Analiz

BİZLER HANGİ KONUMDAYIZ!

Hep beraber tarihe tanıklık ediyoruz. Geçmişi unutmadan geleceğimizi nasıl hayal ediyor isek hepimiz doğru zamanda doğru kararı vermek zorundayız. Ülkelerin de iniş çıkışları var ki 16 tane devletimiz hatalarla yıkılmış milli mücadele ile kurtarılmaya çalışılan son devletimiz Türkiye olup hem tarihi, hem dini hem ekonomik hem coğrafi iklimi ve güzel kalpli insanları ile yeryüzünde dimdik ayakta durması gereken bir devlettir.

NASA dünyaya bir ömür biçti. Sevgili Peygamberimiz (sav) de bize pek çok uyarılar yaparak hareket rotamız konusunda ipuçları verdi. Astrologlarda, teolojik tarihi iyi bilen ve Aytunç Altındal gibi çağın analizini çok güzel yorumlayan –ki kendisinin pagan-okült sistemi çözdüğü için zehirlenerek öldürüldüğü söylenmektedir- kişilerde devletimize, milletimize canhıraş seslenmişlerdir.

Son 1-1.5 yılda ne oldu?

Hekimlerin, virolog  ve biyologların silah olarak üretildiği ve özellikle devletleri, milletleri zayıf düşürüp kolaylıkla esaret altına alabilecekleri duruma sokmak için kullanıldığını tartıştıkları bir viral hastalık saldırısına muhatap olduk.

Milli hekimlerimizin bazıları- ki ben de onlardan biri olarak- ısrarla bağışıklık sistemine yatırım yapalım, temiz gıda ve suya sahip çıkalım diye sık sık sesleniyoruz.  Hastanelerimiz, sağlık çalışanlarımız  tüm fedakarlığı yaparken, dinlenme  ve tatile zaman ayırmadan hatta ailelerinden uzak yaşarken eksiği ile fazlası ile süreci en güzel şekilde yönettiler. Şarlatanlar, tıbbı kötüye kullananlar, insanlarımızın masumiyetini suistimal edenler için fırsat doğmuş, bağışıklık sistemine yatırım yapalım diyen hekimler de yeterince önemsenmemiş olabilir. Hastalıklarla mücadele sürecimiz bitmedi. Hatta Hindistan’dan Irak’a gelen gözleri kör eden bir  karamantarından söz edilmeye başlandı. 2021-2026 yılları arası bir dönüm noktası ise, dönüştürülmek istenen ve planlanan önce beyin değiştirme sonra algıları değiştirilen insanlara hükmetmek ise elbette hastalık ve ölüm korkusu,  maddi gelir kaygısı ile istedikleri daha kolay gerçekleşecektir.

Üzüldüğüm şudur ki;

Hala durumun ciddiyetinin farkında değiliz. Aşı olacağız, salgın bitecek ve hepimiz yeniden çok kolay para kazanıp hep mutlu yaşayacağız. Siyasi kargaşa olmayacak, sokak eylemleri hiç olmaz, bizim ülkemizde zaten hiç darbeler yaşanmadı. İslam Dinini yaşamak her daim çok kolay  ve özgürlükler de sınırsızdı. Ne pagan sisteminin, ne İsrail terör Devletinin ne de İslam adını kullanarak terör yapan örgüt  ve devletlerin Türkiye’ye hiçbir tesiri olmaz.!!!

İnsan elindeki nimetlerin şükrünü yapmaktan her daim aciz kalmıştır. İsyan, israf, bereketin kalkması, tembellik, sahtekarlık, kavga, iftira derken Allah sunduğu ikramları geri alabilir mi?

Hamd etmek…

Prof. Dr. Münir Derman Hazretleri şükretmek kolaydır lakin hamd etmek zordur ve her mümin buna sabredemez demiştir.

Hamd etmek..

Yani yokluğa, acıya,  hastalığa, savaşa, yalnızlığa, iftiraya sabrederek Yüce Mevla’dan gelene razı olabilmek ve her daim şükr haline devam edebilmek. Yurtdışından gelen Türklerle sohbet ederken sağlık masraflarının Türkiye’de ne kadar ucuz olduğu ve verdiğimiz hizmetlerin de ne kadar kolay ve güzel olduğunu ama Türkiye’de yaşayanların her şeyden şikayetçi olduklarını, kadir kıymet bilmediklerini anlatan sözler işitiyorum.

Salgın sürecinde oksijensiz, yataksız kalan vatandaşımız olmadı. Hastanelerde her şey bedavaydı. İnsanın doğasında hep daha fazlasını talep etme isteği vardır. Bizlerin de daha sağlıklı, mutlu, zengin ve refah içinde yaşamayı istemesi tabidir.

Ne var ki insanlarımızın bir kısmı çalışarak, dürüstçe, emek vererek bir şeyler üretmeyi unutmuş gibiler. Hep birileri bize bedava baksın, hep devlet yapsın, hep vakıflar çalışsın, hep borç alalım hep ithal edelim. Suları sattık, fabrikaları sattık, toprağı hayvanı bozduk. Kendi kendimizi hasta eder işler yaptık.

Peki  ama neden?

Daha fazla para kazanıp daha fazla refah içerisinde bu dünyayı zevkli yaşamak için. Hala şehit veriyoruz. Yani bizler rahat uyuyalım,  canımıza, namusumuza kutsallarımıza saldırılmasın diye genç oğullarımız canlarını feda ederken bizler ne yapıyoruz? Bu ülke, bu millet, bu Din ve Bayrak için birlik ve beraberlik içerisinde hareket edip birbirimize sahip çıkabilecek miyiz? Sizlerle beraber neler yapabiliriz?

Op. Dr. Ünzile Girişgin 

Recent Posts

  • Gündem

Avrupa Sokaklarında Öfke: Siyonist Etki İhtimali Göz Ardı Edilebilir mi?

Avrupa Sokaklarında Öfke: Kendiliğinden mi, Yönlendirilen Bir Dalga mı? Avrupa'nın farklı ülkelerinde yükselen toplumsal tepkiler,…

2 saat ago
  • Gündem

“Bize Nasıl Kıydınız?”: İnanç, Vicdan ve Haksızlık Üzerine Bir Sinema Hafızası

“Bize Nasıl Kıydınız?”: İnanç, Vicdan ve Haksızlık Üzerine Bir Sinema Hafızası Emine Şenlikoğlu’nun eserinden sinemaya…

3 saat ago
  • Genel

Türkiye Mekke Anlaşması ile Neyi Hedefliyor?

Türkiye Mekke Anlaşması ile Neyi Hedefliyor? MAKALENİN SESLİ ANLATIMI Mekke Anlaşması'nı Türkiye'nin milli çıkarları açısından…

8 saat ago
  • Genel

Türkiye’nin Petrol Üretimi Arttı!

Türkiye’nin Petrol Üretiminde Güçlü Adım Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin enerji üretimine ilişkin sevindirici gelişmeleri…

11 saat ago
  • Genel

Libya’dan Yunanistan’a Eleştiri

Libya’dan Yunanistan’a Eleştiri: Hakkından Fazlasını İstiyor Libya Başkanlık Konseyi Başkan Yardımcısı Musa el-Koni, Yunanistan’ın deniz…

12 saat ago
  • Genel

İsrail’i Protesto Ederken Saldırıya Uğradı

Kemal Sağlam’dan Adalet Çağrısı: “Biz Adalet Arıyoruz!” Rize’de “Kahrolsun İsrail” sloganı attıktan sonra darbedilen Dr.…

12 saat ago