
Zannediliyor ki Türkiye’de gazeteciler özgür değil, konuşamıyorlar. Oysa durumun hiç de öyle olmadığı, Hacı Yakışıklı’nın paylaştığı bir anekdotla ortaya çıkıyor. O dönem Başbakan olan Binali Yıldırım ile Almanya’ya yapılan bir ziyarette, Alman Başbakanlık binasında yaşananlar dikkat çekiyor.
Yaklaşık 50 gazetecinin bulunduğu basın toplantısında, Türk ve Alman basınına yalnızca ikişer soru hakkı veriliyor. Sorular önceden belirlenmiş, kimin soracağı da netleşmiş durumda. Bu olay, “Batı’da gazetecilik daha mı özgür?” sorusunu yeniden gündeme taşıyor.
Almanya gibi Batılı ülkelerde basın özgürlüğü yüksek gibi gösteriliyor. Ancak orada da gazetecilerin devletin çıkarlarına ters düşen konularda özgürce haber yapamadığı biliniyor. Özellikle dış politika ve güvenlik meselelerinde, sistematik bir oto sansür oluşmuş durumda.
Alman kamuoyunda, devletin çizdiği sınırların dışına çıkan habercilik pratikte hoş karşılanmıyor. Hatta bazı medya organları, Alman istihbaratıyla eş güdümlü çalıştıkları gerekçesiyle eleştiri alıyor. Bu durum, “Almanya’da basın özgürlüğü Türkiye’den daha mı ileri?” sorusunu sorgulatıyor.
Türkiye’de gazeteciler zaman zaman baskı iddialarıyla karşı karşıya kalsa da, ülke içinde devletin yapısı, tarihsel kurumları ve istihbarat teşkilatı gibi konular bile tartışma konusu olabiliyor. Milli İstihbarat Teşkilatı’nın (MİT) görevleri, yetkileri ya da geçmişteki faaliyetleri üzerine çok sayıda eleştirel haber ve yorum yayımlanabiliyor.
Bu durum, gazetecilerin belirli alanlarda ne kadar özgür olduğunu da gösteriyor. Türkiye’de hem muhalif hem de yandaş medya içindeki çeşitlilik, çok sesliliğe imkan tanıyor. Almanya gibi ülkelerde ise bu çeşitlilik yüzeyde kalıyor.
Asıl mesele şu: Gazetecilikte özgürlük, devletin sınır çizdiği alanlara kadar mıdır, yoksa her konuda mutlak bir ifade özgürlüğü mü vardır? Bu sorunun cevabı ülkeden ülkeye değil, aynı ülke içinde bile zaman zaman değişebiliyor.
Basın özgürlüğü sadece yazmakla değil, ne zaman susmak zorunda kalındığıyla da ölçülür. Bir ülkede gazeteciler bazı konularda hiç konuşamıyor, soru dahi soramıyorsa orada gerçek bir özgürlükten söz edilemez.
Türkiye’de pek çok eleştiriye rağmen basın alanında hâlâ canlı bir tartışma ortamı mevcut. Batı’da ise görünürde özgürlük var, fakat perde arkasında daha sert sınırlar bulunuyor.
Sonuç olarak, özgürlük iddialarının pratikte nasıl işlediği daha önemli hale geliyor. Almanya gibi ülkeler, dışarıdan özgür görünse de kendi içlerinde ciddi kısıtlamalar barındırabiliyor. Türkiye ise tüm zorluklara rağmen tartışmanın sürdüğü bir ülke olmayı sürdürüyor.
Bu durum, “Gazeteci nerede başlar, nerede susar?” sorusunu bize bir kez daha düşündürüyor.
İSLAMİ HABER “MİRAT” –YOUTUBE