islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,4002
EURO
53,3613
ALTIN
6.853,66
BIST
14.973,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

Din ve Vicdan Özgürlüğünü Korumak

Din ve Vicdan Özgürlüğünü Korumak
07/02/2025 15:30
A+
A-

Din ve Vicdan Özgürlüğünü Korumak

İslâmın omurgasını teşkil eden Kur’ân-ı Kerim’e göre insan, Yüce Allah’ımız tarafından güzel ameller yarışına çıkarılarak denenmesi için yaratılmıştır. Bu gerçeği pekiştirici bir diğer Kur’ânî bildiriye göre o, güzel amellerle ibadet etmesi için halkolunmuştur.1

Bu sebeple insana yaratılıştan akıl ve irade verilmiş, haklar ve hürriyetlerle de donatılmıştır. Allah’ın yasalarına göre yaşama olan ibadet görevini nasıl yapacağı da ona Peygamberler aracılığıyla öğretilmiştir.2

Yüce Rabbimiz dileseydi, melekler gibi inançlı ve ibadetli kullar olarak yaratabileceği insanları böylece özgür iradeleriyle kulluğa yönlendirmiştir. Koyduğu yasaların tebliğcileri olan Peygamberlerini de baskıcı değil, yalnızca müjdeleyici ve korkutucu kılmıştır.3

Özetlemeye çalıştığımız ilâhî deneme, insanın iradesini özgürce kullanarak seçimini yapması üzerine kurulduğu için, özellikle vicdan ve din hürriyeti, İslâm dininde temel ilke olmuştur.4

Herhangi bir inanç sistemine inanma veya inanmamayı içeren vicdan hürriyeti ile, inanılan dinin kurallarına göre yaşama anlamına gelen din hürriyeti temel kural olduğu için, vicdan ve din hürriyeti bütün Peygamberler ve şuurlu dindarlar tarafından korunmuştur. Vahye dayalı medeniyetlerin de ortak özelliği olmuştur.

Ne var ki tanımları verilen vicdan ve din hürriyetleri, genelde ilâhî vahye inanmayan, bir diğer ifadeyle, Allah’ın, elçileri olan Peygamberleri ile hükümler indirdiğine ve O’nun huzurunda sorgulanılacağına inanmayan kesimler tarafından çiğnenmiştir.

Çoğunluğunu egemen müstekbir grupların oluşturduğu bu inanç yoksunu zümreler, Peygamberlerin tebliğlerini engellemeye kalkmışlar, onları ve mü’minlerini alaya almışlar, tehdit etmişler, yurtlarından sürmüşler, suikastler yapmışlardır. Bu yolda yetkilerini, imkânları ve maddi varlıklarını kullanmışlardır. Hak dinin kabul edilmesi ve yaşanmasını engellerken, zulümlerini boyutlandırmışlar, başta can ve mal dokunulmazlığı olmak üzere nice haklar ve özgürlükleri de ayaklar altına almışlardır.

İlginç ve acıdır ki, inkârlarını zulümleriyle katmerleştiren bu insanlar, kendilerini doğru yolda sanmışlar, Allah’a inandıkları halde O’nun yasalarına inanan mü’minleri toplum anarşistleri olarak suçlamışlardır.5

Suçlamışlardır, ama gerçekte onlar, Yaradan’ın kanunları kabul gördükçe soy asaletine dayalı üstünlükler sağlayamayacaklarını, insanları çıkarlarına âlet ederek sömüremeyeceklerini anlamışlardır; cinayetleri ve yolsuzluklarını meşrulaştıramayacaklarını, denetim ve yargı dışı kalamayacaklarını, diledikleri kararları alarak ve vergileri koyarak despotlaşamayacaklarını, putçu geleneklerini sürdüremeyeceklerini, içkili, zinalı ve eşcinsel yaşantılarını devam ettiremeyeceklerini bilmişlerdir. Özetlersek, insan hakları ve hürriyetlerini çiğneyemeyeceklerini kavramışlardır.

Kur’ân, onların yaptığı zulümlerin ve uğratıldıkları azapların anlatımlarıyla doludur. Genelde insan hakları ve özgürlüklerini, özelde din hürriyetini prangalayan ve daha azgın ve yaygın örneklerini özellikle devrimiz İslâm ülkelerinde gördüğümüz bu insanları Kur’ân, sapıklar olarak suçlamış, zâlimler olarak tavsif etmiş, kâfirlikleri yanı sıra, Allah’ın yolundan alıkoymaları sebebiyle de cezalandırılacaklarını duyurmuştur.

Nisa, Hud ve Nahl sûrelerinde şöyle buyrulmuştur:

“Hakikati inkâr etmeye ve insanları Allah yolundan saptırmaya şartlanmış olanlar, derin bir sapıklık içindedirler.”

“Unutmayın, Allah’ın laneti zâlimleredir. Onlar, insanları Allah yolundan alıkoyarlar. Allah yolunu eğri bir yol olarak göstermeye çalışırlar. Âhireti yok sayan da zaten onlardır.”

“Hakkı inkâra kalkışan ve başkalarını Allah’ın yolundan çeviren kimselerin üzerine haklar ve özgürlükleri çiğneyerek çıkardıkları bozgunculuktan ötürü azap üstüne azap yığacağız.”6

Yaratılış nedenleri ve ana görevleri olan ibadeti gerçekleştirmek için kültürel, siyasî, iktisadî, hukuki ve ahlâkî hayatlarını, öğretim ve eğitim düzenlerini Allah’ın ölçülerine göre düzenlemek ve nesillerini bu çerçevede hayata hazırlamak isteyen insanları Allah’ın yolundan alıkoymak, bu amaçla tehdit, ihraç, sürgün ve hapis gibi caydırıcı baskılar yaparak, temel hakları ve hürriyetlerini sınırlayıp çiğnemek ve benzeri tecavüzlerde bulunmak, Kur’ân’a göre fitnedir, insan öldürmeden daha büyük bir cinayettir.7 Ve bu cinayet devrimiz İslâm ülkelerinde daha da zâlimce işlenmektedir.

Bu azgın suça karşı nasıl tavır alınacağını, Kur’ân’ımız muhtelif sûrelerde şöylece açıklamaktadır:

“(Sen ey inanan kişi!) sana indirilmiş olan Allah’ın âyetlerine uymaktan seni alıkoymalarına sakın fırsat verme. İnsanları Rabbinin (âyetlerin)e çağır. Ve sakın Allah’tan başka varlıklara tanrısal güçler ve nitelikler yakıştıranlardan olma.”

“(İnancınız ve ahlâkî yaşantınızla) daha üstünken (haklarınız ve hürriyetlerinizi çiğneyenlere karşı) gevşemeyin, barış dilemeyin. Allah sizinle beraberdir. Çalışmalarınızın karşılığını asla eksiltmeyecektir.”

“Artık zulüm ve baskı kalmayınca ve yalnızca Allah’a kulluk edinceye kadar onlarla savaşın. Vazgeçerlerse, düşmanlık yalnızca zâlimlere karşı sürdürülecektir.”8

Anlamları sunulan âyetlerden açıkça anlaşılacağı üzere, Müslümanın vazifesi Allah’ın âyetlerine göre yaşamaya çalışmaktır. O’nun yolundan alıkoymak isteyenlerle barışa girmemektir. İnsan hakları ve özgürlükleri üzerinde- ki baskılarını kaldırıncaya kadar kullandıkları yöntemleri istimal ederek onlarla mücadele vermektir.

Ancak mücadele yalnızca Müslümanların hakları ve hürriyetleri için değil, inançları ne olursa olsun tüm mağdur insanlar için verilmelidir. Zira değil İslâmî din hürriyetini, Cehennem’e gitme özgürlüğünü kısıtlamak dahi ilâhî deneme düzenine baş kaldırmaktır ve suçtur. Koruyucu ve savunucu mücadele verilmeli, ancak, mücadele verilirken dinin temel kurallarından biri olan adâlet de çiğnenmemelidir.

İslâmî bir şiar olan Kâbe’nin ziyaret edilmesinin engellenmesi örneğinden hareketle Kur’ân-ı Kerim, hak ihlallerinin oluşturacağı kinin tecavüze dönüştürülmemesini ve de yapılması gerekeni şöylece emir buyurmuştur:

“Sizi, Kâbe’yi içine alan Mescid-i Haram’dan alıkoyanlara; (Mescid-i Haram’la sembolize edilen dini görevleri ifa etmekten fiziksel veya manevi anlamda alıkoyanlara) olan öfkeniz saldırganlık yapmanıza yol açmasın. İnancınız gereği yapmakla emrolunup-öğütlendiğiniz hayırları yapmada ve ilâhî sorumluluk bilincini geliştirmede yardımlaşın. Hakka isyan ve halka düşmanlıkta güç birliği yapmayın. Şüphesiz Allah’ın intikamı çetindir.”9

Baskılar kurarak Allah yoluna sokmak da, Allah yolundan alıkoymak da Yaradan’a ve O’nun koyduğu hür iradeye dayalı kulluk düzenine tecavüzdür.

Bu tecavüzü engellemek ve Allah’a ibadet görevimizi gereği şekilde yapa- bilmek için vicdan ve din hürriyetine sahip çıkmalı, Kur’ân’ımızın öngördüğü şekilde kenetlenmeliyiz. İnsan hakları ve özgürlüklerine duyarlı tüm güçlerle asrımızın hilfül-fudullarını oluşturmalı; meşru atılımlarla zâlimleri zulümleri içerisinde çökertmeliyiz.

Yazımızı bir âyetle bitiriyorum. Al-i İmran Sûresi âyet 142:

“Yoksa siz, Allah içinizden cihad edenleri belirlemeden ve de sabredenleri ortaya çıkarmadan Cennet’ine gireceğinizi mi sandınız?”

ALİ RIZA DEMİRCAN

DİP NOTLAR

1-Mülk 2, Zariyat 56

2-Nahl 36

3-Ahzab

4-İnsan 3, Kehf 29, Bakara 256

5-İbrahim 13, Al-i İmran 21, Mü’minün 84-9, Mü’min 26

6 Sırasıyla Nisa 167, Hud 8-9, Nahl 88

7 Bakara 217

8 Kasas 87, Muhammed 35, Bakara 193

9 Maide 2

ARDEVYOUTUBE

MİRATHABER.COM

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.