
Ulusal Stratejiler ve Politikalar Üretme Merkezi (USPUM) tarafından 23 Temmuz günü düzenlenen “Mefkure Sohbetleri”nin konuğu İlkokul Müdürü Ahmet Demir oldu. Demir 31 yıllık mesleki tecrübesiyle eğitim dünyasına yepyeni bir soluk getirecek olan “Pergel Nakış Modeli”ni anlattı.
Eğitimci Ahmet Demir’in, Fatih Sultan Mehmet ile gerçekleştirdiği bir “rüya hasbihali” sonrası kaleme aldığı Pergel Nakış Modeli, sadece bir müfredat değişikliği değil, bir diriliş çağrısı olarak dikkat çekiyor. “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”ni bir beden olarak kabul edersek, Pergel Nakış Modeli bu bedene “ruh” vermeyi ve teoriyi pratiğe dökmeyi amaçlayan %100 başarı odaklı bir uygulama teklifidir.
Pergel Metaforu: Köklerden Geleceğe Model, adını meşhur pergel metaforundan alıyor. Bu anlayışa göre pergelin sabit ayağı inancımıza, değerlerimize, maddi ve manevi kültürümüze yani bizi biz yapan medeniyet köklerimize basmaktadır. Hareketli ayağı ise dünyadaki tüm ilim ve teknolojiyi, “ilim Müslümanın yitik malıdır” düsturuyla tarayarak toplar. Ancak toplanan bu bilgi, olduğu gibi değil, kendi medeniyet form ve normlarımızdan geçirilerek insanlığın hizmetine sunulur.
Mevcut Sistemin 5 Temel Sorununa Neşter Ahmet Demir, mevcut eğitim sistemini felç eden beş temel soruna dikkat çekerek bu modelin nasıl bir çözüm sunduğunu şöyle özetliyor:
Öğretmen: Bilgi Memuru Değil, “Ruh Mimarı” Modelin en can alıcı noktalarından biri öğretmenin konumudur. Pergel Nakış Modeli’nde öğretmen, sadece müfredatı yetiştirmekle yükümlü bir memur değil; çocukların fıtratını tanıyan ve “ruhlarını inşa eden bir mimar” olarak tanımlanır. Öğretmen, öğrenciye “boş bir kap” olarak değil, yaratıcısı tarafından donatılmış bir “emanet” gözüyle bakar.
Diplomadan Şahsiyete Geçiş Demir’e göre asıl yara, çocuklara her şeyi öğretirken “niçin yaşadıklarını” öğretememektedir. Bu modelle birlikte eğitim; teknik bir bilgi aktarımından çıkarak, Gazali’nin “aklı maat” (ahirete bakan ve ahlakla bütünleşmiş akıl) anlayışıyla yeniden şekillenmektedir. Hedef; sadece sayısal başarılarla övünen değil, Gazze gibi
mazlum coğrafyalara merhamet ve adalet taşıyacak şahsiyetli nesillerin sessiz ve büyük yürüyüşünü başlatmaktır.
Bu model, “başkasının gölgesinde büyüyen ağaç kendi meyvesini veremez” diyerek, yerli ve milli bir eğitim sisteminin mümkün olduğunu kanıtlamayı amaçlıyor.
USPUM / Murat Gönüllü