
Takvimler 1971’i gösterdiğinde, Basra Körfezi’nin kıyısında yedi emirliğin birleşmesiyle “Birleşik Arap Emirlikleri” adında bir yapı dünya sahnesine çıkarıldı. Yüzölçümü küçük, yerli nüfusu bir mahalle ölçeğinde olan bu yapının, yarım asır geçmeden küresel finansın merkezi ve bölgenin “operasyonel gücü” haline gelmesi, bir başarı hikayesi mi yoksa titizlikle kurgulanmış bir “jeopolitik mühendislik” projesi midir?
BAE’nin ne köklü bir siyasi geçmişi ne bir kurtuluş mücadelesi ne de kadim bir düşünce geleneği vardır. Şeyh Zayed’in dualarıyla bir gecede imar edildiği sanılan bu vaha, aslında İslam dünyasının kalbine saplanmış bir “finansal hançer”dir. Henry Ford’un 1921’de “Uluslararası Yahudi” kitabında bahsettiği o “arkadan yönetme” iradesi, 1971’de BAE üzerinden ete kemiğe bürünmüştür. Batılı Siyonist sermaye, İsrail’in askeri risklerini taşımayan ama çıkarlarını koruyan bir “vekâlet üssü” inşa etmiştir.
Bugün BAE’de 800 bin yerli halka karşılık, 200 farklı milletten 9 milyon yabancı yaşamaktadır. Havalimanından orduya, istihbarattan teknolojiye kadar her şey yabancı uzmanların ve lejyonerlerin elindedir. BAE, yerli vatandaşı vitrinde tutan ama ruhu ve beyni küresel odaklara bağlı bir “sömürge valiliği” modelidir.
BAE’nin finans gücü bir “donanım” ise, bu yapıyı İslam dünyasının bağrına saplayan en kirli hançer şüphesiz Muhammed Dahlan’dır. Filistin davasının içine sızdırılmış bu “münâfık”, Al-Zayed ailesinin “Güvenlik Danışmanı” sıfatıyla bölgedeki tüm darbelerin ve fitnelerin baş mimarıdır. Dahlan, Siyonist istihbaratla (Mossad) eşgüdümlü çalışarak, İslam dünyasındaki bağımsız hareketleri içeriden çökertmek üzere kurgulanmış bir “müfsid yazılım”dır.
Dahlan’ın ihanet ajandasında Türkiye, en stratejik hedeftir. Türkiye’nin istiklalini hedef alan 15 Temmuz hain darbe girişiminin finansal ve operasyonel karargahı Abu Dabi, saha operatörü ise Dahlan’dır. Darbe öncesi FETÖ’ye aktarılan milyonlarca doların koordinatörlüğünü yapan bu alçak, Ümmetin son kalesi olan Türkiye’yi düşürerek İslâm coğrafyasını Siyonist genişlemeye tamamen açmayı hedeflemiştir. Darbe gecesi yürütülen dezenformasyon savaşı ve “Erdoğan kaçtı” yalanlarının arkasındaki “elektronik sineklerin” trol ordusunun komutası bizzat onun elindedir.
BAE, bugün dünyanın en çok silah harcaması yapan ülkelerinden biri. Ancak bu silahlar ne işgalci İsrail’e ne de Ümmetin düşmanlarına doğrultulmuştur. Dahlan’ın stratejik aklıyla yönlendirilen Abu Dabi’nin mühimmatı; Yemen’de çocukların, Libya’da istikrar arayan halkın, Sudan’da sivil iradenin üzerine yağmaktadır. Bu, İslam tarihinin gördüğü en büyük “fitnetü’l-kübra”lardan biridir; Müslüman’ın parasıyla Müslüman’ın kanını akıtmak…
BAE’nin operasyonel sahası Körfez ile sınırlı değildir. Sudan ve Somali’de limanları ele geçirerek Ümmetin deniz yollarını rehin almakta; Doğu Akdeniz’de Yunanistan ve İsrail ile ittifak kurarak Türkiye gibi bölgesel direnç odaklarını kuşatmaya çalışmaktadır. Bu, sadece siyasi bir rekabet değil, Dahlan’ın kiralık fitne çeteleri üzerinden İslam coğrafyasının can damarını kesme hamlesidir.
Asıl tehlike ise “Yumuşak Güç” (Soft Power) adı altında yürütülen kültürel erozyondur. Abu Dabi’de inşa edilen “Abrahamic Family House” gibi projelerle İslam’ın özü boşaltılmakta; medya ve dizi sektörüyle genç nesillere “seküler, köksüz ve pasifize edilmiş” bir din anlayışı pompalanmaktadır. Sosyal medyadaki troller ise her gün Filistin davasını değersizleştirmekte ve Siyonizm’in “gönüllü avukatlığını” yapmaktadır.
Tüm bu sürecin varış noktası, “Yüzyılın Anlaşması” adı verilen ihanet belgesidir. BAE ve onun Filistin içindeki “truva atı” Dahlan, Kudüs’ün tapusunu işgalciye devreden, Filistinli kardeşlerini bir avuç dolara satmaya çalışan bu projenin en büyük finansörü ve operasyonel ayağıdır. 1971’den beri ilmek ilmek dokunan bu hıyanet ağı, bugün Mescid-i Aksa’nın kapısında Siyonistlerle el sıkışmaktadır.
Hulasa; Birleşik Arap Emirlikleri, İslam dünyasının kalkınma modeli değil; Siyonist bir “yazılımın”, Arap bir “donanımla” ve Dahlan gibi kiralık bir operatörle birleştiği, Ümmetin uyanışını engellemek için tasarlanmış bir “fitne fabrikası”dır. Bu yapı; finansıyla Karunlaşmış, siyasetiyle Firavunlaşmış ve kültürüyle münafıklaşmıştır. Ancak unutulmamalıdır ki; çöle kurulan saraylar ve Mescid-i Dırar’lar, bu ümmet uyanıp kıyama kalktığı gün yıkılmaya mahkûm olacaktır. Ümmetin gerçek istiklali, bu ve bunun gibi Truva Atları’nı fark edip kendi medeniyet stratejisi ve manevi surlarını tahkim etmesiyle başlayacaktır.
Neticede; düşman ordularının gücü, trollerin gürültüsü ve hıyanet şebekelerinin kumpasları ne kadar büyük görünürse görünsün, batıl her zaman yok olmaya mahkûmdur. Şunu asla unutmamalıyız ki; düşman asıl gücünü kendi imkânlarından değil, Ümmetin dağınıklığından ve parçalanmışlığından almaktadır. Biz bir ve beraber olduğumuzda, yenemeyeceğimiz hiç bir ordu yoktur.
Rabbimizden niyazımız; bu necip Ümmetin evlatlarına sarsılmaz bir îmân ihsan eylemesi, içimizdeki tefrika ateşini söndürmesi ve bizi kendi öz medeniyetimizin ihyası yolunda ‘bünyanun mersus’ (kenetlenmiş bir bina) eylemesidir. Rabbim, bu coğrafyada kurulan her türlü sinsi tuzakları, kuranların başına makûs eylesin; hıyanet odaklarını kendi kanlarında boğsun. Şüphesiz ki O, tuzak kuranların en hayırlısıdır.
Gayret bizden, tevfik ve zafer ise yalnızca Allah’tandır.
Yakıt, hastanelerin ve sağlık merkezlerinin çalışmasını sağlayacak Katar'dan Gazze'ye Büyük Destek! Katar Dışişleri Bakanlığının 17…
TÜRKİYE'DEN EĞİTİMDE TARİHİ SIÇRAMA: PISA 2025'TE DÜnyaya DERS VERDİK! AK Parti hükümetinin eğitime ve gençlere…
SPK VE FON OPERASYONLARI: NELER OLUYOR? Bugün yaşadıklarımız, “2001 ölçeğinde bir ekonomik kriz” olmasa da…
Yeniden İslâmî Medeniyet Mümkün mü? - 2 İTİRAZDAN İNŞAYA: YENİDEN İSLÂMÎ MEDENİYET NASIL MÜMKÜN OLUR?…
ALMANYA’DAKİ TÜRK'LERİN KİMLİK EROZYONU: TÜRK KÖKENLİ SİYASETÇİLERİN ASİMİLASYON İLE İMTİHANI Almanya’nın değişik eyaletlerinde 26 yıl…
Husi Sözcüsü Buhayti: "Bu işe Türkiye ve Pakistan karışırsa onları da Arabistan'ı vurduğumuz gibi demir…
View Comments
Allah razı olsun.
Bu dizi konusu önemli, Ashabı keyf dizisi yıllar önce çekilmiş olmasına rağmen hiç bir ulusal ve bildiğim kadarıyla yerel televizyonda yayınlanmamıstır. Bu diziyi mümin hani gericiler denilenlere bile sorduğumda diziden haberleri yok. Algı ve propoganda ile insanları formatlıyorlar ve geleneksel üretilmiş ve benzetilmiş bir müslümanlık yaşatıyorlar. Araştıran tetkik eden müslüman ötekilestiriliyor ve terörize edilerek budanıyor. Kesiliyor, kurutuluyor yüz yıldan uzun bir süredir bu böyle devam ediyor. Maalesef. İranın füze attığı ülkelerin hepsi bea ile aynı etiketlerine bakmayın hepsi aynı yerden kumanda ediliyor.
Teşekkür ederim hocam sağol Allah razı olsun
Tebrik ederim hocam nokta atışı bir tespit...