islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,1849
EURO
53,0440
ALTIN
6.714,35
BIST
14.443,52
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
16°C
İstanbul
16°C
Az Bulutlu
Cuma Hafif Yağmurlu
11°C
Cumartesi Çok Bulutlu
14°C
Pazar Hafif Yağmurlu
12°C
Pazartesi Hafif Yağmurlu
15°C

Akif’in İdealindeki Kur’an Kaynaklı Medeniyet Tasavvuru

Akif’in İdealindeki Kur’an Kaynaklı Medeniyet Tasavvuru
01/02/2026 02:00
A+
A-

Akif’in İdealindeki Kur’an Kaynaklı Medeniyet Tasavvuru

Tarihin akışını değiştiren anlar vardır; bazen bir savaşın sonucu, bazen de bir fikrin göz ardı edilmesiyle şekillenir bu kırılmalar. Milli şairimiz ve bir Kur’an mütefekkiri olan Mehmet Akif Ersoy, aslında bize sadece bir İstiklal Marşı değil, bir medeniyet reçetesi de bırakmıştı. Akif’in temel davası, Batı’nın teknik ilerleyişini reddetmeden, İslam’ın özünü yani “İlahi Vahyi”, asrın idrakine sunmaktı.

Ancak geriye dönüp baktığımızda, bu büyük vizyonun iki farklı dönemde de hak ettiği karşılığı bulamadığını görüyoruz.

Eğer Osmanlı’nın son dönemlerinde, Abdülhamit iktidarı Akif’in bu “Kur’an’dan ilham alan modernleşme” projesini bir devlet politikasına dönüştürebilseydi, bugün dünya çok farklı bir yer olabilirdi. İslam’ın sunduğu adil paylaşım ve insani değerler sistemi, devletin bekasıyla birleşseydi; insanlık ne komünizmin sahte eşitlik vaadine ne de kapitalizmin vahşi çarklarına mahkûm olurdu. İki kutuplu dünyanın sancılarını çekmek yerine, İslam’ın sunduğu üçüncü ve insani bir yol, küresel bir kurtuluş reçetesi olarak benimsenebilirdi.

Cumhuriyet’in İstikamet arayışı aynı şekilde, Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında Mustafa Kemal iktidarı bu perspektifi tam manasıyla dikkate alsaydı; bugün tartıştığımız pek çok toplumsal düğüm çoktan çözülmüş olurdu. Töreye, geleneğe ve hurafeye dönüşmüş hantal bir dini anlayışın yerine; vahiyle aydınlanmış, Sırat-ı Müstakim üzere bir istikamet belirlenebilirdi.

Bu durum sadece manevi bir kalkınma değil, aynı zamanda hızla ilerleyen maddi bir refahın da kapısını aralardı. İnsanlık, bugün hasretini çektiği o “Merhamet Medeniyeti”nin himayesine çoktan dönmüş, manevi bir boşluğun yarattığı buhranlar dan kurtulmuş olurdu.

Akif’in hayali, sadece geçmişe ağıt yakmak değil, geleceği inşa etmekti. Onun “doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı, asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı” düsturu, dün olduğu gibi bugün de önümüzde duran en büyük fırsattır. Bu fırsatı anlamak, sadece bir şairi anmak değil, bir medeniyeti yeniden ayağa kaldırmaktır.

Fehmi YAĞLI

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.