
İSRAİLLİ STRATEJİSTTEN TÜRKİYE İTİRAFI: “YUNANİSTAN TÜRKLERİ DURDURAMAZ”
İsrail’in güvenlik politikalarına danışmanlık yapan Dan Schueftan, Türkiye ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Türk toplumunun kendi değerlerinden uzaklaştırılmasını “medenileşme” olarak nitelendiren Schueftan, İsrail’in Türkiye karşısında Yunanistan’a bel bağladığını da itiraf etti.
İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi ile eski başbakanlar İzak Rabin ve Ariel Şaron’a danışmanlık yaptığı belirtilen İsrailli akademisyen Dan Schueftan’ın Türkiye hakkındaki sözleri sosyal medyada büyük tepki topladı. Haifa Üniversitesinde ulusal güvenlik alanında görev yapan Schueftan, Israel Update adlı YouTube kanalında Hudson Enstitüsünden Michael Doran’ın sorularını cevapladı. Schueftan’ın açıklamalarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Türk toplumunu doğrudan hedef alması dikkat çekti.
Mustafa Kemal döneminde gerçekleştirilen toplumsal dönüşümü öven Schueftan, Türk milletinin büyük bölümünü küçümseyen şu ifadeleri kullandı: “Mustafa Kemal, Türklerin yüzde 30-40’ını medenileştirmeyi başardı. Ancak Anadolu’daki Türklerin büyük çoğunluğu farklı. Ona 50 yıl daha verilseydi belki Türklerin kalanını da medenileştirebilirdi.” Schueftan’ın Türk halkının inancını, tarihî kimliğini ve Anadolu’nun köklü değerlerini “medeniyet dışı” gösteren bu sözleri, İsrail merkezli kimi çevrelerin Türkiye’ye hangi zihniyetle baktığını bir kez daha ortaya koydu.
Türkiye ile İsrail arasındaki meselenin yalnızca Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan kaynaklanmadığını söyleyen İsrailli stratejist, Türkiye’de daha kapsamlı bir toplumsal ve siyasi dönüşüm beklediklerini açıkça dile getirdi: “Belki eski güzel günlere dönme umudu hâlâ vardır”. Bunun için Türkiye’de bir şeyler olması gerekiyor. Erdoğan’ın, Hakan Fidan’ın ve Türk orta sınıfının konumlarını kaybetmesi yeterli değil. ”Schueftan’ın “eski güzel günler” ifadesiyle, Türkiye’nin İsrail politikalarına güçlü biçimde itiraz etmediği ve Filistin meselesinde daha sessiz kaldığı dönemleri kastettiği değerlendiriliyor.
İsrailli akademisyen, Türkiye’nin geleceğine ilişkin asıl beklentilerini ise şu sözlerle açıkladı: “Bizim için önemli soru şudur: Mustafa Kemal geri dönecek mi? Türk toplumunda neler olacak?” Bu açıklama, İsrail açısından asıl meselenin yalnızca hükümet değişikliği değil, Türk toplumunun dinî ve millî değerlerinden uzaklaştırılması olduğunu gözler önüne serdi.
Schueftan, İsrail’in Türkiye’yi çevreleme politikasında öne çıkardığı Yunanistan’ın gerçek askerî gücü konusunda da dikkat çeken bir itirafta bulundu: “Yunanistan Türklere karşı hiçbir şey yapamaz. Ama ne yapalım, elimizde bu var.” Bu sözler, İsrail’in Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi üzerinden Türkiye’ye karşı kurmaya çalıştığı ittifakın ne kadar kırılgan olduğunu ortaya koydu. Schueftan’ın değerlendirmesi, Türkiye’nin bölgedeki askerî ve stratejik ağırlığının İsrail tarafından da kabul edildiğini gösterdi.
Schueftan’ın sözleri, İsrail’in Türkiye’ye yönelik rahatsızlığının yalnızca Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın politikalarıyla sınırlı olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Rahatsızlığın asıl kaynağını; Türkiye’nin yeniden kendi tarihine, İslami kimliğine ve bağımsız dış politika anlayışına yönelmesi oluşturuyor. Gazze’de yaşanan katliamlara karşı yükselen toplumsal tepki, Filistin davasına verilen destek ve Türkiye’nin bölgesel bağımsızlık arayışı, İsrail’in stratejik çevrelerinde ciddi bir endişeye yol açıyor.
İsrailli danışmanın küçümseyici ifadeleri aynı zamanda önemli bir gerçeği de açığa çıkarıyor: İsrail, karşısında yalnızca bir hükümet değil; tarihine, inancına ve medeniyet değerlerine yeniden yönelen bir Türkiye görüyor.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube