
Cinsel Mutluluk Görevleri 6
Cinsel Hayatın Mahremiyeti ve Sırlarını Korumak
Cinsel hayatı tatmine erdirecek sebeblerden biri de, cinsel hayatın mahremiyeti ve sırlarını korumaktır.
Mahremiyeti Korumak
a‐ Cinsel hayatın mahremiyetini koruyabilmek için, öncelikle şer’î bir mesken edinilmelidir. Diğer bütün insanlar da Rabbimizin anlamı sunulacak Kur’ânî emri gereği (Nûr 27) bu meskenin mahremiyetine saygı duymalı, dokunulmazlığını çiğnememelidir:
“Ey Mü’minler! Kendi evlerinizden başka evlere, sahiplerinden izin almadan ve onlara selâm vermeden girmeyin. Düşünürseniz böylesi bir görgü kuralını uygulamanın sizin için hayırlı olduğunu anlarsınız.”
Şer’î mesken nedir?
Şer’î mesken, kocanın karısı için hazırlaması vâcib görevi olan konuttur.
Zengin koca için şer’î mesken müstakil/bağımsız bir evdir. Orta halli koca için ise en az bir odalı olup, mutfağı ve tuvaleti‐banyosu bağımsız bir dâiredir.[1]
Yaratılışındaki utanma duygusunu koruyarak yozlaşmamış ve özellikle İslâm terbiyesi almış olan erkek ve kadın, hayalıdır/utanma duygusuna sahiptir. Ana‐baba gibi yakın akraba ile de olsa bağımsızlığı olmayan iç içeli meskenlerde, bir arada yaşanılması halinde gerektiği zaman ve arzu edildiği biçimde davranılamaması ve cinsel yaşamlarının bilineceği endişesi, erkeği de kadını da bunalıma düşürebilir.
Yıkanma ve örtünme gibi dînî ölçülerin ihlâline de sebebiyet verebilecek böyle bir ortamdan korunulması ve tarifi yapılan şer’î bir mesken edinilmesi gereklidir.
Bu sebeble bütün imkânlar kullanılmalı; müstakil bir evde veya dâirede ya da bağımsızca bir yerde oturulmalıdır ki cinsel hayat ortamını bulmuş olsun.
Cinselliği de içine alan mutluluk ortamı şer’î meskende oluşabileceği içindir ki, kadın ancak şer’î meskenin hazırlanmasından sonra kadınlık görevleri ile mükellef tutulabilir.[2]
Sırları Korumak
b‐ Cinsel hayatın sırları da korunmalıdır. Bir diğr anlatımla cinsel davranışların açığa vurulamayacağına dâir eşler birbirlerine güven vermelidir. Yüce Peygamberimiz, “Cinsel ilişki halindeki davranışlar, eşlere bırakılmış bir emanettir. Açıklanması en büyük hıyanettir.” buyurmuşlardır.3 Bu hıyaneti işleyen eşleri, erkek ve dişi şeytanlara benzetmişlerdir.
Eşlerin her biri cinsel hayatın sırlarını korumakla vazifeli olmakla beraber, erkek daha duyarlı davranarak eşine güvence vermelidir. Çünkü cinsel davranışların açığa vurulacağı endişesi ve korkusu, kadınların cinsel davranışlarını kısıtlamakta, tatmine erememek bir tarafa, daha da donuklaşmalarına sebep olmaktadır. Yaradılışlarındaki utanma duygusunu yitirmemiş kadınlardaki bu duygu inceliği sebebiyledir ki Allah’ın Resûlü şöyle buyurmuştur:
Kıyâmet Günü Allah katında insanların en şerlilerinden biri de, kendisi karısıyla, karısı da kendisiyle sevişip ilişkide bulunduktan sonra, karısının sırrını (cinsel davranış özelliklerini) açığa vuran adamdır.”[3]
(Devam Edecek)
DİP NOTLAR
[1] H. İ. ve İ. F. Kamûsu 2/450. 147
[2] Hukûk‐ı Aile Kararnamesi Madde 71. 3 Müslim Nikâh 2, Hn. 1436.
3] Müslim Hn. 1437. Yargıtay onayladığı bir boşama kararını şöylece gerekçelendirmektedir: “Eşler arasında yaşanan cinsel hayatın üçüncü kişlere açıklanması,evlilik birliğini temelden sarsacak davranıştır. Kadının haklı bir gerekçe olmaksızın cinsel birlikten kaçınması da müşterek hayatın ve evlilik birliğinin devamına imkân vermeyecek haksız bir tutumdur.Çiftin boşanmasına karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.” Hürriyet Gazetesi,6 Şubat,2005.