
Tarih sahnesinde yükselen büyük devletleri asırlar boyunca ayakta tutan kuvvet; yalnız muzaffer ordular, zengin hazineler yahut teknolojik üstünlükler olmamıştır. Bir devleti kalıcı ve kudretli kılan asıl unsur; sarsılmaz aile yapısı, yüksek ahlak nizamı, sağlam nesil ve köklü terbiye düzenidir. Aile müessesesinin zaafa uğradığı toplumlarda evvela emniyet duygusu sarsılır, ardından ahlaki çözülme baş gösterir ve nihayetinde devlet nizamı derinden yara alır.
Bugün yalnız Türkiye değil, bütün insanlık ciddi bir aile kriziyle karşı karşıyadır. Çığ gibi büyüyen boşanma oranları, gerileyen doğurganlık hızı, yükselen evlilik yaşı, yalnız yaşam tarzının yaygınlaşması, çocuk terbiyesindeki zafiyetler ve dijital mecraların kontrolsüz tesiri; modern çağın en büyük içtimai kırılmalarından birini meydana getirmiştir.¹
Sosyal medyada geniş yankı uyandıran “Evde Kalsın Kızlar Reis”(*) ezgisi de aslında bu sessiz feryadın kültürel bir tezahürü olarak görülmelidir. Eserde dile getirilen aile hasreti, toplumun geniş kesimlerinde hissedilen huzur, aidiyet ve güven arayışının samimi bir dışa vurumudur.
Bugün karşı karşıya bulunduğumuz mesele yalnızca ekonomik değildir. Bu mesele, doğrudan doğruya bir medeniyet tercihidir.
Bir tarafta mahremiyeti, sadakati, fedakârlığı ve neslin muhafazasını mukaddes kabul eden köklü aile anlayışı…
Diğer tarafta ise ferdiyetçiliği, sınırsız tüketimi, kariyer merkezli hayatı ve haz odaklı yaşamayı kutsayan modern seküler düzen…
İnsanlık bugün bu iki anlayışın derin çatışmasını yaşamaktadır.
Aileyi Kaybeden Toplumlar İstikbalini Kaybeder
Bugün Avrupa’nın önemli bir kısmı ciddi bir nüfus çöküşü yaşamaktadır. Doğurganlık oranlarının kritik seviyenin altına düşmesi sebebiyle birçok ülke yaşlı toplum hâline gelmiş, iş gücü açığını yoğun göç politikalarıyla kapatmaya yönelmiştir.² Türkiye de benzer bir demografik tehditle karşı karşıyadır.
Eğer mevcut gidişat değişmezse:
Bu sebeple aileyi korumak artık ferdî bir tercih değil; doğrudan doğruya millî beka ve devlet meselesidir.
Kur’ân-ı Kerim’de aile kurumunun temelinin sevgi, merhamet ve huzur olduğu şöyle beyan buyurulur:
“Kaynaşmanız için size kendi cinsinizden eşler yaratıp aranıza sevgi ve merhamet koyması da O’nun delillerindendir.”³
Resûl-i Ekrem ﷺ de:
“Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır.”⁴
buyurarak aile hayatının ümmetin geleceği açısından taşıdığı hayati önemi açıkça ortaya koymuştur.
Gençler Neden Evlilikten Uzaklaşıyor?
Bugünün gençliği evliliği huzur limanı olarak değil; ağır bir yük, ciddi bir ekonomik risk ve psikolojik baskı alanı olarak görmeye başlamıştır.
Fahiş kiralar, gösteriş merkezli düğün masrafları, işsizlik kaygısı, sadakat krizleri, sosyal medyanın olumsuz tesiri ve aşırı ferdiyetçilik anlayışı gençleri aile hayatından uzaklaştırmaktadır.⁵
Öte yandan anne-babanın gün boyu ev dışında çalıştığı hayat düzeni, çocuk terbiyesini büyük ölçüde ekran kültürünün tesiri altına bırakmıştır. Yeni nesillerin önemli bir kısmı artık aile irfanı, dede-nine şefkati ve köklü terbiye iklimiyle değil; dijital dünyanın şekillendirdiği kontrolsüz bir atmosferde yetişmektedir.
Bu tablo uzun vadede yalnız ahlaki değil; psikolojik, kültürel ve içtimai çözülmeleri de beraberinde getirmektedir.
Aileyi Tahkim Edecek Müşahhas Devlet Politikaları
Aileyi korumak yalnız nasihatle mümkün olmaz. Devletin aileyi doğrudan destekleyen, teşvik eden ve muhafaza eden köklü politikalar üretmesi artık zaruret hâline gelmiştir.
1. Evliliği Kolaylaştıracak Faizsiz Destek Sistemi
30 yaş altında ilk evliliğini yapacak gençlere, “Aile Eğitimi ve Şuuru” seminerlerine katılıp yeterlilik sertifikası almaları şartıyla uzun vadeli faizsiz evlilik kredisi verilmelidir.
Böylece:
Bu destek sıradan bir tüketim kredisi değil; devletin kendi geleceğine yaptığı stratejik millî yatırım olarak görülmelidir.
2. Çocuk Sahibi Ailelere Kademeli ve Stratejik Destek Verilmeli
Çocuk yetiştirmek yalnız şahsi bir tercih değil; milletin geleceğine yapılan en büyük hizmettir.
Bu anlayışla:
Çünkü evlat yetiştiren aile yalnız kendi hanesini değil, devletin yarınlarını da inşa etmektedir.
3. Erken Yaşta Manevî, Ahlakî ve Zihnî Eğitim Desteklenmeli
4-6 yaş arasındaki çocuklarını iki yıl boyunca Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesindeki eğitim kurumlarına gönderen ailelerin iaşe ve eğitim masrafları Türkiye Diyanet Vakfı tarafından karşılanmalıdır.
Bu süreçte ve ilkokul eğitimi esnasında çocukların fıtri kabiliyetleri uzman kadrolar tarafından dikkatle takip edilmeli; ilim, hafızlık, sanat, hitabet, fen ve tefekkür alanlarında yönlendirmeler yapılmalıdır.
Hafızlık yapmayı başaran öğrenciler için bu destek doğrudan burs sistemine dönüştürülmelidir. Ortaöğretim boyunca başarı notu yüz üzerinden 90 ve üzeri olan üstün kabiliyet sahibi öğrencilerin ise kabiliyetlerine uygun üniversitelere imtihansız kabul edilmelerine imkân sağlanmalıdır.
Böylece hem manevî ilimler ihya edilecek hem de üstün zekâ ve yüksek kabiliyet sahibi gençler erken yaşta keşfedilip devlete ve millete kazandırılacaktır.
Mesele Sadece Ekonomi Değil, Bir Medeniyet Davasıdır
Bugün aile krizini yalnız geçim sıkıntısıyla açıklamak eksik bir yaklaşım olur.
Çünkü mesele aynı zamanda:
meselesidir.
Bu sebeple çözüm de yalnız ekonomik değil; ahlaki, kültürel, irfani ve medeniyet merkezli olmak zorundadır.
Aileyi merkeze almayan hiçbir kalkınma modeli uzun vadede muvaffak olamaz. Çünkü sağlam insan yetiştiremeyen medeniyetler, en ileri teknolojileri üretse bile ayakta kalamaz.
Netice
Türkiye’nin önünde hâlâ tarihî bir fırsat bulunmaktadır. Eğer aile merkezli, millî ve manevî yeni bir içtimai yöneliş başlatılabilirse yalnız nüfus meselesi çözülmeyecek; aynı zamanda ahlak, eğitim, huzur, güven ve içtimai dayanışma da yeniden kuvvet kazanacaktır.
Devlet aklı artık aileyi yalnız özel hayatın bir parçası olarak görmekten vazgeçmeli; onu doğrudan devletin bekasıyla ilgili stratejik bir kale olarak değerlendirmelidir.
Çünkü güçlü devletler ancak güçlü ailelerin omuzlarında yükselir.
Ahlaki nizamı çöken toplumların ekonomileri bir müddet daha ayakta kalabilir; fakat hiçbir medeniyet köksüz ve ahlaksız yaşayamaz.
Türkiye’nin hakiki serveti ne yalnız beton kuleleri ne de sadece teknolojik yatırımlarıdır.
Bu milletin asıl serveti; iyi yetişmiş, ahlaklı, inançlı, vatanına bağlı ve sağlam aile ortamında büyümüş nesilleridir.
Hazırlayan: Ahmet Ziya İbrahimoğlu
(*) Çalışmaya ve Sokağa Kurban Edilen
Kadın, Kız ve Erkekleri Kim Düşünür? 👇
https://x.com/sarseven/status/2054624250690965782?s=48&t=ixWWqTvBmGf85ZsX_OQSow
Kadınlar Erkeklere Meze Yapılmamalı👇
https://x.com/ahmet_tulucak/status/2055370943136932278?s=48&t=ixWWqTvBmGf85ZsX_OQSow
İSLAMİ HABER “MİRAT”
YOUTUBE
Dipnotlar