Makale

BATIYA YÖNELİNCE NE OLDUK?

BATIYA YÖNELİNCE NE OLDUK?

Bir toplum yönünü değiştirdiğinde sadece pusulasını değil, hafızasını da değiştirir. Türkiye’nin Batı’ya yönelişi, sanıldığı gibi yalnızca teknik bir modernleşme hamlesi değildir. Bu yöneliş, hayata hangi gözle bakılacağını, insanın neye göre yaşayacağını, doğru ile yanlışın kim tarafından belirleneceğini kökten etkileyen bir kırılmadır.

Bu kırılma bir gecede olmadı. Önce “geri kaldık” dendi. Ardından “Batı ilerledi” denildi. Sonra şu cümle kuruldu:

“Batı gibi olursak kurtuluruz.”

İşte asıl mesele burada başladı. Çünkü Batı’dan alet alınmadı, Batı ölçü alındı.

Hayatın Merkezinden Çekilen Hakikat

Bu topraklarda yüzyıllar boyunca hayat, gökten gelen ölçüyle anlam kazanmıştı. Hukuk, ahlak, aile, eğitim ve devlet düzeni; hepsi aynı kaynaktan besleniyordu. İnsan neyi yapıp neyi yapamayacağını sadece kanunlardan değil, hesap vereceği bir kudret bilincinden öğreniyordu.

Batıya yönelişle birlikte bu merkez yerinden oynadı. Hayat, parçalara ayrıldı. İnanç, vicdan köşesine sıkıştırıldı. Sokak başka, okul başka, ev başka, devlet başka bir dile büründü. Aynı insan, aynı gün içinde dört farklı kimlik taşımaya başladı.

Bu kopuş, “dini özgürleştirmek” iddiasıyla yapıldı ama sonuçta din, hayatın dışına itildi.

Yeni Ölçü: Güç, Fayda ve Çıkar

Yeni düzenin temelinde şu anlayış vardı:

“Doğru olan, işe yarayandır.”

Artık iyilik; ahlaki olduğu için değil, kazanç sağladığı sürece makbuldü. Adalet; hak olduğu için değil, sistemin işine geldiği kadar vardı. İnsan, yaratılmış bir varlık olmaktan çıkarıldı; üreten, tüketen, yarışan bir nesneye dönüştürüldü.

Bu anlayış kısa sürede her alana yayıldı. Eğitim bilgi üretmeye başladı ama vicdan üretmedi. Hukuk kurallar koydu ama merhamet öğretmedi. Ekonomi büyüdü ama insan küçüldü.

Kültürde Değişen Anlamlar

Kıyafet değişti, ama asıl değişen bakıştı. Beden, örtülmesi gereken bir emanet olmaktan çıkarılıp sergilenmesi gereken bir vitrine dönüştü. Edep, ağırbaşlılık ve sınır; yerini teşhire ve sınırsızlığa bıraktı.

Bir zamanlar utanmak erdemdi. Sonra geri kalmışlık sayıldı.

Bir zamanlar mahremiyet korunurdu. Sonra aşılması gereken bir engel ilan edildi.

Bu dönüşüm sadece sokakta değil, zihinde yaşandı. İnsan kendine bile yabancılaştı.

Aile: Sessiz Çöküş

Eskiden aile, insanın sığındığı bir limandı. Sorumluluk vardı, sabır vardı, fedakârlık vardı. Şimdi aile, bireysel hedeflerin önünde bir yük gibi gösteriliyor. Bağlanmak korku, sadakat risk, kalıcılık tehdit sayılıyor.

Birliktelikler çoğaldı ama yuvalar azaldı. Kalabalıklar arttı ama yalnızlık derinleşti. Herkes kendini düşünmeye teşvik edildi, sonuçta kimse kimseyi tutamaz oldu.

Ortaya çıkan tablo şudur:

Birlikte yaşayıp birbirine ait olmayan insanlar.

Okuyan Ama Anlamayan Nesil

Eğitim sisteminde bilgi çoğaldı. Diplomalar arttı. Unvanlar uzadı. Fakat hikmet geri çekildi. Bilgi, insanı yücelten bir emanet olmaktan çıkarıldı; rekabet aracına dönüştürüldü.

Nasıl yapılacağı öğretildi ama neden yapılacağı sorulmadı.

Başarmak kutsandı ama doğru olmak unutuldu.

Sonuçta;

Okuyan ama düşünmeyen,

Bilen ama hissetmeyen,

Konuşan ama anlamayan bir nesil ortaya çıktı.

Adaletin Ölçüsü Değişince

Eskiden adalet, güçlüye karşı zayıfı koruyan bir ilkedir. Şimdi ise güç, adaleti tanımlar hale geldi. Kurallar vardır ama herkes için değildir. Hak vardır ama talep edebilen içindir.

Yanlışlar meşrulaştı, sapmalar sıradanlaştı, sınırlar buharlaştı. “Herkesin doğrusu kendine” denildi ve ortak iyinin zemini çöktü.

Toplum, ortak bir vicdanı kaybetti.

Hafızası Kesilen Dil

Bir toplum diliyle düşünür. Dil kopunca düşünce de kopar. Geçmişle bağ zayıflayınca, tecrübe aktarımı kesilir. Bugün birçok insan, kendi tarihinin metinlerini okuyamıyor. Kendi düşünürünü tanımıyor. Kendi kavramlarıyla konuşamıyor.

Bu, sadeleşme değil; unutma hâlidir.

Ve unutulan her şey, bir süre sonra yok sayılır.

Gösteriye Dönüşen Sanat

Bir zamanlar estetik, insanı yukarı taşırdı. Şimdi sarsmak, şoke etmek, sınırları zorlamak sanattan sayılıyor. Güzellik yerini tuhaflığa, anlam yerini gürültüye bıraktı.

Çirkinlik cesaret, ölçüsüzlük özgünlük olarak sunuldu. Ruh değil, dikkat hedeflendi.

Sonuç Yerine Bir Gerçek

Türkiye Batı’ya yönelince ilerlediğini sandı ama kendisinden uzaklaştı. Ne tam Batılı oldu ne de kendi kaldı. Arada kaldı. Kimliksizleşti. Parçalandı.

Mesele Batı’yı tanımak değildi.

Mesele Batı’yı hakikat yerine koymaktı.

Bir toplum ölçüsünü kaybettiğinde her şeyi tartışır hâle gelir; ama hiçbir şeyi çözemez.

Bugün yaşadığımız krizlerin tamamı; ekonomik, siyasal ya da kültürel değil, ölçü krizidir.

Ve ölçü kaybolduğunda, yön de kaybolur.

İslam BAŞARAN 

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

 

Recent Posts

  • Ekonomi

Bakan Bolat: Yıl Sonuna Kadar 6 Milyar Dolarlık E-ihracat Hedefi

Bakan Bolat 6 milyar dolarlık e-ihracat hakkında son gelişmeler. Bakan Bolat, yıl sonuna kadar 6…

20 dakika ago
  • Dünya

İsrail askerlerince öldürülen Eyginin eşinden ABD’ye hukuki süreç eleştirisi

İsrail askerlerince öldürülen Eyginin eşinden ABD'ye hukuki süreç eleştirisi. Olayın arka planı ve hukuki süreçteki…

36 dakika ago
  • Genel

Gülnaz Şırınga Vol 2.0: Özlem Gürses’in TOGG Açıklaması

Gülnaz Şırınga vol 2.0, Özlem Gürses, TOGG hakkında son gelişmeler. Gülnaz Şırınga Vol 2.0 ile…

49 dakika ago
  • Genel

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Geçmişini inkar edenin inşa edebileceği bir istikbal asla yoktur

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Geçmişini inkar edenin inşa edebileceği bir istikbal asla yoktur hakkında son gelişmeler. Cumhurbaşkanı…

1 saat ago
  • Genel

Hakkında Soruşturma Başlatılmıştı: Melih Gökçek, Murat Ağırel Hakkında Suç Duyurusunda Bulundu

Melih Gökçek, Murat Ağırel suç duyurusu hakkında son gelişmeler. Melih Gökçek, gazeteci Murat Ağırel hakkında…

1 saat ago
  • Genel

Aslı Enver: Okulun İlk Günü

Aslı Enver: Okulun ilk günü - Habertürk hakkında son gelişmeler. Aslı Enver, okulun ilk günü…

2 saat ago