
Tahran – Bölgedeki gerilimin doruk noktasına ulaştığı bir dönemde İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ülkesinin olası herhangi bir saldırıya karşı geçmişe kıyasla çok daha yüksek bir savunma kapasitesine sahip olduğunu açıkladı. Arakçi’nin bu sert uyarı dolu sözleri, İsrail ve ABD’nin son dönemde İran’a yönelik askeri hamlelerinin gölgesinde yankı bulurken, uluslararası toplumun dikkatini yeniden Orta Doğu’ya çevirdi.
“Saldırı, İşgal ve Savunma Altında Uluslararası Hukuk” başlıklı uluslararası konferansta konuşan Arakçi, Haziran ayında yaşanan 12 günlük yoğun çatışmaların İran’a önemli dersler verdiğini vurguladı. “Bu süreçte zayıf ve güçlü yönlerimizi daha iyi tanıdık. Artık daha güçlüyüz. Geçmişe göre çok daha hazırlıklı bir savunma yapısına sahibiz ve bu durum başlı başına caydırıcı bir güç oluşturuyor” diyen Bakan, olası bir saldırıya karşı “her iki yola da hazırlıklı” olduklarını ifade etti – hem diplomasi hem de askeri karşılık.
Konferansa Atom Enerjisi Kurumu Başkanı Muhammed İslami’nin yanı sıra akademisyenler ve uluslararası ilişkiler uzmanları da katıldı. Arakçi, İsrail’in son saldırılarını “diplomasiye yönelik bir saldırı” olarak nitelendirerek, “Savaş sonrasında da görüldüğü üzere, diplomasi dışında bir seçenek yok. Ancak biz hem müzakere tecrübesine sahibiz hem de savaşın ne olduğunu çok iyi biliyoruz” diye ekledi. 2015 Nükleer Anlaşma sürecini hatırlatan Bakan, son çatışmalarda “güç diliyle konuşulduğunu ve karşılığının net bir şekilde alındığını” savundu.
Arakçi’nin açıklamaları, Haziran 2025’te ABD’nin İran’ın üç nükleer tesisini bombalamasıyla tırmanan krizin devamı niteliğinde. ABD Hava Kuvvetleri’nin “Sığınak Delici” (GBU-57) bombasını ilk kez kullandığı bu saldırılarda, İran Sağlık Bakanlığı’na göre 400’den fazla kişi hayatını kaybetti, 3 binden fazla kişi yaralandı. İsrail’in balistik füze ve insansız hava araçlarıyla yanıt verdiği çatışmalar, 12 gün sürdü ve bölgede büyük yıkıma yol açtı.
İran Devrim Muhafızları, saldırıları “uluslararası hukukun ihlali” olarak kınamış ve “üzücü ve tahmin edilemez” bir misilleme sözü vermişti. Arakçi, İstanbul’da İslam İşbirliği Teşkilatı toplantısında da ABD’nin “kalın bir kırmızı çizgiyi aştığını” belirterek, sert bir karşılık seçeneklerini sıralamıştı: Hızlı balistik füze saldırıları, ABD üslerine “sürü” taktikleri veya stratejik bekleme ile sürpriz hamleler.
Son dönemde Türkiye ile yakın temaslar da dikkat çekiyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haziran’da Arakçi’yi kabul ederek “Bölge yeni bir savaşa tahammül edemez, çözüm müzakereden geçer” demişti. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ise Ankara’da mevkidaşıyla görüşerek bölgesel istikrarı ele almıştı.
Arakçi, ABD ile nükleer müzakerelerin “yapıcı bir yaklaşım olmadan” mümkün olmadığını vurguladı. “Eşitlik temelinde ve karşılıklı fayda sağlayan bir anlayışla” görüşmelere dönebileceklerini belirten Bakan, Avrupa ülkeleriyle de “müzakere zemini görmüyoruz” dedi. İran, UAEA ile imzalanan Kahire Anlaşması’nı BM yaptırımlarının geri gelmesiyle askıya aldığını duyurmuştu.
Uzmanlar, Arakçi’nin sözlerini “caydırıcılık stratejisi” olarak değerlendiriyor. İran’ın balistik füze envanteri ve bölgesel müttefikleri (Husiler, Hizbullah), olası bir çatışmada dengeleyici rol oynayabilir. Ancak, Netanyahu’nun Rusya aracılığıyla “yeni çatışma niyeti yok” mesajı gönderdiği iddiaları, diplomatik bir pencere aralığına işaret ediyor.
Orta Doğu’da barış umudu, diplomasiye bağlı. Arakçi’nin “umut verici” olarak nitelediği bölgesel hareket, savaşı geride bırakmayı başarsa da, gerilim toz duman olmadan dağılmadı. Dünya, Tahran’ın bir sonraki adımını izliyor.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube
Coni ile toni bu ülkenin islam davasından ve müminlere desteğinden vazgeçmez veya onlara teslim olmazlarsa bu kafirler uğraşmaktan ve başına her türlü çorabı örmekten vazgeçmezler. Ve diplomasiden felan anlamazlar. Bunlar sadece güçten anlar, bunu müslümanlar anlamalı. Birlik olmalı kafirler müminleri fitne ile yetmis iki parçaya ayırdı ve ayırmaya devam ediyor, kendileri AB, abd, diye birleşirken bu müslümanlar neden bunu akletmezler. Anlamıyorum.