islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,4338
EURO
56,3447
ALTIN
6.843,41
BIST
14.108,84
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
28°C
İstanbul
28°C
Açık
Salı Parçalı Bulutlu
25°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
26°C
Perşembe Açık
27°C
Cuma Parçalı Bulutlu
27°C

ASKER MİLLET – 2

ASKER MİLLET – 2

ASKER MİLLET – 2

Asker Millet’in tarihteki farklılıkları, bugün bunları nasıl ihya edebiliriz konularındaki yazımıza devam ediyoruz.

4. Muharebe Muhaberatı

Muharip Türklerin en tanınan özelliği meydan savaşlarındaki birimler arasında iletişimleri, bir anda yekvücut hareket edebilmeleri, koordineli aldatma hareketleri yapıp dağılmadan devam etmeleriydi. Bunun için davul, borazan, zil gibi ses bazlı iletişimin yanı sıra bayraklar, sancaklar, işaretler de kullandılar. 

Osmanlılar Mehteranla bunu en ileri noktasına getirdi. Vaka-i Hayriye’den sonra hepsi Bektaşi ve Yeniçeri olan mehteran katledilip müziklerini çalmak ihanet addedildi, bugün bu müzik tamamen kayboldu, mevcut mehter marşları İttihatçıların iyi niyetle 90 sene sonra icat ettikleri yeni müzikler olsa da kültürümüzde derin izler bıraktı. Osmanlının Avrupa’daki hakimiyetinde mehter birliklerin emirlerini aldıkları, savaş hızını belirledikleri ana haberleşme aracıydı. 

Bugün bunlar muharebe muhaberatında elektronik yöntemlerde, sinyal işlemede, bilgisayar ağlarında, kriptografide yetkinliklere karşılık geliyor. Giderek sinyal istihbaratı, uydu izlemesi, anında iletişim, insan ile insansız araçlar arası eşgüdüm savunma operasyonlarındaki temel unsur haline geliyor. Oysa Kıbrıs Barış Harekâtında bile iletişim sorunu nedeniyle kendi Kocatepe firkateynimizi kendi avcı uçaklarımızla vurmuştuk. Amerika bu harekatta elektronik haberleşmemizi engellemiş, bunun üzerine ASELSAN’ın kuruluşu gündeme gelmişti.

5. Taktiklerde Yetkinlik

Türkler savaş stratejisinde de taktiklerinde de operasyon becerisinde de en önde kavimdi. Bunu 18. yüzyıla kadar açıkça görüyoruz. Bir muhasara öncesi yüzyıllar boyu uzmanlaşmış birlikler adeta bugünkü konser öncesi gelen iskeleleri, müzik sistemlerini hiç konuşmadan kuran ekipler gibi sessizce işe koyulurdu. Moral bozma taktikleri, sur çökertme lağımcıları, çevrede karışıklık çıkaran baskınlar, muharebe hattı gerisinde akıncı operasyonları daha sormadan işleme konurdu. Nasıl ki Yıldırım’ın Niğbolu’da şövalyeye karşı okçu taktiği Fransa liderliğindeki birleşik Avrupa ordusunu imha ettikten sonra bu, İngilizler tarafından da uzun bir okçu nesli hazırlandıktan sonra Agincourt muharebesinde uygulandıysa, diğer Türk taktikleri de dünya ulusları tarafından alıntılanırdı. İkinci Viyana önünde saldırı için cesaret konuşması yapan Alman prensinin kendi arşivlerine giren şu sözü konuyu özetliyor: “Korkmayın, Türklerin savaş ilmi varsa biz Almanların da kalbimizdeki iman var.” Akif’in iki yüz yıl sonra söylediklerini o günlerde onlar kendileri için söylüyordu. 

Viyana bizim için bir bitiş olmadı. 16 yıl daha savaştık ve neredeyse Macaristan’ı yeniden fethediyorduk. Ancak Petrovaradin önündeki son bozgun hem Karlofça’ya hem de bugün bile hepimizin kanına islemiş “ıslahat” kavramına yol açtı. Islahat, yenilik ve bugünkü meşhur ifadesiyle inovasyon, Türkçesiyle bidat, daha doğrusu bidat-ı hasene, bizim temel milli arayışımız oldu. Ancak taktiklerde farklılığımız, yerine göre eldeki yöntemi etkili kullanmak Kurtuluş Savaşındaki tarihin son süvari hücumuna, Kore’de süngüyle Çinlileri Kunuri Geçidi’nde durdurarak geri çekilen Amerikan Birleşmiş Milletler 1. Ordusu’nu kurtarmamıza kadar gider.

Bugün taktik anlayış toplumda, gençlikte yaygın değil. Hatta taktik ve stratejinin farkını bilen de az. Kurtlar Vadisi dizisinin yazarları muhtemelen ikisini hep karıştırdıkları için kurnazlık etmişler dizi boyu taktik-strateji diye bir terimle gitmişler. 

Ancak taktik düşünce, kritik sınıflarda da yaygın değil. Hava Harp Okulu’nda misafir hocayken sorduğum son sınıf öğrencilerinin hava muharebe taktiklerinden haberi yoktu. Harbiyede mecburi ders olarak okutulan ve tarihte Türklerle özdeşleştirilmiş taktik oyunları satranç ve dama, Güneydoğu’daki kahvelerdeki meleler haricinde toplumumuzda kayboldu. Hamasi olarak muharebeleri hatırlıyor ama bunlardaki taktikleri bilmiyoruz. 

İngiltere’de öğrenciyken ülkedeki o zamanki dört televizyon kanalından BBC 2, prime time denen en değerli diliminde halk katılımıyla bir Kırım Savaşı oyunu düzenlemişti. Balaklava Muharebesi’nde acaba hangi taktik uygulanmalı, hangi süvari birliği hangi güzergahı kullanmalıydı? Macclesfield kasabasından bir tabip arıyor, efendim filan taktiğe müracaat edilirse Rus birliğini müttefik Türklere yöneltir, biz de falan yoldan gireriz. Bir başkası telefonla bağlanıyor. Heyet bunları tanzim ediyor. Toplumun katıldığı bir savaş oyunu. Zannedilenin aksine İngilizler fiilen militer bir toplum. Deyimleri, atasözleri askeridir, bizimkilerse mutfak ve yemek merkezlidir.

Taktik anlayışın topluma yayılması çok önemlidir. 1991 yılında İsrail içinde açık kaynaklara yansıyan tartışmaları izliyordum. Şimdi ağırlığı iyice azalan İşci Partisi uzmanları, Orta Doğu’yu demokrasilere dönüştürerek ele geçirmeyi planlayan Likud uzmanlarını aptallıkla suçluyor, eğer Orta Doğu ülkeleri serbest demokrasi olursa, bu ülkelerde askeri düşünce ve tartışmanın çok daha kuvvetli orduların oluşmasına neden olacağını savunuyorlardı. Gerçekten de Türkiye, İran gibi milli irade ülkeleri, kendine göre serbest demokratik sistemi olan ülkeler, bölgedeki diktatörlüklerden çok daha güçlüler. Özgür tartışma, taktik düşünceyi eski Türklerin yaptığı gibi en uç noktaya kadar yaygınlaştırma, yıllık Kurultay’da serbest mülahaza askeri gücün en önemli unsuru.

6. Dövüş Sanatlarında Ustalık

Operasyonlarda yerel etkisi olan, insanları zinde tutan dövüş sanatları, tarihte Türklerin önemli özelliklerindendi. Güreş, Kuzey Avrasya halklarında büyük yer tutmaktaydı. Bugün Moğollar hala bu geleneği devam ettiriyorlar. Öyle ki Japonların birinci sporu olan güreşte Moğol sumocular ortalığı kasıp kavurmakta, Moğol bir olimpik güreşçinin pandemide emekli olan oğlu Hakuho, tarihin gelmiş geçmiş en büyük Japon güreşçisi kabul edilmekte. 

Türkiye’deyse bir zamanlar dünya hakimiyetimiz, hatta Olimpiyat hakimiyetimiz olan güreş giderek köy sporu, Müslüman sporu olarak hakir görüldü. 1970’lerde anti-komünist paramiliter oluşumlarla Uzak Doğu dövüş sanatları yaygınlaşsa da bunun kitlesel dalgası da zamanla buharlaştı. Tarihteki Yeniçeri dövüş taktikleri zaten unutturuldu, sinir anatomisine dayalı, insanların yanı sıra atları bile bayıltan Osmanlı tokadının ne olduğunu tam bilmiyoruz. Oysa dövüş sanatları, güreş, Uzak Doğu sporları, Malezya’nın Endonezya’nın Silat sanatı, gençlerimize bedeni ve savaşa hazırlık becerileri kazandıracaktır. Nasıl ki milli tüfeğimizi, milli uçağımızı üretiyoruz, milli dövüş sanatımızı, bugünkü Karateye karşılık gelen Osmanlı tokadını, Kendoya karşılık gelen Matrak oyununu geliştirmeliyiz.

Sonraki yazıda bugün için ayrıca önemi olan uyum, zihin ve manevi özelliklere ağırlık vereceğiz.

Prof. Dr. Kutluk Özgüven

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.