
NEFES gazetesinde yayınlanan ne idüğü belürsüz haberin başlığı ve özeti şöyle:
[ Pazardan Diyanet’e fitre tepkisi: Utansınlar
Diyanet İşleri’nin emekli ve asgari ücretliye fitre verilebileceğine dair fetvasına vatandaşın öfkesi dinmiyor.]
Diyanet niçin utansın. Utanması gerekenler faiz düzeni ile milletimizin kanını emdirten TBMM’dir; Hükümettir; Siyasi partilerdir; Sendikalardır; Türkiye Merkez Bankasıdır kapitalizme uşaklık yapan NEFES BENZERİ MEDYADIR.
Diyanet ülkemiz ekonomisinden sorumlu mudur? Halkımızı bunaltan pahalılığın sebebi Diyanet midir?
Diyanet gayet gerçekçi davranmış ve dinimizin ruhunu yansıtmıştır. Geçim zorluğu çeken asgari ücretlinin ve emeklinin fitre alabileceğini açıklamıştır.
Biz ilave ederek söyleyelim: Rüşvet almayan ve ailesinden yardım görmeyen bütün çocuklu memurlar yani öğretmenler, polisler, küçük esnaf fitre alabilir, zekât da alabilir. Kişiler ve kurumlardan sosyal yardım da alabilir. Doğru olan görüş bu
dur.
Bu vesile ile bu sene verilecek fitrenin en az 180 lira olması gereğini hatırlatalım ve fitre ile ilgili bazı bilgiler verelim.
Bu yıl için 180 lira olarak belirlenen fitre, en alt dilimi oluşturur. Bu miktarı düşmemek koşuluyla Maide sûresinin 89. âyetinden hareketle ailemize yaptığımız gıda harcamaları esas alınarak bir günlük yiyecek ve içecek ihtiyacını karşılayacak miktar fitre olarak verilmelidir.
Hayat nimetine şükür olduğu için fitrenin üst sınırı yoktur. Bizzat tutmuş olmasa da oruç tutabilir kişi fitre verir. Kişi kendisinin fitresi yanı sıra yeni doğmuş olanları dahil küçük çocuklarının, velayeti altındaki akıl hastalarının ve bakmakla yükümlü olduğu fakir ana babası ve kardeşlerinin fitresini de verebilir.
Zekât verilebilen herkese fitre verilebilir. Ramazan bayramının birinci günü görevleşirse de fitre Ramazan ayı boyunca da verilebilir.
Dinimizin rûhunu yansıtıcı katıldığımız görüşlere göre temel ihtiyaçları yanı sıra bayram günü ve gecesi gereksinimlerini karşılayabilecek kişi de, fitre vermekle mükelleftir. Bu kişi, fitre alabileceği gibi fitre de verebilir. Dînimiz zekâtla zenginleri, fitre ile de zenginler yanı sıra fakirleri de verici konumuna yükseltmektedir.
Bir toplumun gerçek mutluluğu da ancak bütün fertlerinin güçleri ölçüsünde verici konumuna gelmeleri ile mümkündür. Bunun içindir ki Kur’ân’da Rabbimiz darlık içinde iken verebilenleri överken, Peygamberimiz de “en makbul yardımın ihtiyaç duyulurken yapılabilen” olduğunu duyurmuştur.
MİRATHABER.COM -YOUTUBE-