islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
18,8278
EURO
20,1779
ALTIN
1.135,15
BIST
4.186,01
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
4°C
İstanbul
4°C
Çok Bulutlu
Perşembe Çok Bulutlu
6°C
Cuma Çok Bulutlu
6°C
Cumartesi Az Bulutlu
7°C
Pazar Çok Bulutlu
8°C

ALLAH VADİNDEN CAYMAZ DA..?

ALLAH VADİNDEN CAYMAZ DA..?
21.01.2023
A+
A-

Ey Rabbimiz! Peygamberlerine, bizler için vadettiklerini ihsan eyle. Bizleri Kıyamet gününde perişan etme. Gerçekten sen vaadinden caymazsın.” (Ali İmran:3/194)

Rahman Rabbimiz bu muhteşem ve mübarek ifadeyi, yüksek mesajlarla doldurmuştur. Bu ifade Kur’an’ın yüz on dört ayetinde yüz yirmi beş kez tekrarlamaktadır. Günümüzün biz müslümanlarının buna ilgi duyma sıkıntısı çekmeleri çok düşündürücüdür. Rabbimiz Altı bin küsur ayetin yüz on dört ayetinde böylesi müjdeyi vadetmektedir. Bu ebedî kurtuluş vadidir.    Yukarıdaki ayeti özenerek okuduğumuzda ebediyetleri ilgilendiren ilâhî müjdelerle karşılaştığımıza şahit oluruz. Çelik zırhlardan daha sağlam ilâhî beyanlar birbirini takip eder.

Müminlerden özür sahibi olmaksızın cihaddan geri kalanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla savaşanlar ayni değildirler. Allah, mallarıyla ve canlarıyla savaşanları, derece bakımından, oturanlardan çok üstün kıldı. Bununla beraber Allah, ikisine de cenneti vadetti. Fakat Allah savaşanlara, oturanların üstünde pek büyük bir mükâfat verdi. (Nisa:4/95) Bu vaadlerden Nûr suresinde geçen ayet daha ümitlendiricidir.

Sizden iman edip de sâlih ameller işleyenlere Allah vadetti ki; “Elbette, kendilerinden evvel gelenleri nasıl kâfirlerin yerine getirdi ise, onları da kâfirlerin arazisine getirecek hâkim kılacaktır. Onlara, kendileri için seçtiği dinlerini güçlendirip yerleştirecektir. Onları korkularının arkasından mutlaka güvene kavuşturacaktır. Buna karşılık, bana hiç bir şeyi şirk koşmayacaklar, yalnızca bana kulluk edeceklerdir. Kim de bundan sonra kâfir olursa artık onlar fâsık olanlardır. (Nûr:24/55)

Bu ve benzeri ayetlerde vadedilenlere nail olmak için ülkeler fetheden nice şühedâmız vardır. Onları yetiştiren nice asâkiri muvahhid kumandanlarımız vardı. Onlara Kur’an ruhaniyetini tattıran ulemamız vardı. Hepsinin başında rûyizemin halifelerimiz vardı. O şan ve şeref timsali ecdadımızın bağlandığı yegâne düstur Kur’an esasları etkisini sürdürüyordu!

Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygambere ve sizden olan ululemre itaat edin. Sonra bir şey hakkında tartıştınız mı, hemen onu Allah’a ve Rasûlüne arz edin; eğer Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız… Bu müracaat, hem hayırlı, hem de netice bakımından daha güzeldir. (Nisa:4/59) Mutlak Âdil olan Rabbimiz, burada ilâhî vade nail olmak isteyecek olanlara şifreler veriyor. Bunlar gayet net ve uyulması gereken şifrelerdir.

Bunlar; “Allah’a itaat, Peygambere itaat ve sizden olan idarecilere itaat,” olarak davanın omurgasıdır. Bunlarla beraber Rabbimiz ihtimali şifrelerini de veriyor. Beşerî zaaflar yüzünden arıza çıkarsa bir ihtilaf zuhur ederse; “onu Allah’a ve Rasûlüne arz edin. Yani Kur’an ve sünnet dışına taşmadan kendinizi toparlayınız. Tabii bunu da sağlam bir şarta bağlıyor; Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız” direktifini veriyor. “Bu müracaatın da hem en hayırlı, hem de netice bakımından daha güzel,” olduğunu deklâre ediyor.

Bunların hepsi şüphesiz yüzde yüz doğrudur. Fakat bunları olduğu gibi uygulama sırası gelince birçoğumuzun eveleyerek geveleyerek sıvışmaları gerçekten düşündürücüdür. İşte mevcut müslümanların en belirgin handikapları arasında yer alan ısyân ârızaları bunlardır.

Kur’an ve Kur’an ahkâmına yeniden kavuşma arzuları sönük müslümanlar bugün maruz kaldıkları korkunç kokuşmuş hayatı kanıksadılar. Televizyon ekranlarında inanılmaz atraksiyonlarla çığırtkanlık yapan “başörtülü şeytanlar” sınır tanımaz oldular. Sosyal medyada namus bilincini kaybetmiş züppe erkeklerle fingirdiyor. Daha sonra bir gece yarısı resmen nikâhlı kocasını ve çocuklarını terk ederek hiç tanımadığı rastgele erkeklere sığınıp kucağına giriyorlar. Bu iğrençliği meşrulaştırma sahtekârlığı yapıyorlar. Şu iğrenç sahteciliğe bakın!

Bir de dini nikâh yaptırarak güya evlenmiş oluyorlar. Şimdi DİYANET, HUKUKÇU CAMİA, GÖNÜLLÜ KURULUŞLAR, TÜM MÜSLÜMANLAR hatta şu şiddet üretici feministler haydi, bu korkunç şiddete engel olun. Niçin çıtınız çıkmıyor? Her gün hava raporu dinler gibi aile cinayet raporu dinlemekle yetiniyorsunuz! Dürüst olmak gerekiyor.

Nikâh üstüne nikâh yaptırmak en korkunç şiddet, en iğrenç ihanettir. Önlemek şarttır. Bakın, Allah vadinden caymaz! YA UMURSAMAZ KUL? Esselamu aleykum İlhan Oral

ETİKETLER: ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.