islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
31,3658
EURO
33,9951
ALTIN
2.089,97
BIST
9.097,15
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
13°C
İstanbul
13°C
Az Bulutlu
Cumartesi Az Bulutlu
12°C
Pazar Açık
16°C
Pazartesi Yağmurlu
14°C
Salı Hafif Yağmurlu
11°C

Bir Ârife Soralım: Âşk, Sabır ile mi Ölçülür?

Bir Ârife Soralım: Âşk, Sabır ile mi Ölçülür?

Soru: Soruma başlamadan önce bizlere muhabbetini bahşeden, zikrini, fikrini nasip eden Celîl ve Cemîl Allah u Teâlâ’ya hamd ü senâ olsun demek isterim. Allah u Teâla’nın en son peygamberi Habibullah Efendimiz’e de salât u selam olsun. Hocam! Çok sıkıntılarım var. Sosyal çevreme karşı tahammülsüz oluyorum. Sabretmek bana çok zor geliyor. Ne yapayım?

Ârif: Allah’a sığındıktan sonra aklın ve dinin gösterdiği yolda sebat etmede ısrarlı ol. Sabır, bir imtihandır hem de iman ile ilgili bir imtihandır. Onun için imanın zirvesi, hükme sabır ve kadere rızadır. Sabır, tam inanmış er kişilerin ahlâkıdır. Belki başta sabır, sana acı ve zehir gibi gelebilir fakat katlandıktan sonra bunu huy edinirsen sana bal gibi gelmeye başlar. Unutma hoşlanmadığına sabretmedikçe, beklediklerini de sahip olamazsın. Onun için başına gelen belalara tahammül etmeye devam et. Sabırlı olanın gönlünde manevî yaralar çıkmaz. Bu da büyük bir nimettir. Çünkü bu durumda sabır sayesinde manen olgunlaşırsın. Namazını da devamlı kılarsan sabretmek daha kolay olur. Çünkü namaz sayesinde Allah’a muhabbetin artar. Muhabbet olursa, sabır kendiliğinden gelir. Üstelik muhabbet, aşka dönüşürse sabra dahî gerek kalmaz.

Soru: Hocam! Nasıl oldu bu iş. Siz beni âdeta sabır sınırını aşan başka bir âleme götürdünüz beni. Muhabbet ile sabır kolaylaşır ve hatta muhabbet ilahî aşka dönüşürse sabır bile unutulur diyorsunuz. Doğru mu anladım?

Ârif: Evladım! Bırak artık şu sosyal çevreden geldiğini zannettiğin sıkıntıları. Sen kendine bak. Allah ile aranı düzelt. O’na karşı muhabbetini artırarak sevgini aşk seviyesine yücelt. Aşk kemâle erişince vücut kalmaz, kuruntu kalmaz, keder kalmaz. O kadar kalmaz ki halkın eziyetini bile hissetmezsin. Böyle bir manevî dereceye yükselirsen dünyevî sabır kaybolur ve sadece Yaratana kavuşma istek ve arzunun sabrına ihtiyacın olur. Biliyorsun sevgiliye vâsıl olmak için de sabır lâzımdır.

Soru: Yani muhabbet ve aşk tâlibi mi olayım?

Ârif: Aynen. Evladım! Sen sosyal çevreden gelen tepki ve baskılara ve dahî kıskançlıklara mâruz kaldığında gülerek geçiver. Zulmedenler hariç cahil insanları da mâzur gör, merhamet et. Zira bu kimseler, bu dünya hastanesinin mânevi hastalarıdır. Hastanede nasıl ki hekim ve hemşireler varsa onlarla ilgilenen hastalar ve hasta refakatçıları da vardır. Sen neye tâlipsin, ona bak. Hekim mi olmak istersin yoksa hasta mı? Sabırla imtihan olduğuna göre Allah, seni daha yüksek bir makamda görmek istiyor. O halde çile çeken ve sabredenlerden olduğuna sevin. Bu sebepten dolayı hep kendi hâlini, nefsini murakabe et. Sabreden aşığın sonu selamettir. Eğer âşık isen yâre, Sakın aldanma ağyâre, Düş İbrahim gibi nâre, Bu gülşende yanan olmaz.

Soru: Peki sabırdan muhabbete, oradan da âşk mertebesine ben nasıl ulaşabilirim?

Ârif: Hazreti Peygamber’in (sav) ahlâkı ile hemhâl olursan, onun gibi sen de sabır göstermede gayret gösterirsen o zaman Allah’ın sevdiği kullarından olursun. Çünkü âşk, muhabbetle, muhabbette de sabırla ölçülür ve en nihayetinde sabır sayesinde muhabbet, kalıcı âşka dönüşür. Kalbinde uyanan muhabbeti ne kadar çok zikir, fikir ve ibadet-taat ile büyütürsen bu muhabbet o kadar hızlı aşka dönüşür. Allah (cc) ile kul arasında aralanması mümkün olan manevî perdeler vardır. Allah’ın izni ile işte bu aşk ateşi de aradaki manevî perdeleri birer birer ortadan kaldırır. İşte sabrın ve ibadetlerin bir sonucu olan bu âşk, seni dünyevî sıkıntı ve dertlerinin bütününü unutturur.

Soru: Gerçek âşıkların özelliği nedir? Bu vasfa sahip olabilmem için, ben ne yapmalıyım?

Ârif: Gerçek âşıklar, hiçbir zaman maddî ve manevî sorumluluklarını ihmal etmez ve edebi elden bırakmaz. Her geçen gün mukaddesatını daha aziz görür, sosyal çevresine karşı daha duyarlı olur, Hak için halkın derdiyle dertlenir ve böylece muhabbete samimiyetle daha çok bağlanır. Öyle ki bu muhabbetten uzaklaştığında kalben ve ruhen bunu hisseder, acı çeker ve huzuru hemen maşukuna sığınmakla bulur. Onun için gayrıdan ümidini kes ve “Allah bes, bâkî heves” de.

Soru: Hocam! “Allah bes, bâkî heves” ne demek tam olarak?

Ârif: “Allah bana yeter, O bana yetişir, başkası veya geri kalan gelip geçici istektir, hevestir” anlamına gelir bu deyim. Onun için hevese uyma çünkü heves, nefsin isteği, faydası olmayan geçici arzu demektir. “Allah bes” diyen, O’na tevekkül etmiş olur yani Allah’a güvenmiş olur.

Soru: Hocam! Gafil Müslümanlar ile Allah’a tevekkül etmiş âşıklar arasındaki fark nedir?

Ârif: Hz. Mevlânâ’nın belki şu sözü buna bir cevap olabilir: “Gâfiller, Allah’ı dünya semalarında arar, âşıklar ise kalp semalarında Hakk’ın Cemâlini müşahede ile meşguldür.

Soru: Muhterem Hocam! Bir dua ile sohbetimizi tamamlasak nasıl olur?

Ârif: İlâhî Yâ Rabbî! Allah için hizmet eden, Resûlullah’a âşık kullarınla kalplerimizi birleştirip Allah için birbiriyle muhabbet edenlerden eyle. Hakkı hak görüp tâbi olmakla bizi rızıklandır. Bâtılı bâtıl olarak görebilmek ve ondan kaçınabilmekle, rızkımıza engel olacak hallerden bizi uzaklaştır. Bizleri gafletten halâs eyle. Cümlemizi ve cümle ümmet-i Muhammedi ıslah eyle ve akıbetlerimizi hayreyle.

Prof. Dr. Ali SEYYAR

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.