islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
32,8221
EURO
35,1421
ALTIN
2.449,46
BIST
10.771,36
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
28°C
İstanbul
28°C
Açık
Pazar Parçalı Bulutlu
29°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
30°C
Salı Az Bulutlu
29°C
Çarşamba Az Bulutlu
28°C

RAMAZAN’A MERHABA DERKEN

RAMAZAN’A MERHABA DERKEN
15 Mart 2023 10:49
A+
A-

Bir başka iklimdir Ramazan iklimi… Ramazan başladığı gün bir başka doğar güneş… Akşam batarken de bir başka batar…

Sahuru berekettir Ramazan ayının, iftarı ise rahmet…

Yüce rabbimizin yarattığı dört iklim bir araya gelse, Ramazan ayının oluşturduğu o manevi iklimi yine de yakalayamaz. Her mevsimin güzelliği ve bereketi bir yana, Ramazan bir iklimdir, gönüllere huzur ve mutluluk veren… Onun içindir ki her yıl on gün önce gelen Ramazan, bütün mevsimleri ziyaret ederek her mevsimi güzelleştirir ve bereketlendirir. Tabii ki de bunu anlayıp idrak edebilenleredir bu güzellik ve rahmetler.

Ramazan bizlere misafir olmak  için hazır ve kapımıza kadar geldi… Şu an kapıyı çalmak üzere… Peki biz Ramazan’a hazır mıyız acaba? Kilit soru bu olsa gerekir.

Gönül kapılarımızı açabilecek miyiz Ramazan ayına? Seküler hayatın debdebeleri arasından sıyrılıp tüm benliğimizle  “Hoş geldin ey on bir ayın sultanı” diyebilecek miyiz? Mesela haramlardan sıyrılıp, “oruç ibadetinin aç ve susuz kalmak olmadığını” hiç tereddüt etmeden nefislerimize haykırabilecek miyiz?

Mesela “bu benim hayatımın son Ramazan ayı olabilir” diyerek, bile isteye içine daldığımız faiz belasından vazgeçebilecek miyiz?

Anne ve babalarımıza, İslam’ın emrettiği ilgi ve alakayı gösterip, ayaklarının altını öpebilecek miyiz?

Evlatlarımıza, dünya hayatının geçici olduğunu, asıl ebedi hayatın Ahiret hayatı olduğunu anlatıp, İslam’ı yaşamaları noktasında gayret sarf edebilecek miyiz? Yoksa  “Onlar genç, bırakalım çocukluklarını gençliklerini yaşasınlar” mı diyeceğiz?

İftar ve sahur yemeklerinde, depremzede kardeşlerimizi düşünerek lokmalar kaçımızın boğazına düğümlenecek de geçmeyecek!

Ya komşularımız… Ya Allah’ın bizlere yani topluma emaneti olan yetim ve öksüzlerimiz… Onlar Ramazan ikliminde gönül dünyamızda ne kadar yer edecek?

Sahi, Kur’an ayı Ramazan kapımıza geldi ve kapımızı çalmaya hazırlanırken, biz Ramazan ayını karşılamaya hazır mıyız acaba?

Yoksa evimiz(!) misafir kabul edemeyecek kadar dağınık ve pislik içinde mi?

Selam, saygı ve muhabbetlerimle…

Şaban DOĞAN

ETİKETLER: Manşet