islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,2207
EURO
50,5377
ALTIN
7.136,03
BIST
13.092,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
10°C
İstanbul
10°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Hafif Yağmurlu
12°C
Salı Az Bulutlu
12°C
Çarşamba Çok Bulutlu
10°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
10°C

ÇİN VE RUSYA İRAN’IN GİZLİ DESTEKÇİSİ Mİ

ÇİN VE RUSYA İRAN’IN GİZLİ DESTEKÇİSİ Mİ

ÇİN VE RUSYA İRAN’IN GİZLİ DESTEKÇİSİ Mİ

Ortadoğu’da tırmanan İran gerilimi artık sadece iki ülke arasında yaşanan bir askeri çatışma olarak değerlendirilmiyor. Sahada ortaya çıkan tablo, bu savaşın arkasında daha geniş bir küresel güç rekabetinin bulunduğunu gösteriyor. İsrail için devrede olan ABD, İran’ı doğrudan hedef alırken, Çin ve Rusya’nın sahada görünmeden İran’a çeşitli destekler sağladığı yönündeki iddialar giderek daha yüksek sesle dile getiriliyor.

Bu iddiaların merkezinde Çin’e ait olduğu belirtilen Liaowang-1 gözetleme gemisi bulunuyor. Geminin Umman açıklarında uluslararası sularda konuşlandığı ve bölgede bulunan Amerikan uçak gemileri, destroyerler, F-35 uçakları ve radar sistemlerinden yayılan elektromanyetik sinyalleri izlediği ileri sürülüyor. Çin’in bölgede konuşlandırdığı bu tür platformlar modern savaşın kritik unsurlarından biri olarak kabul ediliyor. Bu platformlar büyük radar kubbeleri ve gelişmiş sensörleri sayesinde binlerce kilometrelik alandaki askeri hareketliliği takip edebilirler. Eğer Son günlerde sık sık ortaya atılan iddialara bakılırsa bu gemi ABD’nin bölgedeki askeri faaliyetlerine dair verileri toplayarak İran’a dolaylı bir istihbarat avantajı sağlıyor.

Çin’in uydu kapasitesi de bu tartışmaların bir başka boyutunu oluşturuyor. Çin merkezli bazı ticari uydu şirketlerinin Amerikan askeri pozisyonlarına ait görüntüler yayımladığı, Rusya’nın da benzer şekilde uydu ve elektronik istihbarat alanındaki imkânlarını İran’ın lehine kullandığı öne sürülüyor.
Bu tür iddiaların gerekçesi ise, İran’ın sahada gerçekleştirdiği bazı hassas saldırıların arkasında yalnızca kendi imkânlarının değil, daha geniş bir veri ağının bulunabileceği yorumlarına dayanıyor. Nitekim sahada yaşanan bazı gelişmeler bu iddiaları güçlendirir nitelikte görülüyor.

İran’ın savaşın ilk günlerinde, Körfezdeki ABD üslerini nokta atışı yaparak vurması, ABD,askerlerinin kaldığı yerlere füzeler göndermesi sadece İran’ın gücüne dayalı operasyonlar olarak görülmüyor. Ürdün’de bulunan Hava Üssündeki yüksek maliyetli radar sisteminin devre dışı kalması, bazı bölgesel radar ağlarında yaşanan aksaklıklar ve Bağdat’taki yüksek güvenlikli Yeşil Bölge içerisinde bulunan Amerikan Büyükelçiliği çevresine yapılan hassas saldırılar, İran’ın hedef tespitinde oldukça gelişmiş istihbarat verilerinden yararlanmış olabileceği yorumlarını beraberinde getiriyor.

Bu noktada ABD’nin İran’a destek verdiği öne sürülen Çin ve Rusya’yı suçlayacak delillere sahip olmaması ve bu konuda manevra alanının sınırlı olması İran’ın işini kolaylaştırıyor. Ayrıca, Çin gemisinin konumlandığı yer müdahaleye kapalı. Zira, uluslararası sularda bulunan bir Çin askeri gemisine doğrudan müdahale etmek, Pekin’le açık bir askeri krizi tetikleyebilir. Bu ise ABD için hiç de iyi bir sonuç doğurmaz.
Çin donanması bugün gemi sayısı bakımından dünyanın en büyük filolarından birine sahip. Böyle bir gerilim yalnızca Ortadoğu’yu değil, küresel güç dengelerini de sarsabilecek bir çatışma riskini beraberinde getirir. Bu nedenle Washington yönetimi bu tür faaliyetleri izlemekle yetinmek zorunda kalıyor.

ABD, sadece Çin ve Rusya kıskacında değil. ABD açısından bir diğer kritik başlık da Irak. Irak, ABD’nin hareket alanını genişletmesine imkân vermiyor. Washington İran’a karşı askeri baskıyı Irak’ı da devreye sokarak artırmaya çalışırken Bağdat yönetimi son derece temkinli bir politika izliyor. Irak hükümeti topraklarının İran’a karşı bir savaş sahasına dönüşmesini istemediğini açıkça dile getiriyor. İran’a yakın milis grupların ülkedeki güçlü varlığı ve Irak kamuoyundaki anti-Amerikan duyarlılık da ABD’nin hareket alanını ciddi biçimde daraltıyor.

Bu nedenle ABD Irak’ta askeri varlığını sürdürürken aynı zamanda oldukça hassas bir denge politikası yürütmek zorunda kalıyor. Irak’taki Amerikan üslerinin zaman zaman milis grupların hedefi haline gelmesi de Washington açısından sahayı daha kırılgan hale getiriyor.

Ortaya çıkan tablo, İran ile ABD arasındaki gerilimin aslında daha büyük bir stratejik rekabetin parçası olduğunu gösteriyor. Çin ve Rusya’nın doğrudan savaşa girmeden teknoloji, uydu görüntüleri, elektronik istihbarat ve diplomatik destek üzerinden İran’a alan açtığı yönündeki iddialar bu rekabeti daha da belirgin hale getiriyor.

Sonuç olarak Ortadoğu’daki bu kriz yalnızca İran ile ABD arasındaki bir hesaplaşma değil. Aynı zamanda küresel güçlerin sahaya dolaylı biçimde müdahil olduğu çok katmanlı bir mücadele. Sahada füzeler konuşuyor olabilir; ancak asıl savaşın önemli bir kısmı görünmeyen veri ağlarında, uydu sistemlerinde ve istihbarat platformlarında yürütülüyor.
Bu nedenle bugün İran’a karşı atılan her adım, aynı zamanda Washington ile Pekin ve Moskova arasındaki büyük stratejik satranç oyununun da bir hamlesi niteliğini taşıyor.

Adnan Onay

Yazarımız ‘Adnan Onay’ın’ DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA  ”TIKLAYINIZ” 

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

 

ETİKETLER: ABD, asker, ÇİN, Destek, İsrail, Rusya, Savaş
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.