
Bir annenin yedi evladını birden kaybetmesi… İnsanın yüreğinin dayanmakta zorlandığı bir acı. İki oğlu, beş kızı vardı. En büyüğü 20, en küçüğü henüz üç yaşındaydı. Şimdi hiçbiri yok… Bir annenin hayatından yedi can, bir ömürden yedi ayrı umut eksildi.
Ama insanın yüreğini asıl dağlayan, o annenin şu sözleri:
“Artık kimse bana anne demiyor…”
Bir zamanlar evlatlarının sesleriyle dolan evi, şimdi sessizliğe gömülmüş. Özlediği yalnızca çocuklarının yüzleri değil; sesleri, koşuşturmaları, kendisine seslenişleri… Bir annenin dünyasını ayakta tutan ne varsa, hepsi elinden alınmış.
Peki, bütün bunlar yaşanırken insanlık neredeydi? Yedi evladını kaybeden bir annenin feryadının yeri göğü inletmesi gerekmiyor muydu? Gazze’de anneler çocuklarını toprağa verirken, dünya neden bu acıyı durduracak etkili adımlar atamadı? Ve bugün hâlâ aynı sorular neden cevapsız?
Bir annenin “Artık kimse bana anne demiyor” sözü, yalnızca bir annenin değil, insanlığın vicdanına yöneltilmiş bir haykırıştır.
Çünkü bir çocuğun hayatı da bir annenin gözyaşı da dünyanın neresinde olursa olsun aynı değere sahiptir.
Gazze’de bir anne yedi evladını kaybetti. Peki, insanlık vicdanını mı kaybediyor?
İSLAMİ HABER “MİRAT”