Makale

Ayrı Dünyalarda Yaşamanın Esrarı

Ayrı Dünyalarda Yaşamanın Esrarı

 Bir toplumda insanların ayrı dünyalarda yaşaması, pek kolay anlaşılabilecek bir konu değildir. Bunu anlayabilmek için, kişinin kendi dünyasını bilebilmesi ve diğeri ile arasındaki farkı  görmesi gerekir.  Ben niçin yaşıyorum?. Sahip olduğum değerler nedir ?. Ben nasıl bir dünya arzu ediyorum ?..” gibi sorulara verilecek cevaplar, kendimize ait bir dünyanın var olduğunu gösterir. Kişi kendi dünyasını bu gibi kriterlerle anlamaya çalışır ve kendine bir gelecek kurmayı hedefler. Bir başkası ise, bu sorulara başka cevaplar veriyorsa, kendine göre başka bir dünyada yaşıyordur. Ama, aslında o; kendisine ait olmayan bir dünyada bulunmaktadır.

Geçmişin tersyüz edilişi:

Bu durum geçmişte böyle değildi. Toplumun fertleri, tamamen olmasa da çoğunlukla aynı hedef ve değerleri benimser; birbirleriyle ortak bir yaşama tarzını benimserlerdi. Hatta, cemiyette yaşayan farklı din ve ırklardan olan kişiler bile, dinleri farklı da olsa, bu hayatın kurallarına isteyerek uyar ve görünürde bu toplumun bir ferdi gibi yaşardı.

Ama bugün, toplumun bazı fertleri,  “ortak değerler” i benimsemek şöyle dursun,  birlikte yaşama tarzında bile farklı ve aykırı tutum ve davranışları sürdürme konusunda  adeta yarışma içindedir. Bu durum, yaklaşık 170 yıl önce başlayan bir duyarsızlığın ve yanlışlığın getirdiği bir sosyal sapma olayıdır.

Yeni nesiller, kendilerinden önce meydana gelen olayları, eğer ilgi göstermezlerse bilme imkanını kaybeder ve kendi yaşadıkları dönemin alışkanlıklarını “tek gerçek” olarak değerlendirirler. Aynı zamanda, kendilerine sunulan bilgilerin yegane doğru olduğunu düşünürler. Aslında bu konu, tarihi bilginin hadiselerin bütün boyutunu ve gerçekliğini göstermesi ile ortadan kalkabilir. Fakat bu özellik, olayları değerlendirmek isteyenlerin ancak görüp, bilebileceği bir konudur.

Ama, hadiselerin de kendine ait bir  özelliği vardır: Gerçek dünyanın üzerine kurulan sahte dünya, insanları huzurlu ve mutlu edemeyince, toplumun üzerine serilen sır perdesi” kalkar ve  hayatın sahte gerçekler üzerine kurulu esrarı ortaya çıkar. Artık, bir toplumun yalan ve hikayeler ile uyutulması son bularak, gerçek aranmaya başlar..

Gerçek dünyaya ulaşma:

Türkiye; yanlış ,  çarpık ve hayali bir Batılılaşma’nın büyük şokunu yaşamaya başlayalı çok zaman oldu.  Sisler ve bulutlar içinde, Batı’nın uzaktan görülen parlaklığı, Batılılaşmanın hayata aktarılması  ile çabucak söndü.  Uzaktan güler yüzlü, asil ve zeki görünen Batı toplumları, bütün vahşet ve acımasızlığı ile başka ülkelerin zenginliklerini hoyratça ve zalimce elde ettiler.  Ama Batı dünyası, bütün bunları yaparken, söylemlerinde “hürriyet, adalet ve eşitlik” kavramlarını kullanarak, iki yüzlülüğünü ortaya koydu.  Tıpkı, üstatları Makyavelli’nin söylediği ve yaptığı gibi: “Ahlaklı ve iyi davranmak iyidir. Fakat, menfaatiniz söz konusu olduğunda, hemen bu değerlerden vazgeçmelisiniz!..”

Bu coğrafyada yaşayan ve tarihin  bilgi ve eserleriyle yüz yüze olan, ama farklı bir dünyanın rüyasını görenler, aslında kendi gerçekleriyle yüz yüze gelmekten korkan insanlardır. Bu insanlar, çoğu zaman, kolaycılığı tercih etmekte ve olayları yüzeysel bir şekilde değerlendirip, basit ve küçük hedeflerin peşine düşmektedirler.

Günümüzde, ortalama insan tipi, okumayan, düşünmeyen ve kendisine verilen mesajlar ile hayatını şekillendirmeye çalışan, “güdülmeye müsait” insan tipidir !..  Bu insana, bazı gerçekleri anlatmaya çalışırsınız; ama, o bunları düşünemeyecek kadar sığ ve “hazırlop bilgi”ye şartlanmış bir halde bulunmaktadır. Ona, nüfuz edebilme imkanınız sınırlıdır.

Böyle bir duyarsızlığa karşı, elbetteki çaresiz kalmak durumunda değiliz. Beyni yanlış bilgiyle, tecrübesi niteliksiz örnekler ile  dolu olan bu tür kişilere, “yaşanan bir ideal”  son derece etkili olabilecektir. Çünkü bu tür kişiler, sadece yetersiz bir bilgi ile hareket ettiklerinden, onları etkileyebilecek en önemli yol, ahlak ile onların dünyalarına ışık saçabilmek ve sisli düşüncelerinden uzaklaştırabilmektir. Çünkü, tarihi ve sosyolojik bilgilerimiz göstermiştir ki, yaşanamayan hakikatler; insanlar üzerinde fazla bir etki yapamaz.. O zaman gelin, “yaşanabilecek hakikatleri”, ruhları karartılmış toplulukların üzerine bir aydınlık gibi sunalım..

Prof.Dr.Sami Şener

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

 

 

Recent Posts

  • Dünya

Fransız milletvekili, spor etkinliği için gelen İsrailli eski komando hakkında suç duyurusunda bulundu

Fransız milletvekili, İsrailli eski komando hakkında son gelişmeler. Fransız milletvekili, spor etkinliği için gelen İsrailli…

3 dakika ago
  • Genel

ABD’de askeri yetkililerin, bilgi sızıntılarına ilişkin yalan makinesi testinden geçtiği iddiası

ABD'de askeri yetkililerin yalan makinesi testi hakkında son gelişmeler. ABD'de askeri yetkililerin, bilgi sızıntılarına yönelik…

3 dakika ago
  • Dünya

Srebrenitsa Soykırımının Baş Sorumlularından Mladicin Cesedinin Sırbistan’a Törenle Getirilmesi Tepkiyle Karşılandı

Srebrenitsa Soykırımının baş sorumlularından Mladicin cesedinin Sırbistan'a getirilmesi, ulusal ve uluslararası düzeyde büyük tepkilere neden…

19 dakika ago
  • Genel

Srebrenitsa Soykırımının Baş Sorumlularından Mladicin Cesedinin Sırbistan’a Törenle Getirilmesi Tepkiyle Karşılandı

Srebrenitsa Soykırımının baş sorumlularından Mladicin cesedinin Sırbistan'a getirilmesi, ulusal ve uluslararası düzeyde büyük tepkilere neden…

19 dakika ago
  • Genel

Yunanistanın Attika ve Etoloakarnania bölgelerinde yangın çıktı

Yunanistanın Attika ve Etoloakarnania bölgelerinde yangın çıktı hakkında son gelişmeler. Yunanistan'ın Attika ve Etoloakarnania bölgelerinde…

19 dakika ago
  • Genel

Ziraat Türkiye Kupasında 1. eleme turu maçlarının programı belli oldu

Ziraat Türkiye Kupasında 1. eleme turu maçlarının programı belli oldu. Takımların hangi tarihlerde karşılaşacağına dair…

20 dakika ago