islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
16,6044
EURO
17,5728
ALTIN
978,65
BIST
2.554,08
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Hafif Yağmurlu
25°C
İstanbul
25°C
Hafif Yağmurlu
Salı Parçalı Bulutlu
26°C
Çarşamba Az Bulutlu
26°C
Perşembe Az Bulutlu
27°C
Cuma Parçalı Bulutlu
27°C

BİR İNSAN HARCAMA ÖYKÜSÜ

BİR İNSAN HARCAMA ÖYKÜSÜ
07.06.2022
A+
A-

Adam kıymeti bilen, GDO’su bozulmamış lider, kadro ve hareketler; hedeflerine “İnsan kazanmayı” koyarlar. Kazanılmış ve katma değer üreten insanları harcamak, bu kadro için akıllıca bir iş değildir, ötenazidir.

Fakat insanı kazanmak varken harcamak, çağımızın en yaygın ve tedavisi mümkün olmayan hastalıklarındandır. Sanki ıslak mendil misali “kullan at” formülüyle işlemektedir.  Elinin kiri gibi işini görüp silip atıyor çöpe. “İşin bitti nasıl olsa” pişkinliği ile geriye dönüp bakmak da yok asla!

İnsan harcamak, kaprisleri ve egoları tatmin adına âdetâ, başarıya giden yol olarak kabul görmekte, mubah addedilmektedir. Tek kullanımlık peçete muamelesi yapılarak, para harcamaktan daha kolay geliyor insan harcamak… Yetişmiş, kalifiye insan harcayanlar, harcadıkça çoğalacaklarını sanırlar. Fakat harcanacakları çoğaltırlar da farkına varamazlar. Ya da farkına varırlar da, işlerine gelmez, kulaklarının üstüne yatarlar. Yetişmiş insanları harcayanlar, başında bulundukları yapılanmanın, ağaç misali budandıkça, gürbüz bir şekilde büyüyeceğini zannederler. İnsana, odun muamelesi yapmaktır bu… Bu tür harcama, daha çok İslamî camiada sıkça başvurulan hastalıklı bir ruh halidir.

Bu yazımda sizlere, Patagonya ülkesinin Pokonya vilayetinde, yaklaşık 30 yılını davasına vermiş fakat bir çırpıda harcanmış olan Perzincanlı Hüsmen ağabeyin hikâyesini anlatacağım. Hüsmen ağabey, Perzincan Valiliğinde Hukuk İşleri ve Evrak Büro Şefi iken eline geçen bir kasetten Pokonya’da görev yapan bir hocanın ateşli vaazını dinler ve etkilenir. Bu hocanın ekibi aynı zamanda İslami bir dergi de çıkarmaktadır. Hüsmen ağabey, bu dergiyi de takip eder. Bu dergiyi çıkaranlar da, kasetten vaazını dinlediği Hocanın adamlarıdır. Hoca, aynı zamanda derginin başyazarlığını da yapmaktadır. Bir taraftan vaaz kasetleri, diğer taraftan dergideki yazılar, Hüsmen ağabeyi hayli etkiler ve Pokonya’ya hicret edip hocanın hizmet hinterlandına girmek ister. Bu arada 1990 yılında tayini, İçişleri Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığına Şef olarak çıkmıştır. Fakat kendisi tenzili rütbeyi kabul ederek İçişleri Bakanlığında Şef olma yerine Pokonya Valiliğinde memur olmayı kabul eder ve tayininin Pokonya’ya yapılması talebinde bulunur ve öyle de olur. Artık bundan sonra yazı ve vaazlarının etkisinde kalıp İslam’a hizmet aşkıyla dolduğu hocasıyla görev yapacağından dolayı çok mutludur.

Hüsmen ağabey artık Pokonya’dadır ve kendini hocasının hizmetine verir. 12 sene hocanın sekreterliğini yapar. Daha sonra, kurdukları vakfın çeşitli birimlerinde hizmet ifa eder. Sonunda bir Aile Eğitim Derneği kurmasını ve son kalemiz ve okçular tepemiz olan ailelerin sorunları ve mutlu aile olmanın yollarını gösteren Aile Seminerleri düzenlemesi istenir kendinden… O da kolları sıvar ve derneği kurarak başta Pokonya olmak üzere Patagonya’nın birçok il ve ilçelerinde Aile Eğitim Seminerleri başlatır. Konunun uzmanı doktor ve aile danışmanları ile de dernek binasında sorunlu ailelerle ilgili terapiler yaptırır. Yaklaşık 20 yıl devam eder. Pandemi döneminde -her sektörde olduğu gibi- Hüsmen ağabeyin derneğinde de faaliyetler durağanlaşır. Aile Eğitim seminerleri durmuşsa da -çok kısa bir aradan sonra- dernek binasındaki aile terapileri devam etmiştir. Fakat vakıf yönetimi bundan memnun değildir ve “Hüsmen ağabey, sen ne yapıyorsun ki, derneği kapat, git evinde otur” derler. Fakat Hüsmen ağabey “Hayır, kapatmayacağım, devam edeceğim” cevabını verir. Hocasına telefon açar ve ondan da “devam” kararını aldıktan sonra faaliyetlerini -pandeminin imkân verdiği ölçüde- sürdürür.

Hüsmen ağabey, artık derneğin tekrar ayağa kaldırılması ve Aile Eğitim Seminerlerine yeniden başlanması için yönetimi değiştirmek ister ve Genel Kurul yapar. Yıllarca Aile Eğitim Seminerleri vermiş olan eğitimci hocaları yönetime alarak yeni bir vizyonla göreve başlamak üzereyken vakıf başkanı kemik kıran Memo kazan kaldırır. Başkanlığında hiç derneğin semtine uğramayan, “derneği kapat, evinde otur” diyen Memo, “Ben yönetime adam sokacaktım, sen benim bu sesime kulak vermedin, hemen yeni yönetimi istifa ettir ve olağanüstü kongreye giderek tekrar yönetim oluşturalım” fermanını buyurur.

Hüsmen ağabey, Hocasıyla görüşür ve vakıftan müstakil olarak ama vakfa gönül veren insanlarla hizmete devam etmek istediklerini, yoksa bu dernekten istifa edip başka bir dernek kurarak sahaya inmek, ailelerin kalbine dokunmak istediklerini söyler. “Tamam mı, devam mı hocam?” diye de sorar. Hocası da “devam” der. Sonra vakıf başkanı kemik kıran Memo, Hüsmen ağabeyi odasına çağırarak yanındaki iki badi gardıyla beraber “Hemen yönetimi istifa ettir yoksa senin kolunu, kanadını kırarım!” tehdidiyle uğurlar. Onun için bu yazımda bu zat için “Kemik kıran Memo” ifadesini kullanıyorum.

Bu kemik kıran Memo, paranın şımarttığı bir adamdır. Hz. Ebu Bekir; “Mal, hasislerde; silah, korkaklarda; rey de zayıflarda olursa işler bozulur” demiştir. “Yücelikten yoksun” anlamına gelen hasisler, kapitalden aldıkları sahte güçlerle oyun kurmaya çalışırlar ve işleri karıştırırlar. Kemik kıran Memo, Hocanın vaazlarını kasetleyerek cebini doldurup kapitalistleşirken, Hüsmen ağabey, vaazların muhtevasından etkilenip önüne gelen makamı da teperek Pokonya valiliğinde memurluğa razı olup ömrünü İslam’a hizmete adamıştır. Birisi, Hocadan geçinerek kasayı-keseyi doldururken, öbürü Hocadan etkilenerek adanmışlardan olmuştur. Biri dadanmış, öbürü adanmış… İki farklı şahsiyet.

Maalesef Patagonya’da da, Türkiye’de olduğu gibi birileri kasetle parti başkanı olurken, birileri de vakıf başkanı oluyormuş.

Kemik kıran Memo, Patagonya’nın dağ kanunlarıyla idare edildiğini zannediyor olmalı ki, bu faşist tutumuyla bizim eski Türkiye artıkları gibi tehditler savuruyor. Kendini ispat etmiş, onurlu duruşundan taviz vermeyen, “El âlem ne der?” putunu kırmış, “Allah ne der”i hayatının merkezine koymuş olanların bu tür külhanbeyliklere pabuç bırakmayacağını bilmiyor Memo… Eğer biraz Allah’tan korksaydı kendinden en az iki yaş büyük, sırf hizmet için memleketinden hicret etmiş bir muhacire, Ensar kibarlığını, merhametini ve paylaşımını gösterirdi. Gücün ahlakına değil, ahlakın gücüne teslim olurdu. Müslüman, elinden ve dilinden Müslümanların zarar görmediği kimsedir. (Buhârî, İman, 4, Müslim, İman, 65) hadisini birazcık düşünür, yontulmamışlar gibi değil görgülü insanlar gibi davranırdı. Çünkü görgü, kişiyi; sevgi, saygı ve anlayışla donanımlı kılar. İnsanları kabalıktan, katılıktan, asık suratlılıktan, çirkin tavırlardan alıkoyar. Görgü kuralları, insan ve toplum için lüzumlu bir kurallar zinciridir. İnsanların sevgi saygı birlik ve beraberlik içinde yaşamalarını sağlar. Görgü, yaşamayı bilme sanatının özüdür. Görgünün kaynağı, terbiye, zarafet ve nezakettir. Görgü, sabırlı olmayı, sempatik, sevecen ve müsamahalı davranmayı, samimi bulunmayı, kaba ve hoyrat olmamayı gerektirir. Görgü, insanî özelliklerini unutmayan, bunu yerleştirmeye çalışan faaliyetler kuralıdır. Görgü sayesinde fertler ve toplumlar, gerçek manada zarif, nazik ve kibar hareket ederek huzurlu olurlar, huzur verirler ve rahata kavuşurlar, birbirlerine karşı samimi davranırlar, birbirlerini severler, sevdirirler. İnsanların barış içinde yaşayabilmesi; görgülü, idealist, iyi huylu, inançlı, geniş ufuklu fertlerin çoğalması ve başarılı olması ile mümkündür. Nezaketi, inceliği, zarafeti ve kibarlığı içine alan görgülü olmak, özenle korumamız gereken en değerli hasletlerimizdendir.

Bundan dolayı yolun güzel olması yetmiyor, yol arkadaşlarının da iyi, karakterli, kabalıktan uzak, görgülü, kişiliği oturmuş, insan kıymeti bilenlerden olması gerekmektedir. Yoksa insan harcamak kolay ama insan kazanmak ve bir değer üretmek, çok zor bir iştir.

İşte bu görgüsüzlüklerden ve vefasızlıktan sonra Hüsmen ağabey, “Ben bu yontulmamışlarla aynı çuvala girmem” diyerek, yaklaşık yirmi yıl hizmet verdiği derneğinden, eğitimci ağırlıklı kadrosuyla toptan istifa edip kuracağı yeni bir dernekle hizmetine devam kararı almıştır. Yolu açık olsun. Allah başarılı kılsın.

Maalesef bugün Patagonya’da da aynen Türkiye’de olduğu gibi birçok Gönüllü Kuruluş, bu tür kaprisli, görgüsüz kibirlilerin yüzünden amip gibi bölünmektedirler. Kendisiyle kavgalı olan kişilerden oluşan bu tür hizmet grupları, dünyaya nasıl barış sunacaklar acaba? Patagonyalılar, kafalarını iki ellerinin arasına alıp derin derin düşünmelidirler.

                                                                    Musab SEYİTHAN

Yorumlar

  1. Osman Selvi dedi ki:

    Allah Hüsmen ağa nin mu îni olsun, hizmetleri bereketli ve makbul olsun