
“Solcular dine düşmandır” ezberinin aksine, Türkiye’den Avrupa’ya birçok sosyalist düşünür İslamiyet’i araştırdı, devrimci ve ilerici yönünü öne çıkardı. Hatta bazıları batı kapitalizminin bireyciliğine ve emperyalist saldırganlığa, İslamiyet’le karşı durulabileceğini öne sürerek Müslüman oldu.
Sağcıların bağnaz kesiminin ve çoğu liberalin en sevdiği ezberlerden biridir: “Solcular dine düşmandır, İslam’ı bilmezler, İslam’a kayıtsızdırlar…“
Gerçek böyle değil.
İslamiyet’i küçümseyen kaba, yıkıcı, sekter ve Batıcı bir “solcu” kesim olsa da Sol’un etkili yazarlarının çoğu kapitalizmin bireyciliğine ve emperyalist saldırganlığa karşı emekçileri savunma mücadelesinde, İslam’ı anlamaya, çağında oynadığı devrimci rolü vurgulamaya ve bu yönlerini gündemde tutmaya çalıştı.
Türk solunda Hikmet Kıvılcımlı etkili kitaplarla solun İslamiyet ezberini bozdu.
Ulusalcı-sosyalist çizginin güçlü ismi Attila İlhan solun Osmanlı–İslam kültür mirasını, divan edebiyatını ve tasavvuf birikimini öğrenmesi gerektiğini savundu.
Dr. Doğu Perinçek, Silahlı Peygamberin Medeniyet Devrimi Hz. Muhammed kitabında, kabile toplumunun yıkılış sürecine büyüteç tuttu. Friedrich Engels‘in ilk Hristiyanlık dönemi ve Alman Köylü Savaşı analizlerini örnek göstererek, dinlerin ilerici ve devrimci roller üstlenebileceğini yazdı. Perinçek, Hz. Muhammed’in kendi çağının en ilerici toplumsal dönüşümüne liderlik ettiğini belirtti.
Soner Yalçın Tağut: Kutsal Aldanışın Soyağacı kitabında Hz. Muhammed’in eşitlikçi, köleler ve yoksullardan yana olduğunu belirtti. Dini argümanların, emperyalist stratejide nasıl kullanıldığını ayrıntılarıyla yazdı.
FETÖ, Süleymancılar, Furkancılar, Adnan Oktarcılar ve benzeri yapılarla mücadele ederken de bu yapıların, İslamiyet’in ahlaki faziletlerini nasıl çiğnediğini muhafazakar kesimden önce solcu aydınların göz önüne getirmesi tesadüf değildi.
Kimi sol düşünürlerin ise ideolojik virajda “freni tutmadı.“
Fransız Komünist Partisi’nin teorisyenlerinden Roger Garaudy onlardan biri. Avrupa solunun en saygın kuramcıları arasında yer alıyordu. Sık sık Djelfa kampında silahsız esirleri vurmayı reddeden Cezayirli Müslüman muhafızların ahlakından etkilendiğini açıklayan Garaudy, 1982’de Müslüman oldu.
Garaudy, eserlerinde Batı medeniyetinin iflas ettiğini İslam’ın “İlim Çin’de bile olsa gidip aranması gerektiği emrine uyma” çağrısı yaptı.
Doğan Avcıoğlu, Roger Garaudy’nin “Sosyalizm ve İslâmiyet” adlı eserini E. Tüfekçi (Mihri Belli) ile birlikte Türkçeye çevirdi.
Garaudy’nin Sovyetler Birliği’nin Çekoslovakya’yı işgal etmesini sert bir dille eleştirmesi üzerine 1970 yılında Fransız Komünist Partisi’nden ihraç edildiğini de hatırlatalım.
1960’lı yıllarda Londra ve Paris’teki devrimci sol ve anarşist çevrelerin odağındaki isimlerden biri olan İskoçyalı Ian Dallas ilginç karakterlerden biri. 1968 olaylarının ardından Batı solunun ahlaki bir zemin sunamadığı iddiasıyla Batıcı solu hedef aldı. Bir süre sonra Fas’a gitti ve tasavvufa yöneldi.
İsmini Lenin’den alan, Ilich Ramírez Sánchez (Namı diğer Çakal Carlos), Moskova’da okudu, sıkı bir sosyalist oldu.
1970 yılında Ürdün’e giderek Filistin Halk Kurtuluş Cephesi‘ne (FHKC) katıldı ve burada askerî eğitim alarak örgütün Avrupa’daki eylemlerini yönetti. 1994’te Fransız istihbaratı tarafından yakalanarak cezaevine konuldu. 1975’ten itibaren Filistin mücadelesi sırasında İslamiyet’e yakınlık duyan Sánchez cezaevinde İslam’ı tamamen benimsediğini duyurdu. 2003 yılında Devrimci İslam adlı bir kitap yazdı. ABD saldırganlığına ve kapitalizmin bireyci yıkıcılığına karşı sosyalistlerle İslamcıların ittifak yapması gerektiğini savundu.
Peter Schütt 1968 kuşağı öğrenci hareketlerinde ve Alman Komünist Partisi’nde (DKP) aktif rol oynadı. Üniversite yıllarında İran, Mısır ve Nijerya‘dan gelen Müslüman öğrencilerle aynı yurtları paylaştı. Batı kapitalizminin insani değerleri ve manevi dünyayı yıktığını yazdı. 1991’de Müslüman olduğunu açıkladı.
Filistinli Hristiyan Münir Şefik 1950’lerde Ürdün Komünist Partisi’ne girdi. 1979’da İran Devrimi’nin de etkisiyle İslam’ı devrimci ve anti-emperyalist bir alternatif olarak benimsediğini duyurdu.
1942’de doğan Dr. Trond Linstad Norveç’te komünist hareketin liderlerinden biri oldu. Ürdün’deki Filistinli mülteci kamplarında ve kırsal bölgelerde gönüllü doktor olarak çalıştı. Çatışmalar olurken bölgeden ayrılmadı. Filistinli savaşçılara sağlık hizmeti verdi. İslam’ı kabul ettikten sonra Ali adını ikinci isim olarak aldı.
Daha çok Batı ülkelerinden seçtiğimiz bu örneklere Müslüman ülkelerdeki Komünist partilerden de çok sayıda isim eklenebilir.
Görüldüğü gibi bağnaz bir kesimin iddia ettiğinin aksine etkili sol düşünür ve eylem insanları İslamiyet’i araştırıyor, öğreniyor ve tarihsel boyutlarıyla ele alarak ilerici rolünü vurgulamaktan çekinmiyor. Hatta yukarıda hatırlattığımız isimler “İslamiyet, anti emperyalist / antikapitalist mücadeleye uygun” diyerek Müslüman bile oluyor.