen bir mesajdır.
🔴 Kırmızı: Sınır ve Denge Meselesi
Kırmızı, Sünnet’te en çok yanlış anlaşılan renklerden biridir.
Buradaki hassasiyet şudur:
👉 Gösteriş, dikkat çekme ve nefsani vurgu sınırlandırılır.
Yani yasaklanan renk değil;
👉 taşkınlıktır.
Yeşil, doğrudan sarık rengi olarak çok güçlü rivayetlere dayanmasa da:
özel bir yer edinmiştir.
Bu da şunu gösterir:
👉 Renkler sadece dünyevi değil;
👉 uhrevî anlamlar da taşır.
Bugün geldiğimiz noktada sorun şu:
Oysa Sünnet’in öğrettiği şey şudur:
👉 İnsan, giydiğiyle konuşur
👉 Renkler, kişinin iç dünyasının dışa yansımasıdır
Bugün:
iki uç arasında gidip geliyoruz.
Oysa Sünnet:
👉 Bir denge kurar.
Renkler, İslam’da sadece bir tercih değil;
bir anlam taşıyıcısıdır.
Ve Muhammed (s.a.v.)’in hayatı, bize şunu öğretir:
“Giyinmek, sadece örtünmek değildir;
aynı zamanda bir duruş sergilemektir.”
İSLAMİ HABER “MİRAT”