islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,4002
EURO
53,3613
ALTIN
6.853,66
BIST
14.973,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
24°C
İstanbul
24°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

BUGÜN, İKİ YARINA BEDELDİR…

BUGÜN, İKİ YARINA BEDELDİR…
16/12/2025 07:00
A+
A-

BUGÜN, İKİ YARINA BEDELDİR…

Güneş altında buzlarını satmaya çalışan adamın seslenişi dikkat çekicidir: “Sermayesi eriyip giden bu adama acıyın, merhamet edin de bu fakirden buz alın buz. Buz alan yok mu?” Oysa buzdan daha hızlı eriyip giden zamandır; ömrümüzdür. Yaz güneşi nasıl buzları eritiyorsa, zaman da ömrümüzü, hayatımızı tüketmektedir. Adamın buzları için endişelendiği kadar, zamanın ve ömrün akıp gitmesinden endişe duymayan her insan hüsrandadır, ziyandadır, iflastadır.
“Akıp giden zamana yemin olsun ki, insanlık derin bir zarar-ziyan içindedir.” (Asr, 103/1-2)

Çünkü insanın en büyük yanılgısı, zamanı kendi malı sanmasıdır. Oysa zaman bize ait değildir; emanet verilmiş bir ömür sermayesidir. Geçen her gün, geri getirilemez bir kayıp, yitirilen bir hazinedir. Bunu fark ettiğimizde, yaşamımızın her anı mübarek bir ibadet ve eşsiz bir armağan hâline gelir. Gerçek dindarlık, bilgelik ve insanlık; her anı aktif, iyi, doğru ve güzel yaşayabilmekte gizlidir.

Ne var ki, yaşamımızda her bir vaktin bir anlamı, bir amacı ve bir bereketi olduğunu neredeyse tamamen unuttuk. Oysa seherin, şafağın, sabahın, kuşluğun, öğlenin, ikindinin, gecenin; her birinin ayrı bir ruhu, tadı, bereketi ve rengi vardır. Bu yüzden hangi vakti, niçin ve nasıl kullanacağımız hayati derecede önemlidir. Zamana değer katmak; o zamanı iş, hizmet, iz, eser ve iyilikle doldurmakla mümkündür.

Hatta çoğu zaman ürktüğümüz, pek sevmediğimiz gecelerin bile bir imamı, bir öncüsü vardır. O da hayrın, iyiliğin ve bereketin kaynağı olan Kur’an-ı Kerim’i yüreğinde taşıyan Kadir Gecesi’dir. Ve her gece, bin aydan daha hayırlı o geceden bir pay almıştır. Yeter ki aklımızı, irademizi ve vicdanımızı kıyama kaldıralım; divana duralım ve isteyelim. İlim ve hikmet mi istiyoruz, salih evlat ve helal kazanç mı istiyoruz, sağlık-afiyet, huzur ve mutluluk mu istiyoruz, iyi, doğru ve güzel bir kulluk ve ilâhî rıza mı istiyoruz? O yüce kapıdan asla boş dönmeyeceğiz.

Aklın ibadeti olan tefekkürün, derin düşünmenin ve anlamanın kapısını açmak için seher vakti uykudan kalkıp okumaktan, anlamaktan, çalışmaktan ve ilâhî huzura durmaktan daha güçlü bir anahtar yoktur. O vakitte Rabbimizle beraber olmanın saygı, sevgi ve bereket iklimine gireriz. Akıl, göz, kulak, gönül ve bedenî-ruhî tüm yeteneklerimiz o saatte alım moduna geçer.

Velhasıl, zamanın her yönüyle en dingin ve en verimli anı seher vaktidir. Bu vakit, en az iki katından yediye, hatta yetmiş kata kadar bilgi, bilinç, hayır, iyilik, ilim, irfan, hikmet ve bereket kazanmanın tam zamanıdır. En azından sabahın bir saati, gecenin iki saatinden, gündüzün ise yedi saatinden daha bereketlidir.

Demek ki seherle başlayan her günümüz, en az iki yarınımıza bedel olmaktadır. İşte 24 saati 48 saat olarak yaşamak böyle mümkün olmaktadır. (Müzzemmil, 73/1-9, 20)

Kardeş! Sen, ben ve ömrümüz; günlerden, zamandan ibaretiz. Bir gün geçtiğinde, bizden de ömrümüzden de bir parça kopup gitmektedir. Oysa zaman bize emanet edilmiş büyük bir değerdir, bir imkândır, bir kredidir. İslam’da boş zamana yer yoktur; öldürülen her an büyük bir israftır. Ancak bu israf ne ekmek israfına ne de para israfına benzer. Çünkü zaman, Allah vergisidir; ilâhî bir emektir.

Bu yüzden İslam’da tatil yoktur; tebdil vardır. Yani zamanı ve zaman içindeki işi, iyiliği ve meşguliyeti sürekli yenilemek ve çoğaltmak vardır.
“Öyleyse bir işi bitirince hemen başka bir işe koyul; Rabbine yönel ve yalnız O’ndan yardım dile.” (İnşirah, 94/7-8)

Öyleyse bu ilâhî emeğe saygı duyalım ve her günümüzü en az iki yarınımız kadar bereketlendirelim inşallah.

NURİ ÇALIŞKAN

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar, zaman
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.