Başkaları Terör Propagandası Yaparken Biz Ne Yaptık?

İbrahim Kalın: Washington Post, Açıkça Terör Propagandası Yapmakta

Cumhurbaşkanı Sözcüsü İbrahim Kalın, Amerikan Washington Post gazetesinin PKK elebaşlarından Cemil Bayık‘ın yazısına yer vermesi hakkında, ‘Washington Post gazetesinin bugünkü nüshasında terör örgütü mensubu bir kişinin yazısını yayımlaması, büyük bir skandaldır’ açıklamasında bulundu. Kalın, şu ifadelerde bulundu: “Washington Post gazetesinin bugünkü nüshasında terör örgütü mensubu bir kişinin yazısını yayımlaması, büyük bir skandaldır. ABD ve AB’nin terör örgütleri listesinde olan ve ABD yönetiminin başına ödül koyduğu bir teröriste sayfalarını açan Washington Post, açıkça terör propagandası yapmakta ve ABD yasalarını da çiğnemektedir. Bunun basın ve ifade özgürlüğü ile izah edilmesi mümkün değildir.”

Başkaları Terör Propagandası Yaparken Biz Ne Yaptık?

ABD ile aramızın son yıllarda hiç de iyi gitmediği herkesin malumudur.Bu yetmiyormuşçasına ikili ilişkilerde her gün yeni bir sorun daha ekleniyor. Washington Post gazetesi, binlerce masum insanı hunharca katletmiş olan PKK’nın elebaşlarından birinin görüşlerine yer vermesi, dolaylı da olsa teröre destek mahiyetindedir. Buna bağlı olarak İbrahim Kalın’ın tepkileri çok yerindedir. Yukarıda verilen ifadelerin yanında Kalın, ayrıca şu açıklamalarda bulunmuştur: “Bir terör örgütünün başını Kürtlerin temsilcisi gibi göstermek, her şeyden önce Kürtlere yapılmış bir hakarettir. Türkiye, terörün her türüne ve onun destekçilerine karşı kararlılıkla mücadele vermeye devam edecektir.”

Şimdi ABD, bu resmî tepkiler karşısında sizce ne diyebilir? Diploması dili, aslında nezakete dayanan dikkatli bir söylem biçimidir. Ne var ki son yıllarda ABD ile Türkiye arasında sarf edilen üslup, çoktan karşılıklı düelloya dönüşmüş durumda. İki “müttefik” ülke, zıt kutuplarda bulunan iki tarafmışçasına diyalog yerine, birbirlerini suçlaması ve diğer tarafın yanlış yaptığını ispatlarcasına bir tutum ve davranış içine girmiştir. Karşı tarafın görüş ve fikirlerini reddetme ve gereksiz yere münakaşaya girme süreci başladığında artık diyalogun mantığı da zedelenmiş olur. Bu durumda her iki taraf, diğerinin hatalarını bulmaya yönelik girişimde bulunur, bütünüyle kendi ön kabullerine gömülür ve onun fanatik bir savunucusu olur. İşte bu minval üzere ABD’nin vereceği cevap şu şekilde olabilir:

ABD Hükümetinden Kurgusal Cevap

“ABD hükümeti, Washington Post gazetesinde Cemil Bayık’ın yazısının çıkmasından haberdar değildi. Ne var ki bizde basın özgürdür ve yapılan haber incelendiğinde daha önceden sizlerin girişimleriyle başlatılan fakat neticede fiyasko ile sonuçlanmış olan barış sürecinin yeniden başlatılması için, hayırlı bir başlangıç olarak görülebilir. ABD, Kürt sorunun çözümünde hep Türkiye’nin yanında yer alan dost bir ülkedir. Bu yazıdan yola çıkarak, hükümetimizin teröre destek verdiği yönünde oluşturduğunuz algı operasyonundan fevkalade rahatsızlık olmuşuzdur. Kaldı ki, Washington Post, ne devlet kontrolü altında olan bir basın yayın kuruluşu, ne de devletin bir gazetesidir.

Üstelik biz sizin gibi kırmızı bültenle aranan ve binlerce Türk askerinin ölümünden sorumlu olan Osman Öcalan‘ı devletin televizyonunda çıkartmadık. Bununla da yetinmediniz, 23 Haziran’daki İstanbul Büyükşehir Belediye seçimlerimden önce PKK’nın lideri terörist başı Abdullah Öcalan tarafından kaleme alınan mektubunu RTÜK’ün denetimi altında olan televizyonlarda ismi daha önce duyulmamış bir akademisyen tarafından duyurdunuz.

İlgili mektupta üstelik sanki Kürt halkının temsilcisiymiş gibi Abdullah Öcalan, Kürtlere ve özellikle HDP seçmenlerine seslenerek, seçimlerde tarafsız kalmalarını istemişti. Herhalde bu atılım ile HDP’lilerin CHP adayına oy vermemeleri ile hükümetinizin adayı olan Binali Yıldırım’ın seçimin favorisi olabileceği düşünülmüştür. Bakınız siz nasıl ki pragmatist bir yaklaşımla “Öcalan Brothers”leri kendi lehinize kullanmak istediyseniz Washington Post da belki de bu mantık çerçevesinde Cemil Bayık’ın görüşlerini kamuoyuna yansıtmış olabilir. Anlıyoruz; Washington Post’a yönelik diplomatik tepkinizle Türk kamuoyuna PKK terör örgütüyle mücadelede ne kadar hassa olduğunuzu göstermek istediniz. Anlayışla karşılıyoruz. Ama inanınız ki Washington Post’un yaptığı, hükümet olarak sizlerin yaptığı karşısında çok masum kalır.”

Ezcümle

Evet, ABD hükümeti karşı atağa geçerek, bu şekilde cevap verirse biz ne diyeceğiz? İmralı, bizi yine aldattı mı diyeceğiz? Yoksa Osman Öcalan‘ı TRT’ye çıkartanları biz en ağır cezayı mı vereceğiz diyeceğiz? Dürüstçe doğruları söylemek gerekirse biz de daha dün “bekâ” derken ve bunu daha çok PKK terör örgütü bağlamında ele almışken, birden “yerli ve millî oluvermiş” “Öcalan Brothers”leri ekranda gördüğümüzde küçük dilimiz yutmuş olduk. Tezadın böylesine ancak ‘bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu.’ denir.

Terörle mücadelede kısa vadeli olarak hükümet lehine olmaktan ziyade uzun vadede devlet ve millet lehine olabilecek stratejik hamleler, itidal üzerine atılmadıkça halkımızın hükümete karşı güveni de sarsılacaktır. Siyasette istikrar, sadece bir partinin iktidar olması ile açıklanamaz. Siyasî istikrar, milletçe belirlenen doğru politikaları, taviz vermeden uygulamaktan geçmektedir. Sözünde, tutum ve davranışlarında dürüstlükten ve doğruluktan ayrılmamak, siyasî istikrarın en önemli belirtisidir. Bu tespit, terörle mücadele konsepti için de geçerlidir.

Prof. Dr. Ali Seyyar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir