islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,8647
EURO
52,7658
ALTIN
6.792,12
BIST
14.375,40
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
19°C
İstanbul
19°C
Çok Bulutlu
Çarşamba Yağmurlu
11°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
15°C
Cuma Parçalı Bulutlu
17°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
19°C

DİYANET HUTBESİNE “UTANÇ VERİCİ” BİR TEPKİ

DİYANET HUTBESİNE “UTANÇ VERİCİ” BİR TEPKİ
A+
A-

DİYANET HUTBESİNE “UTANÇ VERİCİ” BİR TEPKİ

 

DİYANET HUTBESİNE “UTANÇ VERİCİ” BİR TEPKİ

 

Diyanet İşleri Başkanlığı Cuma hutbelerini kendisine bağlamıştır. Hazırlattığı hutbeler Ülkemizin bütün camilerinde okunmaktadır.

Diyanet bir asırlık tarihinde bazı konulara -çok büyük ölçüde ihtiyaç duyulduğu halde- hiç değin(e)memiştir. Tesettür bu konulardan biridir. Yakın geçmişte tesettür konusuna bir defa değinilmiş ama konuya açıklık getiril(e)memiştir.

Bizim de yaptığımız eleştiriler ve talepler sonucu olsa gerek hutbelerde içerik ve çeşitlilik yönünden gelişim görülmektedir.

1 Ağustos 2025 tarihli hutbe sunulmasında geç kılınmış bir  hutbeydi. Fazlası yoktu ama eksiği vardı. Böyle iken ses getirdi.

 

HUTBENİN RAHATSIZLIK VEREN BÖLÜMLERİ ŞÖYLEYDİ:

{ Maalesef, mahremiyetin pervasızca ihlal edildiği bir çağda yaşıyoruz. Günümüzde giyim sektörü, modacılar ve bazı medya çevreleri, “özgürlük” ve “çağdaşlık” adı altında çıplaklığı özendirmekte, örtünmeyi değersizleştirmektedir. Bu anlayış, kadını da erkeği de değerli bir varlık olmaktan çıkarıp izlenen ve tüketilen bir nesneye indirgemiştir. Oysaki insanın bedenini, mahremiyetini ve özelini toplum önünde sergilemesi; aklın, vicdanın ve fıtratın bozulmasıdır…

***

Dolayısıyla kısa giysiler ve şeffaf kıyafetler giyilmesi, nerede ve hangi amaçla olursa olsun Allah’ın örtünme emrini ihlaldir, haramdır. Uzuvları belli edecek şekilde dar elbise giyenler Allah Resûlü (s.a.s)’in ifadesiyle, كَاسِيَاتٌ عَارِيَاتٌ “Giyinik çıplaklardır.” Öyleyse küçük yaştan itibaren çocuklarımıza hayâ ve edebin önemini anlatalım. İnancımıza ve medeniyetimize uygun bir giyim tarzını sevdirerek onları yetiştirmeye çalışalım. Evlatlarımızın fıtratlarını bozacak her türlü yanlıştan onları korumanın gayretinde olalım. Bu hususa dikkat etmemek; ebeveynler için ciddi bir hata, büyük bir sorumsuzluk, ağır bir vebaldir…

Ekranlarda, dijital mecralarda, görsel ve yazılı basında dinimizin tasvip etmediği kıyafetlerle paylaşımlar yapmak her açıdan çirkin bir davranıştır, haramdır.

***

O halde, her işimizde olduğu gibi giyim kuşam ve mahremiyet konusunda da ölçümüz Allah’ın emirleri ve Peygamber Efendimiz (s.a.s)’in sünneti olmalıdır. Unutmayalım ki bedeni açıkta bırakan elbiseler, vücut hatlarını belli eden kıyafetler tarz ya da imaj değil Allah’ın emirlerini ihlal etmektir. Bazı sinema, dizi film, dijital mecralarda yapılan yayınlar ve reklamlar aracılığıyla normalleştirilmeye çalışılan çıplaklık, cesaret ve özgürlük değil, aile kurumuna yapılan bir saldırıdır. Uygunsuz kıyafetlerle toplumsal alanlarda, hele hele kurumsal özelliği olan mekânlarda bulunmak asgari ahlak kurallarına bile meydan okumaktır. Bu, çağdaşlık değil, ilkelliktir. Ahlak ve edep ölçülerinin çiğnenmesine sessiz kalan herkes büyük bir vebal altındadır. Çünkü neslimizin iffetini, edebini ve ahlakını korumak hepimizin ortak sorumluluğudur.}

YADIRGANACAK NE VAR?

İslam Dini’nin iman esaslarına ve Kur’ân’ın Allah’ın kitabı olduğuna inanan insanlar için bu ifadelerde yadırganacak ne var?

Çok uzun dönemlerdir Diyanet’i dinsizlik olarak algıladıkları laiklik ile yönlendirmek isteyen  çevrelerin rahatsızlık duymaları doğal ama İslam’ın müminlere anlatılmasına karşı çıkmaları tam bir İslam karşıtlığı ilkelliktir.

Çıplaklığı, zinayı ve eş cinselliği onaylayan yaşantılarının milyonların önünde İslam adına yerilmesi çirkinliklerini gösterdiği için hırçınlıklarını artırmaktadır.

 

AYŞE BAYKAL

Fakat Ayşe Baykal gibi temelde inkârcı olmayan kardeşlerimizin yazı kaleme alacak şekilde tedirgin olmalarını anlamak mümkün değildir.

İslam’da kişilere ve kurumlara yüklenen temel görevlerden biri de Maruf’u emir ve Münker’den nehidir. Yani İslam’ın ve ortak aklın gerekli gördüklerine sözlü olarak yönlendirmek ve sakındırdıklarından uzaklaştırmaktır. Bu görev camilerde hutbelerle yapılmayacaksa nerede ve nasıl yapılacaktır?

Ayşe Baykal’ın Odatv’de kaleme aldığı “Diyanet’in utanç verici hutbesi

başlıklı  yazısındaki şu ifadelerine bakar mısınız?

“Kadın cinayetleri bu kadar arşa çıkmışken bu yapılacak vaaz mıdır? Yarın bir erkek herhangi bir sebepten karısını öldürdüğünde “Açık saçık giyiniyordu, namus meselesiydi, o yüzden öldürdüm.” dediğinde muhtemelen “ağır tahrik altında suç işlemiş” sayılacak…Ölen kadın da canlanıp kendisini savunamayacağı için kadın suçlu olacak…Öyle ya, hak etmeseydi öldürülmezdi(!) Zira geçmişte bu şekilde sonuçlanan davalar da malumumuz…”

 

BU NASIL MANTIKTIR?

Diyanet, hakkının vererek gereğince bir tek tesettür hutbesi bile sunamadı. Ülkemizde kadın cinayetleri İslamsızılığın belası olarak artmaktadır. Anılan  hutbeyi geleceğin cinayetleri ile irtibatlandırmak nasıl bir mantıktır?

Kadın cinayetleri iman zaafı, alkollü içkiler, boşanma zorluğu, zina türü ilişkiler ve cahilî namus anlayışı gibi İslam’ın da red ettiği sebeplerle işlenmektedir.

 

ŞU İFADELERE NE DEMELİ?

“Din veya siyaset uğruna kadınların giyim-kuşam ve davranışlarına müdahale edilmesi ters tepiyor. Neden görmek istemiyorsunuz? Bakınız bugün başörtüsünü çıkaran kadınların sayısı başörtü yasağı döneminde başını açanlardan çoktur.“

Türkiye’de Jakoben laiklik  ve zalim siyaset adına Müslümanca giyinilmesine karşı çıkılmış ve zulümler yapılmıştır.

Hutbe ve vaaz ve konferanslarla doğruları öğretmenin, gavurlara benzercesine giyime müdahale ile ne ilgisi olabilir?

NİFAK KOKAN ÖRNEK

[“Nitekim söz konusu hutbeye tepki olarak başörtülü akademisyen Berrin Sönmez, “Eğer bir gün bu ülkede başörtü zorunlu tutulacak olursa o gün başımı açarım, dedim. Ve yazık ki şimdi hutbedeki kurumsal yapılar ifadesi geçmişteki başörtü yasağının rövanşı için bir başörtü dayatmasının kadınlara yükleneceğini düşündürüyor. Başörtüsü zorunluluğu getirilmesi ihtimaline karşı şimdiden başımı açıyorum.” diyerek başörtüsünü çıkaracağını duyurdu.”]

 

Hayretler içerisindeyiz. Bilinçli yetişkin bir Müslüman  kadın şu veya amaçla değil Rabbinin Kur’ânî buyruğu olduğu için  örtünür; baş örtüsüne bürünür.

Başörtüsü zorunluluğu getirilmesi ihtimaline karşı şimdiden başımı açıyorum.” Ne demek? Bunu ancak geleneksel bir takıntı olarak örtünen veya yüreğine İslamî iman akmamış münafık kadınlar söyleyebilir.

***

Ölüm ötesi âhiret hayatı ve sorgulamasına inanmayan insanlara ne söyleseniz boş. Ama uyarı / öğüt, gafil de olsa müminlere fayda verebilir.

Biz de görevimizi yapıyor, ana kervanın yürümesi  için Diyanet’e de yapmasını öğütlüyoruz.

ALİ RIZA DEMİRCAN

 

İslami Haber ”MİRAT” – YouTube

Yorumlar
  1. Kasım ÖZDEMİR dedi ki:

    Göçtü kervan kaldık kavga içinde

  2. Faruk Saban dedi ki:

    Değerli hocam çok haklısınız, Örtünme kadın erkek için, Allah’ın emridir, İnsan olmanın tabii biyolojik ve sosyal olarak hem hijyen hem insan olmasından dolayı olması gereken bir iştir, Lakin bazı insanlar dedikleri ve demek istedikleri ile çelişkili bir tavır sergiliyor, değerlerin baştan hayata merhaba diyen insana terbiyesi yanlış verilirse adet olduğu için kapanır şuur ve bilinç yoktur, en ufak bir sarsıntı da kayış atarlar, Çünkü hayat tarzı yanlış kurulmuştur, Baş örtüsünü haşa Allah’a küsmek ya da yaratıcıya destek verdiğini mi zanneder insan?Tutarsızlık ve tarzının şuurunda olmamak böyle bir eziklik kendini dışa vuruyor…