islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
47,7750
EURO
55,1850
ALTIN
6.711,76
BIST
14.176,98
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
30°C
İstanbul
30°C
Hafif Yağmurlu
Cuma Parçalı Bulutlu
28°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
28°C
Pazar Çok Bulutlu
28°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
28°C

BAŞ ÜSTÜNDE TAŞINAN DEVLET!

BAŞ ÜSTÜNDE TAŞINAN DEVLET!
21/12/2025 00:17
A+
A-

‘‘BAŞ ÜSTÜNDE TAŞINAN DEVLET!, AYAKLAR ALTINDAKİ HUKUK!’’

(ABD, …Uluslararası Ceza Mahkemesini ve yargıçlarını yaptırım listesine aldı! Basından…)

‘‘ABD–İsrail İlişkisinin Küresel Adalet, Hukuk ve Vicdan Üzerindeki Yıkıcı Etkileri Üzerine Tarihsel Bir Durum Tespiti!’’
-Bu metin, adaletin sistemli biçimde askıya alındığı bir dünya düzenine karşı açık bir itirazdır!
-Bu metin, gücün hukukun yerine geçtiği; hukukun ise yalnızca zayıflara uygulandığı bir küresel mimarinin teşhiridir!
-Bu metin, ABD–İsrail ilişkisini; yalnızca bir “stratejik ortaklık” olarak değil, uluslararası hukuku felç eden, insan haklarını hiçe sayan ve küresel vicdanı paramparça eden hegemonik, yapısal bir çarpıklık olarak ele almaktadır…

Bugün dünya siyasetinde bazı ittifaklar vardır ki artık hiçbir diplomatik teamül, hiçbir güvenlik doktrini ya da klasik müttefiklik diliyle açıklanamaz!
Bu tür ilişkiler, hukuku askıya alan, ahlaki sınırları ortadan kaldıran ve insan hayatını jeopolitik çıkarlara kurban eden bir güç bağımlılığı rejimine dönüşmüştür.
İşte ABD–İsrail ilişkisi de tam olarak bu noktadadır!

TARİHSEL ARKA PLAN: TARAFLI BAŞLAYAN, DOKUNULMAZLIĞA DÖNÜŞEN BİR ÇARPIK İLİŞKİ!
14 Mayıs 1948’de BM’de İsrail kurulduğunda, ABD’nin dakikalar içinde tanıyan ilk ülke! olması, yalnızca diplomatik bir refleks değil; Orta Doğu’nun kaderini belirleyen tarihsel bir kırılma anıdır!
Bu tanıma, BM’de ABD’nin sözde! tarafsız arabulucu iddiasını daha doğuş anında sakatlamış; İsrail’e verilen siyasi, askeri ve diplomatik korumanın sürekliliğini garanti altına alan bir ilişki modelini başlatmıştı.
Soğuk Savaş yıllarında ABD’nin İsrail’i Batı kampının ileri karakolu haline getirilmesiyle bu ilişki derinleşmiş; askeri yardımlar, istihbarat iş birlikleri ve diplomatik himaye, bölgede barışı değil kalıcı bir militarizasyonu beslemiştir…
Bu noktadan itibaren ABD’nin rolü; çatışmaları dengeleyen bir aktör değil, güç dengesini İsrail lehine tek taraflı tahkim eden bir koruyucu kalkana dönüşmüştür.

‘‘HUKUKUN ASKIDA OLDUĞU YER: BM, VETO VE SİSTEMATİK SESSİZLİK!’’
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, kâğıt üzerinde sözde! dünya barışının en yüksek karar merciidir!
Gerçekte ise; İsrail söz konusu olduğunda, ABD vetosunun rehin aldığı işlevsiz bir kullanışlı aparattır!

1970’lerden 2025’e kadar ABD;
• İsrail’in topyekün işgal politikalarına,
• Filistin topraklarına işgalci! yerleşimine,
• Gazze’ye yönelik yıkıcı, soykırımcı askeri operasyonlarına,
• Sivillerin korunmasına dair getirilen karar tasarılarına karşı ABD defalarca VETO mekanizmasını kullanmıştır.
Bu vetolar yalnızca diplomatik metinleri durdurmamıştır.
Bu vetolar insani yardımı durdurmuştur.
Bu vetolar ateşkesi durdurmuştur.
Bu vetolar yaşamı durdurmuş, umudu boğmuştur!

‘‘ULUSLARARASI ADALETİN CEZALANDIRILDIĞI AN: UCM VE ABD!’’
ABD’nin Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne (UCM) yönelik tutumu, bu çifte standardın en zirve noktasıdır. İsrail hakkında gündeme gelen savaş suçu iddialarına karşı Washington;
• Soruşturmaları reddetmiş,
• Yargıç ve savcıları hedef almış,
• UCM’ne ve yargıçlarına yönelik yaptırımlar uygulamış,
• Uluslararası adalet mekanizmasını açıkça tehdit etmiştir!

Bu hukukun cezalandırıldığı an;
Bu, tarihe geçecek kara bir eşiğin adıdır!
Bu noktadan sonra dünyaya verilen mesaj nettir:
• Güçlü olan yargılanmaz.
• Güçlü olan dokunulmazdır.
• Haklı olan değil, güçlü olan haklıdır!
Ve bu mesaj ise yalnızca Filistin için değil, tüm insanlık için açık bir tehdittir!

‘‘KUDÜS: EMANETİN ŞEHRİ!’’
ABD’nin Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıması, sıradan bir diplomatik karar değildir.
Bu;
• Uluslararası hukukun açıkça çiğnenmesidir.
• Kadim bir kutsal mirasa zincir vurma cüretidir.
• Esenlik yurdunun işgali, barış, huzur, kardeşlik ikliminin katledilmesidir.

Kudüs;
Hz. Ömer’in adaletle teslim aldığı,
Selahaddin Eyyubi’nin emaneti olarak koruduğu,
Osmanlı asırlarında tüm inançların barış içinde yaşadığı insanlık mirasıdır.

ABD, Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan ederken yalnızca Filistinlileri değil;
yalnızca Müslümanları değil;
Kudüs’ün evrensel mirasını ve insanlığın ortak vicdanını paramparça etmiştir!

‘‘GAZZE: İNSAN HAKLARININ ASKIDA OLDUĞU COĞRAFYA!’’
ABD, dünyanın birçok yerinde yerli yersiz, insan hakları ihlallerini gerekçe göstererek yaptırımlar uygular!
Gazze söz konusu olduğunda ise bu dil! askıdadır!
Zira sivil katliamlar gerekçelendirilir.
Toplu yıkım, soykırım! meşrulaştırılır.
İnsani felaketler “güvenlik!” maskesinin arkasına gizlenir!

‘‘ASIL TEHLİKE: NORMALLEŞME VE SESSİZLİK!’’
Asıl tehlike ise alışmaktır!
Asıl tehlike sessiz kalmaktır.
Asıl tehlike çifte standardın kalıcı hale gelmesidir.
Bugün olan şudur:
• Uluslararası hukuk bağlayıcılığını yitirmiştir,
• BM ve UCM meşruiyetini kaybetmiştir,
• Adalet! yalnızca mahkeme duvarlarını süslemektedir,
• Güç ise hakikatin yerine geçmiştir!
Bu durum ise sadece Orta Doğu’nun değil;
istikbaldeki olası bir adil küresel düzenin ahlaki çözülüşü ve çöküşü demektir!

‘‘SONUÇ VE OLMASI GEREKENLER: TARİHİN HÜKMÜNDEN KAÇIŞ YOKTUR!’’
ABD, İsrail’i korurken yalnızca bir devleti değil;
• Hukukun üstünlüğünü,
• Adaletin evrenselliğini,
• Uluslararası hukukun inandırıcılığını,
• ABD ve İsrail’in, küresel maşeri vicdan nezdindeki meşruiyetini tüketmektedir!
Bu düzen asla sürdürülebilir değildir!
Hukukun askıya alındığı bir dünyada asla kalıcı bir barış inşa edilemez.
Adaletin seçici! olduğu bir sistem, er ya da geç kendi meşruiyetini yok edecektir!.

Olması gereken açıktır:
• Hukuk, güçlü–zayıf ayrımı olmaksızın uygulanmalıdır.
• BM ve UCM siyasi baskılardan arındırılmalıdır.
• ‘’VETO!’’, bütün bir insanlığın tepesinde sallanan bir kılıç, bir silah! olmaktan çıkarılmalıdır.
• Kudüs ve Filistin meselesi güçle değil, adaletle, hakkaniyetle ele alınmalı ve başkenti Doğu Kudüs olan Filistin devleti mutlaka kurulmalıdır.

Ve bugün dünya şu soruyla yüzleşmektedir:
Eğer adalet, hukuk İsrail için geçerli değilse, kimin için geçerlidir?
Ve eğer adalet! VETO! edilebiliyorsa, hangi barış mümkündür?!
Bu sorular cevapsız kaldıkça, insanlığın geleceği asla güvende değildir!
Ve tarih, bu sessizliği! asla affetmeyecektir!

Erol KAVUNCU

YAZARIMIZ ”EROL KAVUNCU’NUN”, DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA ”TIKLAYINIZ” 

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.