islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,4002
EURO
53,3613
ALTIN
6.853,66
BIST
14.973,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
24°C
İstanbul
24°C
Parçalı Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
24°C

BATIYA YÖNELİNCE NE OLDUK?

BATIYA YÖNELİNCE NE OLDUK?
11/01/2026 13:59
A+
A-

BATIYA YÖNELİNCE NE OLDUK?

Bir toplum yönünü değiştirdiğinde sadece pusulasını değil, hafızasını da değiştirir. Türkiye’nin Batı’ya yönelişi, sanıldığı gibi yalnızca teknik bir modernleşme hamlesi değildir. Bu yöneliş, hayata hangi gözle bakılacağını, insanın neye göre yaşayacağını, doğru ile yanlışın kim tarafından belirleneceğini kökten etkileyen bir kırılmadır.

Bu kırılma bir gecede olmadı. Önce “geri kaldık” dendi. Ardından “Batı ilerledi” denildi. Sonra şu cümle kuruldu:

“Batı gibi olursak kurtuluruz.”

İşte asıl mesele burada başladı. Çünkü Batı’dan alet alınmadı, Batı ölçü alındı.

Hayatın Merkezinden Çekilen Hakikat

Bu topraklarda yüzyıllar boyunca hayat, gökten gelen ölçüyle anlam kazanmıştı. Hukuk, ahlak, aile, eğitim ve devlet düzeni; hepsi aynı kaynaktan besleniyordu. İnsan neyi yapıp neyi yapamayacağını sadece kanunlardan değil, hesap vereceği bir kudret bilincinden öğreniyordu.

Batıya yönelişle birlikte bu merkez yerinden oynadı. Hayat, parçalara ayrıldı. İnanç, vicdan köşesine sıkıştırıldı. Sokak başka, okul başka, ev başka, devlet başka bir dile büründü. Aynı insan, aynı gün içinde dört farklı kimlik taşımaya başladı.

Bu kopuş, “dini özgürleştirmek” iddiasıyla yapıldı ama sonuçta din, hayatın dışına itildi.

Yeni Ölçü: Güç, Fayda ve Çıkar

Yeni düzenin temelinde şu anlayış vardı:

“Doğru olan, işe yarayandır.”

Artık iyilik; ahlaki olduğu için değil, kazanç sağladığı sürece makbuldü. Adalet; hak olduğu için değil, sistemin işine geldiği kadar vardı. İnsan, yaratılmış bir varlık olmaktan çıkarıldı; üreten, tüketen, yarışan bir nesneye dönüştürüldü.

Bu anlayış kısa sürede her alana yayıldı. Eğitim bilgi üretmeye başladı ama vicdan üretmedi. Hukuk kurallar koydu ama merhamet öğretmedi. Ekonomi büyüdü ama insan küçüldü.

Kültürde Değişen Anlamlar

Kıyafet değişti, ama asıl değişen bakıştı. Beden, örtülmesi gereken bir emanet olmaktan çıkarılıp sergilenmesi gereken bir vitrine dönüştü. Edep, ağırbaşlılık ve sınır; yerini teşhire ve sınırsızlığa bıraktı.

Bir zamanlar utanmak erdemdi. Sonra geri kalmışlık sayıldı.

Bir zamanlar mahremiyet korunurdu. Sonra aşılması gereken bir engel ilan edildi.

Bu dönüşüm sadece sokakta değil, zihinde yaşandı. İnsan kendine bile yabancılaştı.

Aile: Sessiz Çöküş

Eskiden aile, insanın sığındığı bir limandı. Sorumluluk vardı, sabır vardı, fedakârlık vardı. Şimdi aile, bireysel hedeflerin önünde bir yük gibi gösteriliyor. Bağlanmak korku, sadakat risk, kalıcılık tehdit sayılıyor.

Birliktelikler çoğaldı ama yuvalar azaldı. Kalabalıklar arttı ama yalnızlık derinleşti. Herkes kendini düşünmeye teşvik edildi, sonuçta kimse kimseyi tutamaz oldu.

Ortaya çıkan tablo şudur:

Birlikte yaşayıp birbirine ait olmayan insanlar.

Okuyan Ama Anlamayan Nesil

Eğitim sisteminde bilgi çoğaldı. Diplomalar arttı. Unvanlar uzadı. Fakat hikmet geri çekildi. Bilgi, insanı yücelten bir emanet olmaktan çıkarıldı; rekabet aracına dönüştürüldü.

Nasıl yapılacağı öğretildi ama neden yapılacağı sorulmadı.

Başarmak kutsandı ama doğru olmak unutuldu.

Sonuçta;

Okuyan ama düşünmeyen,

Bilen ama hissetmeyen,

Konuşan ama anlamayan bir nesil ortaya çıktı.

Adaletin Ölçüsü Değişince

Eskiden adalet, güçlüye karşı zayıfı koruyan bir ilkedir. Şimdi ise güç, adaleti tanımlar hale geldi. Kurallar vardır ama herkes için değildir. Hak vardır ama talep edebilen içindir.

Yanlışlar meşrulaştı, sapmalar sıradanlaştı, sınırlar buharlaştı. “Herkesin doğrusu kendine” denildi ve ortak iyinin zemini çöktü.

Toplum, ortak bir vicdanı kaybetti.

Hafızası Kesilen Dil

Bir toplum diliyle düşünür. Dil kopunca düşünce de kopar. Geçmişle bağ zayıflayınca, tecrübe aktarımı kesilir. Bugün birçok insan, kendi tarihinin metinlerini okuyamıyor. Kendi düşünürünü tanımıyor. Kendi kavramlarıyla konuşamıyor.

Bu, sadeleşme değil; unutma hâlidir.

Ve unutulan her şey, bir süre sonra yok sayılır.

Gösteriye Dönüşen Sanat

Bir zamanlar estetik, insanı yukarı taşırdı. Şimdi sarsmak, şoke etmek, sınırları zorlamak sanattan sayılıyor. Güzellik yerini tuhaflığa, anlam yerini gürültüye bıraktı.

Çirkinlik cesaret, ölçüsüzlük özgünlük olarak sunuldu. Ruh değil, dikkat hedeflendi.

Sonuç Yerine Bir Gerçek

Türkiye Batı’ya yönelince ilerlediğini sandı ama kendisinden uzaklaştı. Ne tam Batılı oldu ne de kendi kaldı. Arada kaldı. Kimliksizleşti. Parçalandı.

Mesele Batı’yı tanımak değildi.

Mesele Batı’yı hakikat yerine koymaktı.

Bir toplum ölçüsünü kaybettiğinde her şeyi tartışır hâle gelir; ama hiçbir şeyi çözemez.

Bugün yaşadığımız krizlerin tamamı; ekonomik, siyasal ya da kültürel değil, ölçü krizidir.

Ve ölçü kaybolduğunda, yön de kaybolur.

İslam BAŞARAN 

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.