
Bu cumayı evimin çok yakınında olan Emirgan camiinde kıldım. Caminin evinize yakin olması da Allah’ın bir lutfudur. Hiç şüphesiz her bir nimet Allah’ın lutfudur ama siz de ev alırken bu yakınlığı araştıracak ve tercih edeceksiniz. Bu yakınlık sebebiyledir ki en büyük manevi kazançlarımdan biri olan sabah namazı cemaatine katılabiliyorum, hamdolsun.
Cuma namazı için camiye geldiğimde cami avlusunda genç bir arkadaşla selamlaştık. Ona kazanmanın verme amacıyla olması gerektiğine ilişkin hatırlatmalarda bulunduğumda Müslüman bir gence yakışır şekilde bu yaşlı hocaya saygı gösterince ona içimden gelerek şöylece dua ettim:
Kısa süren ayak üstü sohbetimizde yaptığım dua sonrasında bu genç adam hiç beklemediğim bir bilgelikle şöyle dedi:
Daha çok Allah’ın rızasın kazanmak için karşılıksız olarak başta zekât verme; yardım etme anlamına kullandığımız İnfak ile ilgili neredeyse küçük bir kitap hacmini oluşturacak yazılarım var. Var ama bu cümle beni bir bir hayli etkiledi.
Aziz Peygamberimizin bir hadisini hatırladım. Görelim:
Allah’ın Resûlü (yüce sahâbîlerine sordular:
– Hangi birinize varisinin malı kendi malından daha değerlidir?
– Ya Resûlellah! Şüphesiz her birimize, ancak kendi malı daha kıymetlidir.
– (İyice biliniz ki,) kişinin gerçek malı, ölümünden önce muhtaç fertlere ve topluma yararlı müesseselere verdiği ve ahiret hayatında mükâfatını göreceği maldır.
Ölümünden sonraya bırakacağı mal ise varislerin malıdır.
Ve mevcut mallarıma yani varislerimin mallarına baktım, bir hayli mal var. Ülke şartlarına göre zengin sayılırım. Kırk yıldır zekât veriyor isem de varislerimin benden çok çok daha zengin olduğunu anladım.
Nefime sordum; sen zengin misin, yoksa fakir mi? Hulasa pek de akıllı bir adam olmadığım yargısına vardım. Çünkü gereğince veremeyenler fakir düşecek ve büyük zarara uğrayacaklar.
Sahâbi Ebuzer Hz Peygamberlerle aralarında geçen konuşmayı şöyle anlatıyor:
Hz. Peygamber Kâbe’nin gölgesinde oturuyorken beni görünce şöyle dedi: Kâbe’nin Rabbi olan Allah’a yemin ederim ki en ziyade kayba uğrayacak kişiler onlardır. Ben de sordum:
-Ya Rasulallah; anam babam sana feda olsun. Kıyamet Günü’nde en ziyade zarara uğrayacaklar kimlerdir? Şöyle buyurdu:
-Onlar, önünden, arkasından, sağından ve solundan devamlı verebilenler müstesna, malları çokça olanlardır. En ziyade kayba uğrayacak olanlar zekâtlarını vermedikleri çokça mallara sahip olanlardır.
Sahi siz de benim gibi akılını yeterince kullanamayanlardan mısınız?
Sözü Rabbimizin uyarısına bırakalım:
“Namazınızda dikkatli ve devamlı olun, arındırıcı mali yükümlülüğünüz olan zekatı verin. Çünkü kendiniz için ölüm öncesinde verdiklerinizi Allah katında mutlaka bulacaksınız. Unutmayın! Allah bütün yaptıklarınızı görür.” (Bakara 110)
ALİ RIZA DEMİRCAN
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-
Muhterem Hocam,
Önemli bir konu, bilgi ve hayat tecrübeme dayanarak çocuklarıma zaruri ihtiyaçları kadar verip kalan dünya malı hesabını kapatarak ahirete hazırlanıyorum. Hesaplarımızı kolaylaştırmak elimizde iken neden zorluk yaşayıp yaşatalım? Öyle değil mi?
Selam, dua ve hürmetlerimle ..