
Eşler Arasında Cinsel Haramlar “Zıhâr Yapmak”
Evlilik içindeki cinsel haramlardan biri de ”Zıhâr” yapmaktır. Zıhâr, Kur’ân‐ı Kerîm’in Mücâdele Sûresi’nin ikinci âyetinde”çirkin ve yalan söz”e dayalı olduğu açıklanan bir uygulamadır.[1]
“Sizden, ‘sen bana anamın sırtı gibisin’ diyerek kadınlarına zıhâr yaparak onlardan ayrılmak isteyen erkekler (bilmelidir ki) bu şekilde ayrılmaya kalktıkları kadınlar onların anaları değildir. Onların anaları ancak kendilerini doğuran kadınlardır. Onlar çirkin ve yalan olan bir söz söylüyorlar. Şüphesiz Allah affedici, bağışlayıcıdır.”
Zıhâr; Allah’ın eşler arasında halâl kıldığı cinsel hayatı yasaklamak olduğu için, haramdır. Zıhâr yapmak haram olduğu gibi, yaptıktan sonra keffâretini ödemeksizin cinsel hayata dönmek de bir diğer haramdır.
Yukarıda tercümesi sunulan âyeti “anaları” aşacak ve kendileriyle evlenilemeyecek olan bütün mahremleri içine alacak bir şekilde yorumlayan örneğin Hânefî mezhebi bilginlerine göre zıhâr; Müslüman, akıllı ve ergin bir erkeğin eşini veya onun başı, sırtı ve karnı gibi bir organını, kendisine neseb, süt veya evlilik yoluyla haram kılınmış olan bir kadına benzetmesidir. Daha açık bir ifadeyle anası, süt kızkardeşi ve kayınvalidesi gibi mahremi bir kadına veya onun karnı ve cinsel organı gibi bir organına benzetmesidir.
Misâller:
Sen bana anamın karnı gibi haramsın.
Senin başın bana süt kız kardeşimin karnı gibidir.
Senin uylukların bana teyzemin üreme organı gibidir.
Senin göğüslerin bana kayın vâlidemin göğüsleri gibidir.
Zıhârın hükmü
Zıhâr yapan kişi zıhârın keffâretini ödemedikçe, karısını şehvetle öpüp okşayamaz. Onunla cinsel ilişkide bulunamaz. Keffâret ödenmedikçe, sözlü veya fiilî olarak kadın da oynaşma ve ilişki kurma arzusunu açıklayamaz.
Zıhâr kişinin kendisinin ve de karısının cinselliğine tecavüzü olduğu için haram işlemdir.
Zıhâr yapan erkek, keffâretini ödeyerek, cinsel hayatını başlatmakla mükellefdir. Başlatmadığı takdirde kadın yargıya başvurarak, kocasının zıhâr keffâretini ödeyerek cinsellik görevini yapmasını veya kendisini boşamasını isteyebilir.
Başvuru halinde hâkim zıhâr yapan kocaya önce keffâretini ödemesini emreder. Ödeme gücü olduğu halde ödemezse boşamasını emreder. Hiçbirini yapmadığı takdirde ceza uygular. Ancak yapamayacak kişiden keffâret düşer.
Zıhar yasağının dolaylı amacı
Allah’ın Resûlü, mü’minlerden bazılarının; bâtıl din ve ideoloji mensublarını taklid ederken anneleri gibi mahremleriyle cinsel ilişkiye girebilecek kadar aşağılaşacaklarını duyurmuş, mahremlerle cinsel ilişkiden; ensest ilişkiden şiddetle sakındırmıştır.[2]
İslâm Dîni kendileriyle evlenilmesi haram olan mahremlerle cinsel ilişkiyi yasakladığı gibi, bu tür ilişkiyi çağrışım yaptıracak ve ona ortam hazırlayacak davranış şekillerini de yasaklamıştır.
Bu yasaklar arasında mahrem erkeklerle kadınların birbirleri yanında üreme organları ve uyluklarını içine alan avret yerlerini açığa vurmaları ve zıhâr başta gelmektedir.
Zıhâr, İslâm öncesi câhiliyet döneminde ve İslâm Dîni’nin ilk tebliğ yıllarında dönüşü olmayan kesin bir boşama şekliydi.[3]
Zıhâr’ın boşama yolu olmaktan çıkarılmakla beraber haram kılınması ve yapılması halinde en ağır keffâret görevlerinin yüklenmesinin temel amacı, Allah bilir, mü’minleri mahremleri arası ilişkiye kapı açabilecek her türlü söze, davranışa ve örfe karşı kesin tavır almaya yöneltmektir.[4][5]
Bu sebeple İslâm’ın genel prensiplerinden ve yasaklanan
Zıhar’dan hareketle ensest ilişkileri çağrıştırıcı sözleri, filmleri ve eylemleri de yasaklar arasına katabiliriz. Katmalı ve zıhâr gibi yasaklamalıyız da. Yerilen zıhar yasağının çağımıza yönelik mesajı da bu olsa gerektir. Zira giderek artan ensest ilişkilerin bir ölçüde sözlü ve fiiili benzetmeler ve tesettürsüzlükten kaynaklandığından şüphe yoktur.
Genelde her fiilin oluşumuna bir sözün, bir davranışın veya bir örfün ortam hazırladığı düşünülürse, zıhâr’ın cinsel haramlar arasına alınışının gayesi daha iyi kavranılmış olur.
Kur’ân’la açıklanan Zıhâr keffâreti ile, ilgili olarak ileride özel bölümünde bilgi verilecektir.
ALİ RIZA DEMİRCAN
DİP NOTLAR
[1] Zıhârın çirkin ve yalan söz olarak nitelenmesi, haramlığının delilidir. İslâm bilginleri zıhârın haramlılığı üzerinde birleşmişlerdir. Bak. Revâiül‐Beyan 2/526.
[2] Feyzül‐Kadîr Hn. 7537 (6/346)
[3] İ. Kesîr Mücadele 4
[4] Hanefî Mezhebi müctehidlerinin zıhâr âyetini geniş bir biçimde yorumlayarak, zıhârı bütün mahremleri içine alacak şekilde boyutlandırmaları, zıhârdaki değindiğimiz amacı gözetleme sebebiyle olsa gerektir. Bazı müctehidlerimizin İslâm Hukûku’na göre evlenemeyecek kişiler arasında ‐yalnızca şekil yönünden bile olsa‐ nikâh akdolunmasını haramlıkla vasfetmeleri de aynı amaca yönelik olsa gerektir. Bak. İslâm’da Helâller ve Haramlar
[5] /79. Zıhar’a ilişkin geniş bilgi için bak. V. Zühayli İslâm Fıkhı Ans. 9/419.