DERİN BAKIŞ | Ayasofya: Bir Mabedin Değil, Bir Medeniyetin Yeniden Dirilişi
24 Temmuz 2020…
İstanbul semalarında yükselen ezan sesi, yalnızca bir cuma namazının başlangıcını değil, 86 yıllık bir hasretin sona erişini de ilan ediyordu.
Ayasofya‘nın kubbesi altında secdeye varan ilk cemaat, sadece bir caminin kapısından içeri girmedi; tarihin uzun yıllardır bekleyen bir sayfasını da yeniden açtı.
Aradan bugün tam altı yıl geçti.
Peki Ayasofya‘nın yeniden ibadete açılması neden bu kadar önemliydi? Neden bu mesele yalnızca bir ibadet mekânının statüsünden ibaret değildi?
Bizans’tan Osmanlı’ya Uzanan Bir Tarih
Ayasofya, İmparator Justinianus tarafından 537 yılında kilise olarak inşa edildi. Yaklaşık 916 yıl boyunca Doğu Roma’nın en büyük mabedi olarak hizmet verdi.
29 Mayıs 1453’te İstanbul’un fethiyle birlikte ise yeni bir dönem başladı.
Fatih Sultan Mehmet, şehri teslim aldıktan sonra Ayasofya’yı camiye çevirdi. Ancak bu, yalnızca bir isim değişikliği değildi.
Fatih Sultan Mehmet, Ayasofya’yı şahsî mülkü haline getirmedi; vakfetti.
Hazırladığı vakfiye ile bu mabedin kıyamete kadar cami olarak kullanılmasını istedi. Vakıf hukukunda bu tür şartlar, vakfedenin iradesinin korunması bakımından büyük önem taşır.
Osmanlı, Ayasofya’yı sadece kullanmadı; onu korudu, güçlendirdi ve geleceğe taşıdı.
Ayasofya’yı Ayakta Tutan Osmanlı
Bugün milyonlarca insanın hayranlıkla seyrettiği Ayasofya’nın siluetini oluşturan dört minare de Osmanlı döneminde inşa edildi.
İlk minare Fatih Sultan Mehmet döneminde yapıldı.
Daha sonraki dönemlerde II. Bayezid ve özellikle Mimar Sinan, Ayasofya’nın hem statik güvenliği hem de mimari bütünlüğü için önemli çalışmalar gerçekleştirdi. Sinan’ın yaptığı güçlendirme payandaları sayesinde yapı büyük depremlere rağmen ayakta kalmayı başardı. Araştırmacıların önemli bir kısmı, güneydoğu minaresinin ve kuzeydeki minarelerin Sinan dönemindeki düzenlemelerle bugünkü görünümüne kavuştuğunu belirtmektedir.
Bir başka ifadeyle Osmanlı yalnızca minare eklemedi; Ayasofya‘nın ömrünü de uzattı.
Belki de bugün hâlâ dimdik ayakta oluşunda Mimar Sinan‘ın mühendislik dehasının büyük payı vardır.
1934 Kararı ve 86 Yıllık Sessizlik
24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla Ayasofya müzeye dönüştürüldü.
1935’ten itibaren artık ezan sesi yerine turist kafilelerinin uğrak noktası hâline geldi.
Bu karar yıllar boyunca hukukçuların, tarihçilerin ve toplumun farklı kesimlerinin tartışma konusu oldu.
Kimileri bunu laikleşme sürecinin sembolü olarak değerlendirdi.
Kimileri ise Fatih Sultan Mehmet‘in vakfiyesine aykırı bir uygulama olarak gördü.
Ayasofya böylece tam 86 yıl boyunca cami vasfından uzak kaldı.
“Açılamaz” Denilen Kapı Nasıl Açıldı?
Yıllarca kamuoyunda aynı cümle tekrarlandı:
“Ayasofya açılamaz.“
Gerekçe olarak uluslararası baskılar, UNESCO süreci, diplomatik dengeler ve hukukî engeller gösterildi.
Ancak süreç farklı gelişti.
Danıştay, 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etti.
Ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzaladığı kararla Ayasofya’nın yönetimi Diyanet İşleri Başkanlığı’na devredildi ve yeniden ibadete açıldı. İlk cuma namazı da 24 Temmuz 2020 tarihinde kılındı.
Bu süreçte Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın siyasi iradesi ve konuyu gündemde tutması, yeniden ibadete açılma sürecinin en belirgin unsurlarından biri olarak öne çıktı.
Tartışmalar Bitmedi
Ayasofya yeniden cami olduktan sonra da tartışmalar sona ermedi.
Bazı tarihçiler ve kültür insanları, yapının müze statüsünde kalmasının daha doğru olacağını savundu.
Onlara göre Ayasofya evrensel kültür mirası olarak tarafsız bir statüde bulunmalıydı.
Buna karşılık cami olarak kullanılmasını savunanlar ise farklı bir noktaya dikkat çekti:
Ayasofya zaten ibadete açık olmakla birlikte ziyaretçilere de açık tutuluyor.
Nitekim bugün yerli ve yabancı turistler Ayasofya‘yı ziyaret etmeye devam ediyor; aynı zamanda beş vakit namaz da eda ediliyor.
Dolayısıyla ibadet ile kültürel ziyaret birbirini dışlayan iki unsur olarak görülmeyebilir.
Ayasofya’nın Asıl Anlamı
Ayasofya‘nın yeniden ibadete açılması yalnızca taş duvarların yeniden kullanılmaya başlaması değildir.
Medeniyetler, semboller üzerinden konuşur.
Paris için Notre Dame ne ifade ediyorsa…
Londra için Westminster neyse…
Kudüs için Mescid-i Aksa ne anlam taşıyorsa…
Ayasofya da İstanbul ve İslam medeniyeti açısından benzer sembolik değere sahiptir.
Bu nedenle Ayasofya tartışması çoğu zaman mimariden çok kimlik, tarih, egemenlik ve hafıza üzerinden yürümüştür.
Sonuç: Altı Yıl Sonra Geriye Bakınca
Bugün Ayasofya‘nın yeniden ibadete açılışının üzerinden altı yıl geçti.
İlk günkü tartışmalar büyük ölçüde geride kaldı.
Kubbesinin altında yine ezan okunuyor.
Yine secdeler ediliyor.
Yine dünyanın dört bir yanından insanlar aynı mabedi ziyaret ediyor.
Belki de Ayasofya bize şu gerçeği yeniden hatırlatıyor:
Bazı yapılar yalnızca taş ve kubbeden ibaret değildir.
Onlar, milletlerin hafızasıdır.
Ayasofya da yüzyıllardır İstanbul’un siluetine bakarken, aslında medeniyetlerin yükselişine ve değişimine şahitlik eden sessiz bir tarih kitabı olmaya devam ediyor.
Mirat Haber Ajansı Beyrut’taki patlamanın öncesinde İsrail ordusu yaptığı bir açıklamada, İsrail-Lübnan sınırında fazla ayrıntı vermeden bir güvenlik olayı meydana geldiğini duyurmasının patlamanın bir öncülü olup olmadığı konusunda sorular ortaya çıkardı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, milletvekillerine yaptığı konuşmada, kuzey sınırlarında gelişen olayları sürekli takip ettiklerini söylemiş, Lübnan ve Suriye’nin topraklarından...
Mirat Haber Ajansı ABD başkanı Donald Trump hükümeti, tartışmalı Müslüman seyahat yasağı kapsamını genişleterek buna altı yeni ülkeyi dahil etti. ABD Anavatan Güvenliği Bakanı Chad Wolf’un Cuma günü yaptığı açıklamada, Eritre, Kırgızistan, Nijerya, Sudan, Myanmar ve Tanzanya vatandaşlarına özel nedenler dışında vize yasağı koyduklarını belirtti. Wolf, hükümetin Tanzanya ve Sudan...
İFADER (İnsani Fikir Akıncıları Derneği) Başkanı ve 15 Temmuz Gazisi Orçun Şekercioğlu, derneğin faaliyetlerini anlattı. Şekercioğlu: “Ulaşabildiğimiz kadarıyla aynî yardıma ihtiyacı olan vatandaşlarımıza da imkânlarımızı seferber edip, ayni ve nakdi yardımlarda bulunuyoruz. Öte yandan İslam coğrafyası’nda, Suriye, Filistin ve Gazze özelinde kendi ekiplerimizle yardım çalışmalarımızı aralıksız sürdürmekteyiz” dedi. Haber: Ziya...
İtalya’da Pazartesi başlayan cumhurbaşkanı seçiminde 3 gündür sonuç alınamadı. Siyasi partiler arasında süren pazarlıklarda uzlaşmaya varılamaması, ülkenin siyasi ve ekonomik istikrarıyla ilgili endişelere yol açıyor. Ayak oyunları, çıkar çatışmaları ve entrikaların hakimiyet sürdüğü seçim atmosferi… Ülkenin en büyük partilerinden merkez-soldaki Demokratik Parti’nin lideri Enrico Letta da, çıkmaza tepki olarak Papa seçimi...
Tanzanya’nın güney kısımlarında yer almakta olan Mbeya kentinde akılalmaz bir olay yaşandı. Yaşamını yitiren akrabalarının mezarını kazan 4 kişi, küreği ellerine aldıktan sonra saniyeler içinde yaşamlarını yitirdi. Hayatını kaybeden yakınlarının mezarını kazan dört şahıs, saniyelre içinde acı çekerek öldü. YILDIRIM ÇARPMASI ŞÜPHESİ Olay yerinde yapılan araştırmalar sonucunda 4 kişinin yıldırım...
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş,Diyanet İşleri Başkanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında gündemdeki konulara ilişkin açıklama yaptı. “Dinin değişmez sabiteleri dışında kalan bazı fıkıh hükümlerini değişen şartlara göre gözden geçirmek, dinde reform anlamına gelmemektedir.”diyen Ali Erbaş‘ın konuşmasından satır başları şöyle: “İslâm’ı ilimler fakültelerimiz bu konuda yetkin kurumlardır. İslâm elbette hiç...