
Önce yeni mi yeni haberimizi okuyalım:
[Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş gündemdeki konulara dair önemli açıklamalarda bulundu. Bakan Göktaşîn açıklamalarından bir bölümü şöyle:
“Doğum destek sistemimizi güncelledik. İlk doğan çocuğa 5 bin lira tek seferlik destek. İkinci çocuğa aylık 1500 TL çocuk 5 yaşına kadar annenin hesabına destek. Üçüncü çocuk için annenin hesabına ayda 5 bin TL destek.” açıklamasında bulundu. Bakan Göktaş ilk ödemelerin Mayıs ayında hesaplara yatacağını müjdeledi.]
Mevcut yapımızı yazarımız Yakub Döğer’den bir alıntı ile özetleyelim:
“Tuğyan kültürü iktidar eliyle pompalanıyor. Bir yandan aile kurumunun öneminden bahsedilirken, diğer yandan ailelerin parçalanması için her türlü girişim yapılıyor. İktidar ailenin önemine vurgu yaparken, diğer yandan iktidar kanalları aile yapısının temelini her gün her saat dinamitlemeye devam ediyor.”
Acı ama gerçek bu. Peki ne yapılması gerekir? Onu da Ali Rıza Demircan hocamızın bir makalesiyle açıkladık:
Yukarıda okuduğunuz haber güzel bir gelişme. Ama bu yolla da sonuç alamazsınız.
İyi de ne yapılması gerekir denirse, onu da haberimizin başlığında gösterdik, sekiz ay önce de Demircan hocamızın bir makalesi ile dile getirdik. Hatırlatalım:
Aileyi ibadet hayatı ve Cennet yolu olarak değerlendiren İslamî hayat görüşünden yoksunluğumuz sebebiyle doğum oranları Ülkemizin geleceğini tehdit edercesine azalırken boşanmalar da giderek artıyor.
Şu son günlerde Cumhurbaşkanımızın konuya ciddiyetle eğildiğini gördük. {Hürriyet’ten Hande Fırat’ın 18 Ağustos 2024 tarihli yazısındaki anlatımına göre Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş ile bir grup Ankara temsilcisi bir araya geldiğinde Bakan “Türkiye’nin yaşlı nüfusunun son beş yılda yüzde 21.4 oranında arttığına dikkati çekti. Doğurganlık hızının ise 1.51’e gerilediğini açıkladı. Bu kritik seviye olan 2.1’in çok altında.
Göktaş, “Bu trend tüm dünyada yaşanıyor. Bizim nüfusumuz Avrupa’ya göre daha genç olsa da yine bir alarm durumu söz konusu. Bu mesele sadece ülkemizin değil dünyanın en önemli meselelerinden biri”
Bu vahim duruma milletimizi bilgisiz ve bilinçsizce uyguladığımız feminist politikalarla yani doğurabilecek kadınları fabrikalara ve iş yerlerine tıkamakla hükümetler olarak biz getirdik.
Bakanın bu sözlerini okuyunca, bu konuda altı yıl önce kendisi gibi tesettürlü olan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Sayın Zehra Zümrüt Selçuk’un açıklamasını hatırladık. Bakan şöyle diyordu:
“2005 yılında ülkemizde istihdam edilen 5 milyon kadın bulunurken, bu rakam 2018 Temmuz itibarıyla 9 milyon 121 kadına çıktı. Buradaki 4 milyonluk artış, yüzde 70 oranında bir iyileştirmeye tekabül ediyor. 2023 yılında ise kadınların iş gücüne katılım oranını yüzde 41’e eriştirmeyi hedefliyoruz. Bakanlık olarak kadının ekonomik ve sosyal gelişimini destekleyerek, kadın girişimciliğini kolaylaştıracak programların hayata geçirilmesi öncelikle hedeflerimiz arasında.”
Tesettürlü sayın bakanın konuşmasını okurken şairin “Şecaatin arz ederken merdi kıptin sirkatin söyler./ Kabadayılığını açıklarken Kıbti hırsızlığını dile getirir.” deyişini hatırladık.”
2023 yılında ise kadınların iş gücüne katılım oranını yüzde 41’e eriştirmeyi hedeflemiştik. Hedefi tutturduysak halt ettik.
Gerileyen doğurganlık hızını artırmak için kadınlarımız evi dışında hem çalışacak hem de üç-dört çocuk doğuracak öyle mi?
Bu vesile ile bir daha anladık ki en büyük hata doğruya en yakın hata olduğu gibi zarar verici en büyük atılımlar da bizden olan ama İslâm’ı ve insan doğasını bilmeyen kişi ve kurumların yaptıklarıdır.
Çalışan kadınların doğurmasını teşvik edelim ama sonuç beklemeyelim.
Yeni evlilikleri teşvik edelim.
SİGORTALI OLMAYAN KADINLARI DA İÇİNE ALACAK ŞEKİLDE BELİRLENECEK BİR TARİHTEN SONRA ÜÇ ÇOCUK DOĞURAN KADINLARA EMEKLİLİK HAKKI VERELİM.
Bankacılık düzeni ile olmayan kapitallerine bile faiz aldırtarak kanımızı emdirttiğimiz faizcilerin sömürüsünü kısarak kaynak oluşturabiliriz
Daha da önemlisi İslam’dan, tarihimizden, cihan devleti olma hedefimizden ilham alarak kadına, aileye ve çocuğa bakışımızı insanileştirerek değiştirelim.
“Aile… Bakanlığının Dikkatine KADINA, AİLEYE VE ÇOCUĞA BAKIŞIMIZ NE OLMALIDIR?” başlıklı yazımız yakında sitemizde.
ALİ RIZA DEMİRCAN
İSLAMİ HABER ‘MİRAT’ -YOUTUBE-
Muhterem Hocam,
Yazınız fevkalade isabetli, önemli ve ufuk açıcı fakat geliştirilmeye açık olduğu için bir kaç hususu da ben eklemek isterim:
1- Annelik ve ev hanımlığı eğitimine önem verilmeli, bu eğitimi alanlara faizsiz evlenme kredisi verilmeli; hibe ve teşviklerle bu eğitim desteklenmeli. Biz, annelik ve ev hanımlığına odaklı böyle bir eğitim merkezinde 12 yıldan beri eğitim sürdürüyoruz. http://www.hamzali.org sitesinden inceleyebilirsiniz.
2- Asgari 3 çocuk doğuran hanım emekli maaşı almalı, bundan fazla doğum yapan hanımlara ek destek, teşvik ve pirim verilmesi sağlanmalı, 6 çocuk sahibi annelere Ünvan verilmeli, annelik ve ev hanımlığı eğitim merkezlerinde Uzman anne olarak ders verebilmesi sağlanmalıdır.
3- Annelik, imrendirilecek çok itibarlı bir makam olarak görülmesi için ilk, orta ve lise müfredatında yerini almalı, Nebevi bilgiler beyinlere nakşedilmekle kalmayıp anneliğin gerekli ve zaruri kıldığı maharetleri kızlarımıza kazandırılmalıdır.