islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
17,9331
EURO
18,4099
ALTIN
1.039,38
BIST
2.864,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
30°C
İstanbul
30°C
Açık
Pazar Hafif Yağmurlu
27°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
29°C
Salı Az Bulutlu
29°C
Çarşamba Az Bulutlu
30°C

Birçoğumuz Gibi İbrahim Tatlıses de Akıllanmadı

Birçoğumuz Gibi İbrahim Tatlıses de Akıllanmadı

Mirat Haber’imiz için her gün Hürriyet ve Oda TV’ye süratle bakar geçerim. Amacım, okuyucularımıza Müslümanca bakış açısı kazandırabileceğimiz haberler bulup yorumlamaktır.

Bu vesile ile ifade edeyim bu iki medya organımız Türk medyasının özetidir. Ölçülerimize göre ahlâkî kaygı taşımazlar ve İslâm ile çelişmeli ve çatışmalıdırlar. Tarafsız olamazlar, çoğunlukla aleyhte yorumlar yaparlar. Onlara baktıkça şu âyeti hatırlarım:

“ Şimdi sen onları gördüğünde dış görüntüleri hoşuna gider. Söz söylerlerse, sözleri yaldızlı ve etkileyici oluşundan söylediklerini dinlemek istersin. Sanki onlar ruhsuz kalıplar, akılsız bedenler gibi duvara dayandırılmış kütüklere benzerler, korkaklık ve içlerindeki karanlık sebebiyle duydukları her haykırışı, sesi, gürültüyü kendilerine yönelik sanırlar. Onlar Müslüman görünseler de, hakikate düşmandırlar. Onlardan sakın, Allah onların cezasını versin, doğru yoldan sapıklığa nasıl da döndürülüyorlar. “ (Münafikûn 63/4)

31 Ocak 2021 Pazar günü OdaTV’de şu haberi okudum:

“ İbo ŞOV Programında, oryantal Didem Kınalı’nın dans ettiği görüntüler dikkat çekti. Programın konuklarından türkücü Bülent Serttaş’ın oryantal Didem’in dans ettiği sırada gözlerini başka yöne çevirmeye çalışması sosyal medyada gündem oldu.

Öte yandan, oryantal Didem Kınalı’nın kıyafet seçimi de tartışmalara neden oldu. Zira 2009 yılında aynı programa çıkan Kınalı, kıyafetleri dansına daha uygun ve daha açıkken, dün akşamki programda yalnızca sırt dekoltesi vermesi ve simsiyah bir kıyafet giymesi dikkat çekti.

Dünkü program, “Didem’e bak korkuyu gör, Bülent Serttaş’a bak, AKP’yi gör” yorumlarına neden oldu.”

“İbrahim Tatlıses’i Kardeşçe Uyarı” Başlıklı Yazım

Haberi okuyunca, İbo Şov’un yeniden başlaması sebebiyle 16 Kasım 2020’de yazdığım yazıyı hatırladım. Bu yazıyı özüne dokunmadan bazı kısaltmalarla yeniden yayınlayacak, sonra da yorumumuzu sunacağım.

“ İbrahim Tatlıses’i dinlerken, kudretini yansıtırcasına insan sesi ve enstrüman tellerinde içimizi ısıtan, sızlatan ve ağlatan muhteşem ve mucizevi sesler yaratan Allah’ımıza hamd ederek şöylece dua ederdim:

  • Allahım! Tabii konuşmaların bile ileri derecede zerâfet ve letâ­fet kazanacağı Cennet yaşamında, şaheser salonlarda, dev sa­natçıların hiçbir gözün görmediği enstrümanlar eşliğinde ve hiçbir kulağın işitmediği büyüleyici sesleriyle vere­cekleri mûsiki ziyafetlerini dinlemek isterim. Duamı kabul buyur Rabbim.

İbo Şov’u izleten/dinleten İbrahim Tatlıses’in özgün sesi, samimiyeti ve sade kişiliğiydi. O, programlarını, alacağı kültürel yardımlar ve seçerek davet edeceği gerçek sanatçılarla İslâm’ın da onaylayacağı ahlâkî bir düzeye çıkarabilirdi. Hakiki mûsiki ziyafeti haline dönüştürebilirdi.

Sahip olduğu ses, sevgi ve şöhret nimetlerinin şükrü de bunu gerektiriyordu. Ama İbrahim Tatlıses ruha işleyen programlarını belden aşağısına hitabeden görüntülere boğdu. Programlarına şehevî duyguları hareketlendiren genç dansözler çıkardı. Rabbine isyan yoluna girdi.

Tam burada can alıcı sorumuzu soralım.

İbrahim Tatlıses’i 14 Mart 2011’de kim vurdu? Kim kısmen felç edip onu dokuz sene sahnelerden uzaklaştırdı?

Evet İbrahim Tatlıses’i kim vurdu?

İbrahim Tatlıses’in milyonların önüne çıkardığı dansözlerin oluşturduğu şehevî azgınlık kasırgalaştı ve İbo Şov’un altını üstüne getirdi. Kasırganın savurduğu taşlar da birilerinin silahında kurşuna dönüşerek İbrahim Tatlıses kardeşimizi vurdu, kısmen felç etti ama öldürmedi. Rabbimiz onu ve sesini korudu.

Siz bu yorumu uçuk bulabilir ve doğrulamayabilirsiniz ama Rabbim özünü doğruluyor:

“Uğradığınız bütün belalar bizzat yaptıklarınız sebebiyle gelmektedir. Üstelik Allah pek çok günahlarınızı da bağışlıyor.” (Şûra, 42/30)

İbrahim Kardeş! Müslüman bir delikten iki defa sokulmaz. Aklınızı başınıza alınız. Değil dansözlere, mûsikiyi cinselliğini teşhir aracı yapan âr yoksunu sözde sanatçılara da yer vermeyiniz. Kardeşçe uyarıyorum:

Bir darbe daha gelirse kabir sabahında azaba uyanırsınız.

Mûsikî ve İcracılarına Farklı Bakarım

İbrahim Tatlıses Kardeşe Uyarı başlıklı bu yazım, rencide etmeksizin uyarı amacıyla ihlasla yazıldığı için dualar aldım.

Yıllarca önce yazdığım İslâm ve Mûsiki başlıklı makalemden sonra mûsikiyi ve icracısı olan sanatçıları helal ve haram ölçülerini kullanarak değerlendiririm.

Allah’a ve duanın derin gücüne inanan ve Onu alenen anan insanlar olduklarından İbrahim Tatlıses ve Bülent Ersoy gibi sanatçılara, her birimiz gibi manevî yardıma ihtiyaçlı gördüğüm için farklı bakarım.

Yukarıda alıntıladığımız OdaTV haberi ile İbo ŞOV’a yeninden rakkase çıkarıldığını öğrenince inanın irkildim, yüreğim cız etti, içim sızladı.

Çünkü ben Rabbimden aldığım ilhamla şöylece uyarıda bulunmuştum:

“İbrahim Kardeş! Müslüman bir delikten iki defa sokulmaz. Aklınızı başınıza alınız. Değil dansözlere, mûsikiyi cinselliğini teşhir aracı yapan âr yoksunu sözde sanatçılara da yer vermeyiniz. Kardeşçe uyarıyorum:

Bir darbe daha gelirse kabir sabahında azaba uyanırsınız.

Hani derler ya, sen söyleyene değil söyletene bak. Ya Rabbim yazdırıp söylettikleri gerçekleşirse… yazık ki çok yazık.

Yazımızın girişinde OdaTv ile ilgili yaptığım değerlendirmeyi örneklendirmeye vesile olacağı için haberin şu bölümüne de değinmek isterim:

Didem’e bak korkuyu gör, Bülent Serttaş’a bak, AKP’yi gör.” 

Didem’in korkusu olsaydı, milyonarın önünde kadınlığı aşağılatan türden şehvetperestlere yönelik dans edebilir miydi? Hem kimden korkacaktı? İstanbul sözleşmesine evet diyen iktidardan mı, giderek seksüel prodüktörleşen iktidar medyasından mı? Yoksa, Diyanet’in Cuma hutbeleri ile olsun tesettürün ve insanlara yönelik şehevî dansların haramlığını öğretemediği, şimdilerde ekmek derdine düşmüş Müslümanlardan mı? Evet Kimden korkacaktı?

Bülent Serttaş kardeşe gelince … Allah’ın yarattığı yaratılış düzenini yitirmemiş olup özellikle eşi ve çocukları olan bir Anadolu erkeğinin yapması gereken davranış, sergilenen bu tür şehevi dans çirkinliğine yüz çevirmek değil midir?

Bülent Serttaş’ın yaptığı, fıtratını korumuş bir Müslümanın Rabbimizin emri gereği yapması gerekendi. (bak. Nûr 24/30)

Biz Bülent Sertaş’ın güzel bulduğumuz tavrında İstanbul Sözleşmesi’nin üstüne yatan AKP’yi çağrıştıran bir şey göremiyoruz. Keşke görebilseydik. Ama ümitvarız. Çünkü rahmet kapılarını açık tutan Rabbimiz soruyor:

Allah pek bağışlayıcı ve çok merhametli iken Onlar Allah’a dönüş yapmayacak ve bağışlanmalarının istemeyecekler mi? “ (Maide 5/74)

Ali Rıza Demircan
ETİKETLER:
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.