Makale

DEĞERLER VE HAYAT FELSEFESİ

Bugün, insanların çoğunlukla belirli bir hayat felsefesine sahip olmadan yaşadığını açık bir şekilde gözlemleyebiliyoruz.  Peki, hayat felsefesinin olmamasının ne gibi sonuçlarını acaba bilebiliyor muyuz?

Hayat Felsefesi nedir

Hayat felsefesi, bir kimsenin dünyaya gelmiş olmasının sebep ve sonuçlarını düşünmesi ve bu çerçevede kendine bir yaşama tarzı oluşturmasıdır. Elbette ki, bunun için insanın kaynağı ve yaratılış gerçeğine gözünü çevirmesi gerekiyor. Bu konu, ilk insandan beri düşünülen ve üzerinde çeşitli görüş ve teoriler üretilen bir mesele.  Elbette  bu konu ile ilgili ilk bilgi, İlahi bilgi olmaktadır.

İlk insan ve peygamber Hz. Adem ve ona Allah tarafından gönderilen bazı sahifelerdeki bilgiler, insanın kendini yaratan Allah’ın kendisinden beklentilerini içine almaktadır. Buradaki olay, sadece Allah’a karşı insanın bir borç yükümlülüğü ile sınırlı bir konu değildir. İnsanın, hayattaki huzur ve mutluluğu ile ilgili bazı niteliklere kavuşması ve diğer insanlarla kuracağı hayatın sınırlarının belirlenmesi ile ilgili kapsamlı bir konudur.

Bu mesele, sadece insanın geçmiş hikayesinin açıklanması ile kalmamakta, insanın Allah ile  adaletli ve ahlaklı bir “yaşayış sözleşmesi” ile bir kurallar sistemine kendini tabi kılmasına ve bu doğrultuda hareket etmesini sonuçlandırmıştır.

Günümüzde, belki de insanlığın arayış içinde olması ve hayatında birçok problemler ile karşılaşmasının sebebi, kendini, insanları ve sistemleri kendi “değer yargıları” İle değerlendirememesinden kaynaklanıyor. Çünkü böyle bir durumda, neyi; nasıl ve ne şekilde doğru ve yanlış olarak belirleyebilme ve ona göre davranma özelliği ortadan kalkmış oluyor.

Hayat Felsefesi ile Bakabilmek:

İnsanlık, orta çağdan itibaren nitelikli  yaşamak ve sıkıntılardan uzak  kalma düşüncesiyle birçok yönetim ve sistem anlayışları ile karşı karşıya kaldı. Bu süreçte, hangi sistem ve ideoloji olursa olsun, hepsinde ya bir kişinin, ya bir zümrenin veya bir ideolojinin esiri oldu. Hükmettiğini zannettiği Demokrasi’yi de, kendi istek ve arzularına göre dizayn etti. İnsanlık, sadece ilahi emirlere bağlı kaldığı dönemlerde adalet, merhamet ve huzur içinde olabilmiştir. Bu durum, yaratılmışın Yaradan ile bağının olması idi.

Çünkü insan, his ve arzuları ile çoğu zaman haddini aşmış ve başkalarına kuralsız bir şekilde hakim olarak, sınırlarını aşıp, keyfi veya totaliter düzenleri gerçekleştirmiştir. İnsan, sistemlerin yegane hakim olduğu zaman, onu iyiye yöneltecek, hatalarına set çekecek bir değerler sistemine sahip olması gerekiyordu. Hangi siyasi ve iktisadi sistem olursa olsun, hepsinin uygulayıcısı insandı ve insanın, iyiye ve doğruya yönelebilmesinin tek şartı, onun ruhi ve fikri bir olgunluğa sahip olmasıydı. Tek kelime ile, insanı ruhi ve sosyal manada olgun ve adaletli kılabilmekti. İkinci olarak da, onun manevi bir otorite ile kontrol edilmeye ihtiyacı vardı.  Böylelikle, ne kendisini başkalarına karşı alçaltmış ve ne de hatalı tutum ve davranışlar içinde kalabilecekti.

İşte bu ölçü, insanın değerler sistemine göre yaşaması ve hareket edebilmesiydi. Çünkü değerler, tek bir kişiye ait olmayıp, bir kültür veya medeniyete aitti. Dolayısıyla, herkesin hak ve yetkilerine bir ölçü getirmekteydi. Herhangi bir ırk, soy veya maddi üstünlükle ilgili olmayıp, insanın ruh ve ahlak dünyasının derinliği ile gerçekleşebilecek bir yaşama ölçüsüydü.

İnsanlığın en mutlu dönemlerinin, sadece insan aklı veya hisleri ile değil, ilahi bilginin insanı terbiye ederek, haddini bildiği ve ahlaki bir sistemi hayata hakim kıldığı zaman dilimleri olarak gösterebilmek mümkün.

Toplumların yeniden hırs, ihtiras ve zevklerine göre değil; insanın, hayatın ve kainatın kurallarını içine alan, bir hayat felsefesine ihtiyacı bulunmaktadır. Değerlere dayalı olarak gerçekleşen bu hayat felsefesi, hem insanı, hem toplumu ve hem de sistemleri, asıl hedefi olan dengeli bir yapıya kavuşturabilecektir. Çünkü, öncelikle insanın iyiye ve doğruya konsentre olması gerekiyor. Ondan sonra, sistemlerin bu yaşama felsefesine göre düzenlenmesi gelebilir. Yoksa, sistem isimleri ve programları ile, bir türlü kontrol altına alınamayan insan tipi ile, hiçbir doğru işin gerçekleşmesi mümkün olamayacaktır. İnsanlığın, şimdiye kadarki hayatı, bu tespitimizi doğrulamaktadır.

Prof. Dr. Sami Şener

İSLAMİ HABER “MİRAT” -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

Recent Posts

  • Spor

Acun Ilıcalı, Premier Ligde yenilmeden ve gol yemeden geçen 3 haftayı değerlendirdi

Acun Ilıcalı, Premier Ligde yenilmeden ve gol yemeden geçen 3 haftayı değerlendirdi. Başarılı performansının arka…

14 dakika ago
  • Genel

Acun Ilıcalı, Premier Ligde yenilmeden ve gol yemeden geçen 3 haftayı değerlendirdi

Acun Ilıcalı, Premier Ligde yenilmeden ve gol yemeden geçen 3 haftayı değerlendirdi. Başarılı performansının arka…

14 dakika ago
  • Genel

CSO, Dünyanın Seçkin Sahnelerinde Sanatseverlerle Buluşacak

CSO, dünyanın seçkin sahnelerinde sanatseverlerle buluşacak hakkında son gelişmeler. CSO, dünyanın seçkin sahnelerinde sanatseverlerle buluşarak…

14 dakika ago
  • Genel

Yeni Orta Vadeli Program Resmi Gazetede yayımlandı

Yeni Orta Vadeli Program Resmi Gazetede yayımlandı hakkında son gelişmeler. Yeni Orta Vadeli Program, Resmi…

15 dakika ago
  • KÜLTÜR

CSO, Dünyanın Seçkin Sahnelerinde Sanatseverlerle Buluşacak

CSO, dünyanın seçkin sahnelerinde sanatseverlerle buluşacak hakkında son gelişmeler. CSO, dünyanın seçkin sahnelerinde sanatseverlerle buluşarak…

15 dakika ago
  • Genel

İsrail basını: ABD’nin Batı Şeria’daki saldırıların durması için uyguladığı baskı Netanyahuyu zora soktu

ABD'nin Batı Şeria'daki baskısı hakkında son gelişmeler. İsrail basını, ABD'nin Batı Şeria'daki saldırıların durması için…

15 dakika ago