islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
13,4976
EURO
15,2845
ALTIN
770,59
BIST
1.810
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağışlı
15°C
İstanbul
15°C
Yağışlı
Çarşamba Çok Bulutlu
12°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
14°C
Cuma Sağanak Yağışlı
17°C
Cumartesi Sağanak Yağışlı
14°C

Bizler hangi konumdayız?

Hep beraber tarihe tanıklık ediyoruz. Geçmişi unutmadan geleceğimizi nasıl hayal ediyor isek hepimiz doğru zamanda doğru kararı vermek zorundayız.

Bizler hangi konumdayız?

Op. Dr. Ünzile Girişgin

Hep beraber tarihe tanıklık ediyoruz. Geçmişi unutmadan geleceğimizi nasıl hayal ediyor isek hepimiz doğru zamanda doğru kararı vermek zorundayız.

Ülkelerin de iniş çıkışları var ki 16 tane devletimiz hatalarla yıkılmış milli mücadele ile kurtarılmaya çalışılan son devletimiz Türkiye olup hem tarihi, hem dini hem ekonomik hem coğrafi iklimi ve güzel kalpli insanları ile yeryüzünde dimdik ayakta durması gereken bir devlettir.

NASA dünyaya bir ömür biçti. Sevgili Peygamberimiz (sav) de bize pek çok uyarılar yaparak hareket rotamız konusunda ipuçları verdi. Astrologlarda, teolojik tarihi iyi bilen ve Aytunç Altındal gibi çağın analizini çok güzel yorumlayan –ki kendisinin pagan-okült sistemi çözdüğü için zehirlenerek öldürüldüğü söylenmektedir- kişilerde devletimize, milletimize canhıraş seslenmişlerdir.

Son 1-1.5 yılda ne oldu?

Hekimlerin, virolog  ve biyologların silah olarak üretildiği ve özellikle devletleri, milletleri zayıf düşürüp kolaylıkla esaret altına alabilecekleri duruma sokmak için kullanıldığını tartıştıkları bir viral hastalık saldırısına muhatap olduk.

Milli hekimlerimizin bazıları- ki ben de onlardan biri olarak- ısrarla bağışıklık sistemine yatırım yapalım, temiz gıda ve suya sahip çıkalım diye sık sık sesleniyoruz.

Hastanelerimiz, sağlık çalışanlarımız  tüm fedakarlığı yaparken, dinlenme  ve tatile zaman ayırmadan hatta ailelerinden uzak yaşarken eksiği ile fazlası ile süreci en güzel şekilde yönettiler. Şarlatanlar, tıbbı kötüye kullananlar, insanlarımızın masumiyetini suistimal edenler için fırsat doğmuş, bağışıklık sistemine yatırım yapalım diyen hekimler de yeterince önemsenmemiş olabilir.

Hastalıklarla mücadele sürecimiz bitmedi. Hatta Hindistan’dan Irak’a gelen gözleri kör eden bir  karamantarından söz edilmeye başlandı.

2021-2026 yılları arası bir dönüm noktası ise, dönüştürülmek istenen ve planlanan önce beyin değiştirme sonra algıları değiştirilen insanlara hükmetmek ise elbette hastalık ve ölüm korkusu,  maddi gelir kaygısı ile istedikleri daha kolay gerçekleşecektir.

Üzüldüğüm şudur ki;

Hala durumun ciddiyetinin farkında değiliz. Aşı olacağız, salgın bitecek ve hepimiz yeniden çok kolay para kazanıp hep mutlu yaşayacağız. Siyasi kargaşa olmayacak, sokak eylemleri hiç olmaz, bizim ülkemizde zaten hiç darbeler yaşanmadı. İslam Dinini yaşamak her daim çok kolay  ve özgürlükler de sınırsızdı. Ne pagan sisteminin, ne İsrail terör Devletinin ne de İslam adını kullanarak terör yapan örgüt  ve devletlerin Türkiye’ye hiçbir tesiri olmaz.!!!

İnsan elindeki nimetlerin şükrünü yapmaktan her daim aciz kalmıştır. İsyan, israf, bereketin kalkması, tembellik, sahtekarlık, kavga, iftira derken Allah sunduğu ikramları geri alabilir mi?

Hamd etmek…

Prof. Dr. Münir Derman Hazretleri şükretmek kolaydır lakin hamd etmek zordur ve her mümin buna sabredemez demiştir.

Hamd etmek..

Yani yokluğa, acıya,  hastalığa, savaşa, yalnızlığa, iftiraya sabrederek Yüce Mevla’dan gelene razı olabilmek ve her daim şükr haline devam edebilmek. Yurtdışından gelen Türklerle sohbet ederken sağlık masraflarının Türkiye’de ne kadar ucuz olduğu ve verdiğimiz hizmetlerin de ne kadar kolay ve güzel olduğunu ama Türkiye’de yaşayanların her şeyden şikayetçi olduklarını, kadir kıymet bilmediklerini anlatan sözler işitiyorum.

Salgın sürecinde oksijensiz, yataksız kalan vatandaşımız olmadı. Hastanelerde her şey bedavaydı. İnsanın doğasında hep daha fazlasını talep etme isteği vardır. Bizlerin de daha sağlıklı, mutlu, zengin ve refah içinde yaşamayı istemesi tabidir.

Ne var ki insanlarımızın bir kısmı çalışarak, dürüstçe, emek vererek bir şeyler üretmeyi unutmuş gibiler. Hep birileri bize bedava baksın, hep devlet yapsın, hep vakıflar çalışsın, hep borç alalım hep ithal edelim. Suları sattık, fabrikaları sattık, toprağı hayvanı bozduk. Kendi kendimizi hasta eder işler yaptık.

Peki  ama neden?

Daha fazla para kazanıp daha fazla refah içerisinde bu dünyayı zevkli yaşamak için.

Hala şehit veriyoruz. Yani bizler rahat uyuyalım,  canımıza, namusumuza kutsallarımıza saldırılmasın diye genç oğullarımız canlarını feda ederken bizler ne yapıyoruz?

Bu ülke, bu millet, bu Din ve Bayrak için birlik ve beraberlik içerisinde hareket edip birbirimize sahip çıkabilecek miyiz?

Sizlerle beraber neler yapabiliriz?

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.