
23 Aralık 2024 tarihi yazısında bizim Ahmet Hakan yine döktürmüş. Okuyalım:
{ Colani’nin kıyafet tarzı üç aşamadan geçti:
– BİRİNCİ AŞAMA: Savaş bölgesi lideri gibi haki giysiler giydi.
– İKİNCİ AŞAMA: Yavaşça gömlek ve cekete geçti.
– ÜÇÜNCÜ AŞAMA: Tak diye kravatla görüldü.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, dün ilk kez Şam’a gitti ve Colani’yle buluştu.
Kravatlı Colani görüntüsü de ilk kez işte bu görüşmede ortaya çıktı.
Kravatı kendine yakıştırmasını bilmiş Colani. Ama tabii ki kravat falan değildir önemli olan. Önemli olan şunlardır:
“Suriye gibi savaş yorgunu, çok parçalı bir ülkeyi bütünlük içinde tutabilmektir. Bütün kesimlerin katıldığı bir yönetimi kurabilmektir. Farklı inançların özgürce yaşayabildiği bir ülkeyi ortaya çıkarmaktır. Kravattan ziyade bunlara bakmak gerekir.”}
Trump kravatlı, Putin kravatlı, Makron kravatlı. Bizim Cumhurbaşkanımız ve Diyanet işleri başkanımız da kravatlı. Öyle kravat deyip geçmeyin. Afganistan ve bazı küçük körfez ülkeler dışında Dünya kravatlı. Kravatlılar arasındaki birliktelik nereden geliyor, sorusu önemli olsa gerek. Laiklik olmasın. Olur mu olur. COLANİ’deki kravata yöneliş pek hayra alamet değil. Adamın önce dışını sonra içini kendilerine benzetirler.
Ahmet Hakan bir ara Kanal D de haber sunmuştu. Sunumu kravatlı olarak yapıp yapma hususunda izleyicilerden görüş istemişti. Biz de bu vesileyle bir makale yazmıştık. Söylemek istediklerimizin bir kısmını o makalemizde yazmıştık. Okuyalım:
Putlaştırılan Kravat
[ 1970 yılı Ocak ayında 25 yaşında genç bir İmam Hatipli olarak Süleymaniye Camii’nde Cuma ve Bayram hatipliği görevine başladım. Yeterince bilinçli olmadığımdan olacak modern görüntülü olmak için kravatsız minbere çıkmazdım.
Günlerden bir gün İstanbul Müftü vekili Ali Fikri Yavuz Hoca ile karşılaştığımda kravatlıydım. Beni şöylece uyardı:
“Redhouse sözlüğünün Fransızca ilk baskısında kravatla ilgili olarak şu bilgiler verilmektedir: Kilise ruhbanları Haç takarlar, ruhban olmayıp laik olan halk da dindarlık göstergesi olarak kravat bağlarlar. Bağlanış şekliyle kravat Haç’ı temsil eder.”
Merhum Hocamızın verdiği bilgileri araştıramadıysam da kulağıma kar suyu kaçmıştı. Kravattan giderek soğudum. Kravatla minbere çıkmayı kültürel bir cinayet olarak görmeye başladım. Sonunda moda putunun bu vazgeçilemez aksesuarına boyun eğer olmaktan kurtuldum.
Kendi kedime sorar dururum: Öğrenciler, öğretmenler, akademisyenler kravatlı. Memurlar, polisler, subaylar kravatlı. Genel müdürler, bakanlar hattâ mütedeyyin Cumhurbaşkanlarımız da kravatlı. Yalnızca bizimkiler değil mûcidi olan batılılar kravatlı. Dünya da kravatlı oldu. Gel de buna mecazi anlamda da olsa- Put deme.
Katolik, Protestan, Ortadoks hiç bir Hıristiyan din adamı kravat takmaz. Musevi…ve Budist din adamlarında da kravat göremezsiniz. Bizim İmam-Hatiplerimizin, vaizlerimizin, müftülerimizin ve hatta Diyanet İşleri Başkanlarımızın -maşallah- birbirinden moda kravatları var. Minberde, kürsüde ve mihrapta kravatlıyız.
(Ha bu arada bize sorulan “Sakalsız olup kravatlı olan imamın imameti sahih midir?” şeklinde ki soruyu biz de Diyanetimize soralım.)
Diyanet Teşkilatının büyük çoğunluğu sakalsız ama -yalnızca resmi toplantılarda ve sadece cuma günlerinde bile olsa- yüzde yüze yakını kravatlı. Çoğunluğu “İslâm’ı bir hayat düzeni olarak algılayamayan” bir camiadan başka ne beklenebilir? Allah razı olsun Mehmet Görmez Hocamız sakal bıraktı da bir dönem sakal karşıtlığı da yapılan Diyanet’te olumlu bir adım atıldı.
Ahmet Hakan’a verilen cevaplarda da görüldüğü üzere kravatlı oluş dün olduğu gibi bu günde şıklık nişanı olarak kabul edilmekte.
“İslâma Göre Cinsel Hayat” isimli kitabımın yayınlandığı 1985 yılı sonrasında Posta gazetesi için ünlü iş adamı Ali Koçman’la bir söyleşi yapmıştım. Kravatı bırakmamıştım ama söyleşi için hakim yaka bir gömlekle gelmiştim. “Ben sizin kravatlı çok yakışıklı resimlerinizi gördüm, şık adammışsınız,” diyerek söze başladı. Kravatsız olarak da şık olunabileceğini söyledimse de söz geçiremedim.
Kravat, İslâm’ı içselleştiremeyen batıcılarımız tarafından getirilip takıldığı için ilk dönemlerde bize haram türden “Yabancılara Benzeme” işlemi olarak görüldü; takmaktan mutlaka kaçınılması gereken bir nesne gibi algılandı. Doğru da görüldü ve de algılandı.
Kılık Kıyafet devrimlerimizi gördüğü için bir İslâm aydını olarak içi sızlayan ünlü müfessirimiz Elmalılı Hamdi, Hak Dini Kur’an Dili tefsirinin Yasîn sûresinin 8. ayetinde inatçı inkârcıların halini tasvir sadedinde onların boyunlarına geçirilecek Ağlâli/halkaları kravata benzeterek şöyle der:”
– İlk bakışta çağdaş medeniyetin boyun bağları/kravatlarını hatırlatır görünen bu Ağlâl…”
Kravat bizim şimdiki nesillerimiz için Yabancılara Benzeme yani günah konusu olmaktan çıktı gibi görünüyorsa da bizim gibi İslâm’ın gariplerinin içini kemirmeye devam ediyor.
Maddeci eğitim müfredatlarından/harflerinden faizli ekonomiye, kanla kabul ettirilmiş tercüme yasalarımızdan kadınlarımızın yarı çıplaklığına kadar Yabancılara benzemeyen yönümüz mü kaldı ki…
Hulâsa Colani’deki kravatlı değişim dileriz düşman azaltmak için taktiksel olmuştur.
Ali RIZA DEMİRCAN
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-
Muhterem Hocam,
Püf noktasını yakalamış bir mütefekkire yaraşır tesbitleriniz için müteşekkiriz. Devrim ve Değişikliklerin öncelikle Sembollerle başlatılması bir tedriç usülüdür. Batıla benzemeyi içine sindirebilenler, batıl gibi düşünme ve yaşamaya alışabildikleri tecrübe ile sabittir.
Rabbim sizleri ve bizleri rızasından ayırmasın.