
CUMHURBAŞKANIN GÜÇLENDİRDİK DEDİĞİ BAĞ
Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir konuşmada, “Devlet ve millet arasındaki bağı güçlendirdik” diyor. Aslında bu milletin tarihsel sürecine baktığımızda, bu milletin devletle olan bağı her zaman güçlü olmuştur. Devlet bu milletin zihin dünyasında, Allah nasıl karşılık bulmuş ise, öyle karşılık bulmuştur ve devletiyle bağı hiçbir zaman zayıflamamıştır.
Millet içinde laik seküler iktidarın meşruiyet sorunun tartışan bir avuç Müslüman dışında, muhafazakârından tarikatçısına, avamından akademyasına kadar hemen her kesimin devletle bağı çok güçlüdür ve halen de öyledir.
Devlet, gel der gelirler, öl der ölürler, ver der verirler, askere derler, askere gider, neslinizi eğiteceğiz derler, nesillerimizi elimizden alırlar… Ve millet, bütün bunların hiçbirine itiraz etmeden teslim olur. Çünkü bu millet devlet merkezli varoluşa inanmıştır. “Devletin vardır bir bildiği” demiş, “Hikmet-i hükümet” demiş ve “Devamı devlet diye” dua etmiş, devletle arasındaki bağı her daim güçlü tutmuştur, tutmaktadır. Bunun yanlış bir şey, itikaden sakıncalı olduğunu söyleyenlere de çok derin husumetler beslemiştir.
Aslında Sayın Erdoğan’ın milletle bağını güçlendirdiği bir şahıs varsa o Mustafa Kemal Atatürk, bir ideoloji varsa, o da Kemalizmdir. Gerçekten de 23 yıllık iktidarları döneminde, bu memleketin öz değerleriyle, gelenek göreneğiyle, dini ve örfi inancı ile hiçbir bağı olmayan, tamamen yabancı ve Avrupalı bir şahısla ve onun ideolojisiyle, milletin bağını kurdu ve güçlendirdi.
Kemalist iktidarların döneminde bile gerçekleşmeyen saygı, sevgi, muhabbet, çeşitli ululama ritüelleri icat edildi. Mesela, masum yavrularımızın okul önündeki Atatürk büstüne secde ettirilmeleri, ilk kez Erdoğan İktidarına nasip oldu. Ne hikmetse hiçbir yetkili bu sapkınlığın peşine düşmedi.
Artık Atatürk’ün kabri Anıtkabir, Erdoğan iktidarı döneminde en inançlı kutlamalara sahne olmaya başladı. Resmi bayramlarda yapılan ziyaretlere, sakallı şalvarlı çarşaflı pür-tesettür insanlar akın etmeye başladı. Atatürk’ün ölüm yıldönümünde camilerde mevlitler, sokaklarda lokma hayırları yapılmaya başlandı.
Saygı duruşunda durmayanlar tutuklandı, yapılan icraatları eleştirenler gözaltına alındı. Bu tarihe kadar böyle olaylara şahit olmamıştık. Bunları millete göstermekte, Sayın Erdoğan iktidarına nasip oldu.
Gerçekten de Sayın Erdoğan, Kemalizmle hiçbir bağı olmayan bu milletin, Kemalizmle önce bağını kurdu, sonra o bağı olabildiğince güçlendirdi. AKP İktidarı döneminde millet, Kemalizmin bütün resmi bayramlarını en inançlı bir şekilde kutlamaya başladı.
Serdar Turgut, Habertürk’te 29 Ekim 2011 yılında yazdığı “Cumhuriyetin En İnançlı Bayramı” makalesinde, 14 yıl önce bugünleri görmüş gibi ifadeler kullanır. Serdar Turgut’un ifadeleriyle, Cumhuriyet rejimi çökmek üzereyken, AKP ve Erdoğan mevcut rejimi kurtarmıştır.
Makalesinin sonunda şöyle der Serdar Turgut: “Sizi bilmem ama benim gönlüm artık, Cumhuriyet Bayramı günlerinde Atatürk’ün resminin asıldığı her yerde yanına Recep Tayyip Erdoğan’ın da resminin asılmasını istiyor. Çünkü bu iki kişi arasında derin bir bağlantı olduğunu hissediyorum.”
Erdoğan muhalifi bir gazetecinin kısa bir konuşmasına denk geldim birkaç gün önce. Erdoğan ve AKP’nin iktidarı boyunca yaptığı tek iyi şeyin, bu millete Atatürk’ü sevdirmek olduğunu ifade ediyordu. Biraz düşündüm, yerden göğe haklıdır.
Sayın Erdoğan, devletle millet arasındaki bağı değil ama Atatürk ile millet arasındaki bağı hem kurdu, hem de güçlendirdi. Bunu başarmak da, alnı secdeli muhafazakar iktidara nasip oldu.
YAKUP DÖĞER
Yazarımız ‘’Yakup Döğer’in’’ DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA ”Tıklayın”
SOSYAL MEDYADAN SİZİN İÇİN SEÇTİKLERİMİZ "Neden Allahü Ekber Diyoruz" İSLAMİ HABER "MİRAT" YOUTUBE
UCM Başsavcısı Karim Khan’dan Dikkat Çeken Açıklama: "UCM Afrika ve Putin İçindir, Batı İçin Değil":…
Londra'da Şok Eden Saldırı: Yahudi Bir Kişi Bıçaklı Saldırıya Uğradı İngiltere'nin başkenti Londra, sokak ortasında…
ALIN TERİ VE 1 MAYIS ÜZERİNE Bütün işçi ve emekçi kardeşlerimizin 1 Mayıs Emek ve…
Polonya Milletvekili Braun’dan AP Genel Kurulu’nda ‘Gazze’ Çıkışı Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu, Polonyalı milletvekili…
Kamâlistlerden Beter mi Olduk? AİLE HAYATINI ÇÖKERTİYOR, NÜFUS ARTIŞINI DA ENGELLİYORUZ • Kadının ekonomik ve…
View Comments
Neredeyse tüm kötülüklerin kaynağı Recep Tayyip Erdoğan'dır diyeceksiniz diye çok korktum. Yazıya bakıyorum: Feraset ve Hikmet yoksunu biri tarafından yazıldığı hemen belli oluyor. Adama sormazlar mı, yıllardır boş konuşmaktan başka ne yaptınız.
SİZİN GİBİLERE SÖYLENECEK TEK SÖZ VAR: Nankör ve Vefasızsınız. 28 Şubat gibi yaşadığımız günleri çok çabuk unuttunuz..
Yakup Bey, biraz haksızlık olmamış mı? Tayyip Erdoğan birçok konuda çok güçlü görünebilir. Ancak, iaik demokratik bir ülkede gücünün kaynağının halk çoğunluğu olduğunu biliyorsunuz. Kemalizm 100 yıldır halkın damarlarına işlemiş. Camiden çıkan Müslüman bile Atatürk diyor. Hactan yeni gelmiş namazında niyazında dindar halam "Oğlum, camilerde niye Atatürk'e dua etmiyor bu hocalar" diyor. Kolay mı zannediyorsunuz? Okul kitaplarındanın kapağındaki M. Kemal resmini bile kaldırmaya yeltense, yanında ne MHP kalır, ne asker kalır, ne halkın çoğunluğu.. Biraz insaf!..
Arkadaşlar öncelikle ilginiz için teşekkür ederim. Biz Müslümanlar, iyi olana iyi, kötü olana da kötüdür diyebilmeliyiz. Eğer sizler böyle düşünüyor ve olup biten bütün hadiselere bu gözlükle bakıyorsanız, birbirimize bir şey anlatmamızın imkanı yok demektir.
Sayın Murat Mercan, ben ve benim gibiler BOP Eş başkanı ve küresel katil sömürgeci Trump'un canciğer dostu Erdoğan'dan herhangi bir nemalanmamız olmadı ki, nankör ya da vefasız olalım. Ayrıca "NANKÖR VE VEFASIZ" yaftalamanız hiç yakışık almamış..
Sonra, iktidar eleştirisi yapanların önüne bir duvar gibi çıkarıp durduğunuz 28 Şubat dönemi ve o dönemin mağdurları, Erdoğan'ın hiç ilgisini çekti mi? Aslında Cumhurbaşkanının sınırsız sayıda kişiyi af etme yetkisi var.
Neyse bu kadar yeter sanırım. Zira bugün Erdoğan iktidarının sadece aile üzerinde yaptığı telafisiz tahrifatı bile konuşsak, onlara vebal olarak yeter.
Yakup Bey, ülkemizin bulunduğu mevcut halden bir Müslüman'ın memnun olması mümkün değil, ben de değilim. Eminim, Tayyip Erdoğan da değildir. Mevcut düzende o gelmiş, bu gitmiş çok da birşey değişmiyor. Sadece Müslümanlar biraz nefes alabiliyor. Oğlunun yemin törenini tel örgü arkasından izleyen başörtülü anne döneminden, Cumhurbaşkanı eşinin başörtülü olduğu döneme geldik. Bu rejimde ancak bu kadar oluyor. Rejimin temellerine dokunulduğunda Tayyip Erdoğan yanında ne askeri ne polisi bulur. Ya Müslümanları siyaseti eskiden olduğu gibi laik sekülerlere bırakacak, ensemizde yine boza pişirilecekler, ya da böyle... Ben şucu bucu olmadığım gibi Tayyip Erdoğan'cı da değilim, sadece Müslümanım. Doğrusuna doğru, yanlışına yanlış derim. Eğitim politikası tamamen yanlış mesela.. Dediğim gibi ben Müslümanım, ülkede Allah'ın şeriatinin hâkim olmasını isterim. Bu adımı atacak her hareketi desteklerim. Mevcut koşullarda ülkemizde siyasetten bu mümkün değil gibi görünüyor. Kıyamete kadar da böyle devam etmeyecek elbet. Allah büyük...