islami haberortadoğu haberlerimirat analizmirat tv
DOLAR
13,4976
EURO
15,2845
ALTIN
770,59
BIST
1.810
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Yağışlı
15°C
İstanbul
15°C
Yağışlı
Çarşamba Çok Bulutlu
12°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
14°C
Cuma Sağanak Yağışlı
17°C
Cumartesi Sağanak Yağışlı
14°C

Eğitimli Genç İşsizlere Dönük İstihdam Politikaları Neden Etkisiz Kaldı?

Eğitimli Genç İşsizlere Dönük İstihdam Politikaları Neden Etkisiz Kaldı?

Yüksek Eğitimli Gençler De İş Kuyruğunda

Türkiye İş Kurumu’nun (İŞKUR) verilerine göre Haziran ayında kayıtlı işsiz sayısı 4 milyon 417 bin oldu. Mayıs ayında bu sayı 4 milyon 84 bindi. Böylece sadece bir ayda 332 bin 863 kişinin işini kaybettiği ortaya çıktı. Kayıtlı işsiz sayısındaki aylık artış ise yüzde 8,1 oldu. İŞKUR’da kayıtlı işsizlerin 899’u doktora derecesine sahipken, 20 bin 592’si yüksek lisans ve 664 bin 507’si ise lisans mezunu. Haziran ayı itibarıyla kayıtlı işsizlerin 2 milyon 231 bini kadınlardan oluştu. Yine aynı dönemde İŞKUR’dan iş bekleyenlerin 1 milyon 213 bini 20-24 yaş grubundaki gençlerden meydana gelirken 739 bini ise 25-29 yaş grubunda.

Eğitimli Genç İşsizlere Dönük İstihdam Politikaları Neden Etkisiz Kaldı?

Bundan tam bir yıl önce (Haziran 2018) resmî istatistikî verilere göre Türkiye’de işsiz sayısı 2 milyon 621 bin idi. Şimdi ise bu sayı 4 milyon 417 bine yükseldi. Bir yıl içinde yaklaşık olarak 2 milyon işsiz vatandaşımız, işsizler ordusuna katılmış. İşsizlikte yıllık artış oranının % 69’a çıkmış olması, Türkiye’de tüketimin de üretimin de gerilediğinin ve dolayısıyla ekonominin çok dikkat çekici bir şekilde daraldığının apaçık bir göstergesidir.

Eğitimli olmak, üniversite mezunu olmak, yüksek lisans yapmak ve hatta doktora eğitimi almak da işsizliğe karşı artık garanti değildir. Bir başka ifadeyle “ne kadar eğitimli olursan o kadar işsiz kalma ihtimalin az olur” düşüncesi artık tarihe karışmıştır. Üniversite sayısı son yıllarda arttı dolayısıyla eğitimli gençlerin de sayısı arttı ama emek piyasası, mezun olanların hepsini kendi bünyesinde barındıracak dinamik özelliğini kaybetti.

Eğitimli gençler, artık işgücü piyasasında iş bulma konusunda avantajlı değil diğer işgücü sahipleri gibi dezavantajlı konumundadır. Bu acı gerçek, nitelikli elemanlara ihtiyaç duyan sektörlerin de ekonomik krize girmesine bağlanabilir. Bundan böyle eğitimli genç işsizliği sorunu da gündemden çıkmayacak kadar en önemli toplumsal sorunlar arasına girmeye adaydır.

Eğitimli Gençler İçin Ne Yapıldı?

Bir yıllık mazisi olan yeni hükümet, aslında eğitimli gençler arasındaki işsizlerin artışını fark etmiş olacak ki Cumhurbaşkanlığı 100 Günlük İcraat Programı kapsamına “İşe İlk Adım Projesi”ne de yer vermişti. Buna göre yüksekokul veya fakültelerden mezun olan 18-29 yaş arasında olan eğitimli gençlerin, İşbaşı Eğitim Programlarına katılmaları düşünülmüş , meslekî tecrübe kazanmaları arzu edilmişti.

Bu iyi niyetli projeye göre işverenler, zaten uygulanmakta olan İşbaşı Eğitim Programlarına eğitimli gençleri de almaları ve program çerçevesinde mecburî istihdam şartının dışında ilave olarak12 ay boyunca çalıştırmaları gerekiyordu. Bu fedakârlığı gösteren işverenler, İşsizlik Sigortası Fonundan ödenen ücretin net asgari ücretin % 50’sine kadar malî destek görmekteydi. İşte “İşe İlk Adım Projesi”ni eğitimli gençleri çalıştırmak suretiyle devam ettirmek isteyen işverenlere 12 aya varan bir süre için ayrıca sübvansiyon sağlanmaya karar verilmişti.

 Gerçi bu süre zarfında net asgari ücretin sadece % 25’i İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanmaktaydı ama eğitimli işgücü ihtiyacı duyan işverenler için, işgücü maliyetlerini azaltmak açısından iyi bir fırsat olarak düşünülebilir. Ama asıl sorun da burada zaten. İşgücü maliyetlerini azaltmak, kâr oranını artırmak anlamına gelir. Ne var ki tüketicilerin alım gücü zayıflamış ve buna bağlı olarak da üretilen mal ve hizmetlere yönelik rağbet azalmış ise işgücü maliyetlerini azaltmaya dönük geçici fırsatlar dahî bir şirketin ayakta kalabilme şansını yükseltmez. Canlı ve büyüyen ekonomide işverenler, devlet desteği görmeden de eğitimli gençleri işletmelerinde istihdam etmek ister.

Öyle anlaşılıyor ki daralan bir ekonomide eğitimli genç işsizlere yönelik “İşe İlk Adım Projesi”nin etkisi sınırlı kalmış. Hükümetimiz bu projeden kaç bin eğitimli gencin yararlandığını, bunlardan kaçının istihdamı devam ettiğini, kaçının ise proje sonunda yine işsiz kaldığına dair bilgi verirse projenin etkinliği hakkında daha detaylı bir değerlendirme yapma imkânımız olurdu.

Eğitimli Genç İşsizlik Sorunu Nasıl Çözülebilir?

İŞKUR, eğitimli genç işsizlere yönelik aktif istihdam politikaları çerçevesinde bilhassa stratejik ehemmiyet arz eden yeni teknolojilere ihtiyaç duyan sektörlere yönelik sübvansiyon desteklerini devam ettirmelidir. İşsizlik Fonu ve burada biriken paralar, zaten bu maksat için oluşturulmuştur. İşverenlerin istihdam odaklı malî desteklerinin isabetli ve sürdürebilir olabilmesi, Üniversite-Sanayi İşbirliğinin sürekli, plânlı, yoğun ve aktif olmasına bağlıdır.

Eğitim sitemi, daha ilkokuldaki çocukları bile üniversite odaklı düşünmeyi teşvik etmektedir. Peki üniversiteyi bitiren bir genç, işsiz kalması karşısında hiç mutlu olabilir mi? Eğer maksat nitelikli iş bulmak, çalışmak ve helal yoldan para kazanmak ise mutlaka üniversite mezunu olmak gerekmez. Almanya’nın dual meslekî eğitim sistemi, binlerce genci, üniversiteye göndermeden meslekleri ile ilgili hem teorik, hem de pratik bilgi vererek, nitelikli meslek eleman olmalarını ve kolayca istihdam edilmelerini sağlamaktadır. Türkiye’de de özellikle Sanayi ve Ticaret Odaları, gençlerin dual eğitim sistemine göre eğitim almalarına bilhassa meslek yüksekokulları ile koordineli işbirliği yaparak, yardımcı olabilir.

Emek piyasasının işlevselliğine yönelik bünyesel, meslekî ve organizasyonel şartların iyileştirilmesi ne kadar önemli ise ekonominin yeni üretim ve teknoloji alanlarına yönelik açılımları da o kadar önemlidir. Bunun için devletin, bu alanlara yönelik özel sektörü teşvik edici yatırım desteği mutlaka artırılmalıdır. Ama sorun da zaten burada. Bütçede yatırımlar için yeterince kaynak bulunmamaktadır. Neden mi? Bütçe giderlerinin ekseriyeti faizle alınan borç paraların geri ödemesine gitmekte de onun için.

Yatırım için daha çok para bulabilmek için, ekonomi ve finans sistemi, faiz mikrobundan kalıcı bir şekilde bütünüyle arındırılması gerekmektedir. (Eğitimli genç) işsizliğe karşı en etkin çare, faiz oranlarını aşağıya doğru çekme çabalarında bulunmaktan ziyade faize sıfır tolerans tanıyan helal ekonomi, finans ve yatırım sisteminde aranmalıdır.

Prof. Dr. Ali SEYYAR

Gelişen Olaylara İslami Bakışın Adresi

ETİKETLER: , ,
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.