
Cübbeli Ahmet Hoca’dan Büyü İddiaları: Samimiyet Tartışması ve Toplumsal Yozlaşma Tehlikesi
Kamuoyunda “Cübbeli Ahmet Hoca” olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, geçtiğimiz yıllarda cemaatiyle gerçekleştirdiği bir sohbet esnasında oldukça sıra dışı ve tartışmalı iddialarda bulundu. Kendisi dahil olmak üzere bazı din görevlilerinin büyü yoluyla hedef alındığını öne süren Ünlü; gece yurtlarda kalan kız öğrencilerin kaldırılarak büyü işlerinde kullanıldığını iddia etti ve iddialarını Fener Rum Patrikhanesi’ne kadar uzattı.
Ancak bu açıklamalar, İslam dini esasları ve toplumsal sorumluluk açısından bakıldığında ciddi çelişkileri ve tehlikeleri beraberinde getiriyor.
Kendi Söylemleriyle Çelişen Bir Tablo
Cübbeli Ahmet Hoca’nın bu mağduriyet söyleminin arkasındaki en büyük çelişki, geçmişte bizzat kendi yaptığı açıklamalarda gizli. Daha önceki sohbet ve konuşmalarında havas, vefk, muska ve benzeri metafizik / büyü nitelikli işlerle ne kadar içli dışlı olduğunu açıkça dile getiren Ünlü’nün, bugün “bana ve hocalara büyü yapılıyor” diyerek şikâyet etmesi kamuoyunda inandırıcılık sorgulamasına yol açıyor. Büyü ve metafizik unsurlarla bu kadar meşgul olan bir figürün, aynı yöntemlerle hedef alındığını iddia etmesi manidar bulunuyor.
İslam Dinine Göre Büyü ve Sihir: Şirke Yakın Büyük Günah
İslam alimlerinin ve sahih kaynakların üzerinde birleştiği en temel hususlardan biri; büyü, sihir ve kehanet gibi işlerle uğraşmanın İslam akidesine tamamen aykırı olduğudur. Kur’an-ı Kerim ve hadis-i şeriflerde büyü yapmak, yaptırmak ve büyücülerden medet ummak kesin bir dille yasaklanmış; hatta şirke (Allah’a ortak koşmaya) yakın en büyük günahlardan biri olarak kabul edilmiştir.
İslam hukukuna ve alimlerin görüşlerine göre, büyü ve muska gibi konulara ancak ve ancak kişiyi olumsuz etkilerden koruma veya mevcut bir zararı tedavi etme (şifa) amacı sınırları dahilinde, o da sadece meşru ayet ve dualarla izin verilmektedir. Bunun ötesinde büyü dünyasıyla yatıp kalkmak, gizemli ritüellerden medet ummak veya toplumu bu tür metafizik korkularla yönlendirmeye çalışmak İslam’ın özüyle bağdaşmaz.
Toplumu ve Sevenlerini İfsat Etme Tehlikesi
Geniş kitleler tarafından takip edilen, ekranlarda ve sohbetlerde İslam adını temsil ettiğini öne süren tanınmış bir ismin; hurafeleri, sihri ve büyüyü sürekli gündemde tutması toplumsal bir yozlaşmaya (ifsada) zemin hazırlamaktadır.
Sonuç olarak; din adamı kimliği taşıyan kişilerin toplumu hurafelerden, batıl inançlardan ve büyü gibi büyük günahlardan uzak tutması gerekirken; bizzat bu işlerin içinde yer alıp ardından mağduriyet üretmesi İslam’ın aydınlık mesajına zarar vermektedir. İslam dini hurafelerle değil, sahih bilgi ve tevhit inancıyla yaşanır.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube
Bu şahsın piyasaya çıkıp, baştamüslümanalra düşmnlığı ile maruf Fatih Altaylı’nın TEKE-TEK programları olmak üzere TV Ekranlarında arz-ı endam etmeye başladoığı günlerden bu ya a sevirmediği çam, kırmadığı bardak ve İslâm Dinine verdiği onlarca zarar klmadı diyorum! Bu kadar tahribattan sonra ömrünün sonuna kadar hiç konuşmaması, işlediği maisyetlerin tevbesi için günlerinğ tevbe etmekle geçirmesi gerekirken hala futürsuzca konuşmalrına dvam etmesi çok şaşıkacak bir durumdur ! Bilindiği gibi, kendisi ve Cemaati önceleri muteveffa N.Erbakanın Partisi için miltanlık yaparlrken AKP’nin kurul ması il bu kez bu partnin fanatikliğin soyundulkar ! Öyle ki, seçimelrde AKP’yi destekelmek FARZ’dır.” küfürr sözünü bile ortaya attılar ! Her bir müslüman bunalrdn ne kadara uzak durursa o kadara kendisini emniyete almış demektri diyorum. Allah ıslah etsin ve şerlerinden de muhfaza buyursun !