Gazze İçin Verilen Sözler Tutulmadı: Trump Planı Neden Hayata Geçmedi?
ABD Başkanı Donald Trump tarafından büyük beklentilerle duyurulan Gazzeplanının üzerinden yedi ay geçmesine rağmen sahada barıştan çok çatışmanın, yeniden imardan çok yıkımın konuşulduğu bir tablo ortaya çıktı. Ateşkes, yeniden yapılanma ve siyasi geçiş hedefleriyle açıklanan planın önemli unsurları uygulamaya geçirilemezken, Gazze halkı açlık, susuzluk ve devam eden saldırılar arasında yaşam mücadelesi vermeye devam ediyor.
Bugün gelinen noktada ortaya çıkan manzara, uluslararası toplumun verdiği sözlerin ne ölçüde yerine getirildiği sorusunu da beraberinde getiriyor.
Ateşkes Var Ama Güvenlik Yok
Trump planının temel dayanaklarından biri kalıcı ateşkes ve çatışmaların sonlandırılmasıydı. Ancak sahadaki gelişmeler bu hedefin gerçekleşmediğini gösteriyor.
İsrail ile Hamas arasında yürürlüğe giren ateşkes anlaşmasına rağmen Gazze‘de saldırılar tamamen durmadı. Ekim ayından bu yana yüzlerce Filistinli hayatını kaybederken, İsrail ordusunun neredeyse her gün Gazze’nin farklı bölgelerini hedef aldığı belirtiliyor.
Bu durum, ateşkesin sadece kağıt üzerinde kaldığı yönündeki eleştirileri güçlendiriyor. Birçok uzman, gerçek anlamda bir siyasi çözüm olmadan yapılan ateşkeslerin uzun vadeli istikrar üretmediğine dikkat çekiyor.
Açlık ve Susuzluk Gazze’nin Yeni Gerçeği
Gazze‘deki insani kriz ise her geçen gün daha ağır bir hal alıyor.
Anlaşmaya göre günlük 600 yardım tırının bölgeye giriş yapması gerekirken, yardım akışının hedeflenen seviyeye ulaşamadığı görülüyor. Birleşmiş Milletler verileri, her beş aileden birinin günde yalnızca tek öğün yemek yiyebildiğini ortaya koyuyor.
Özellikle çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalar açısından tablo daha da endişe verici. Savaşın yıktığı altyapı nedeniyle temiz suya erişim ciddi şekilde kısıtlanmış durumda.
Han Yunus başta olmak üzere birçok bölgede insanlar su bulabilmek için kilometrelerce yürümek zorunda kalıyor. Elektrik eksikliği, yakıt yetersizliği ve tahrip edilen su şebekeleri krizi daha da derinleştiriyor.
Gazze‘de bugün en temel meselelerden biri artık güvenlik değil, hayatta kalabilmek.
İsrail İşgal Alanını Genişletiyor
Trump planının en kritik maddelerinden biri, İsrail’in belirlenen bölgelerden çekilmesi ve Filistinlilere daha geniş yaşam alanı açılmasıydı.
Fakat uygulamada bunun tam tersi yaşandı.
Ateşkes sürecinin başlangıcında Gazze’nin yaklaşık yüzde 53’ü İsrail kontrolünde bulunurken, sonraki aylarda bu oran yüzde 60’ın üzerine çıktı. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun yaptığı açıklamalar da bu genişlemeyi doğrular nitelikte.
Bu gelişme, planın güvenlik ve toprak düzenlemeleri açısından başarısızlığa uğradığını gösteren en somut göstergelerden biri olarak değerlendiriliyor.
Filistinliler için ayrılan yaşam alanlarının daralması ise zaten ağır şartlar altında yaşayan nüfus üzerindeki baskıyı artırıyor.
Uluslararası Vaatler Yerine Getirilmedi
Gazze’nin yeniden inşası için yaklaşık 70 milyar dolarlık bir kaynağa ihtiyaç olduğu belirtilmişti.
Barış kuruluna üye ülkeler ise bunun yalnızca 17 milyar dolarlık kısmını taahhüt etmişti. Ancak geçen süre içerisinde bu miktarın da önemli bölümü toplanamadı.
Toplanan fonların sahada kullanılabilmesi konusunda da ciddi gecikmeler yaşanıyor.
Gazze’nin geçici yönetimini üstlenmesi planlanan teknokrat komite henüz görevine başlayamazken, uluslararası istikrar gücü de halen kağıt üzerinde bulunuyor.
Bu tablo, uluslararası toplumun siyasi açıklamalar ile fiili uygulamalar arasındaki farkını bir kez daha gözler önüne seriyor.
Hamas Sonrası Senaryo da Belirsiz
Planın önemli başlıklarından biri de Hamas‘ın silahsızlandırılması ve Gazze’nin yeni bir siyasi yönetime hazırlanmasıydı.
Buna göre silah bırakan Hamas mensupları için af mekanizmalarının oluşturulması, bazı isimlerin yeni güvenlik yapısına dahil edilmesi ve ulusal seçimlere katılım imkanının sağlanması öngörülüyordu.
Ancak güvenlik düzenlemelerinin hayata geçirilememesi ve taraflar arasındaki güvensizlik nedeniyle bu hedefler de henüz gerçekleşmedi.
Dolayısıyla Gazze‘nin geleceğine ilişkin siyasi yol haritası hâlâ belirsizliğini koruyor.
Gazze’de Barış Hâlâ Uzak Bir İhtimal
Yedi aylık süreç sonunda ortaya çıkan tablo, Trump planının büyük ölçüde askıda kaldığını gösteriyor.
Ateşkes tam anlamıyla uygulanamıyor, yardım mekanizmaları çalışmıyor, yeniden inşa başlayamıyor ve siyasi geçiş gerçekleştirilemiyor. Buna karşılık Gazze halkı açlık, susuzluk, yerinden edilme ve devam eden saldırılarla yüzleşmeye devam ediyor.
Bugün Gazze‘de yaşananlar, yalnızca bir insani kriz değil; aynı zamanda uluslararası siyasetin verdiği sözlerle sahadaki gerçekler arasındaki derin uçurumu da ortaya koyuyor.
Barış planlarının başarıya ulaşabilmesi için yalnızca diplomatik açıklamalar değil, tarafları bağlayıcı ve uygulanabilir mekanizmaların da hayata geçirilmesi gerekiyor. Aksi halde Gazze‘de değişen tek şey, her geçen gün ağırlaşan insani bedel olmaya devam edecek.
AFAD Deprem bölgesinde 24 bin 443 personel görevlendirdiğini açıkladı. Depremde son veriler ise şöyle: 3 bin 419 vatandaşımız hayatını kaybederken, 20 bin 534 vatandaşımız yaralı olarak enkaz altından çıkarılmış durumda.
İsrail-ABD ile İran Savaşında Son Durum: Tahran Bombalanıyor, Kudüs’te Sirenler İran-İsrail-ABD hattında gerilim sıcak savaşa dönüştü. Tahran’da gece boyunca art arda patlamalar yaşanırken, kentin kuzey ve doğu kesimlerinden dumanlar yükseldi. İran Ordusu, saldırıların ardından Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail hedeflerine yeni operasyonlar başlattığını duyurdu. Eş zamanlı olarak İran’ın İsrail’e füze...
AA – Afganistan’a bir süre önce sağlık turizmi için giden 5 Türk sağlık çalışanı, mahsur kaldıkları kent merkezinden Türk güvenlik güçleri tarafından kurtarılarak tahliye için Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’na getirildi. Afganistan’da Taliban’ın başkent Kabil’i kontrol altına almasının ardından ülkeden tahliyeler devam ederken kent merkezinde mahsur kalanların güvenli bölgeye getirilmesi için...
Mirat Haber Ajansı Cuma ibadetleri sırasında 51 Müslümanı otomatik tüfeklerle öldüren Avustralyalı kanlı terrorist, soykırımdan hükümlü Sırp savaş suçlusu Radovan Karaciç’le Bosnalı Müslümanlarının toplu katliamcısı Çetniklere hayranlığının yanısıra, özellikle İngiltereli İslam düşmanlarının yönlendirmesiyle bu eylemini planladığı ortaya çıktı. Yeni Zelanda Christchurch katliamını gerçekleştirmeden sadece günler öncesinde terrorist Brenton Tarrant, Müslümanların...
Amerika’da Bir Tabu Daha Kırıldı! FBI, Yahudi lobisi ”ADL” ile Tüm Bağlarını Kopardı? Amerika’da “FBI” Başkanı Kash Patel’in FBI’ın “İftira ve İnkârla Mücadele Birliği (ADL)” ile iş birliğini resmen sona erdireceğini duyurması “İsrail Lobisi”nin gücünün kırılmaya başladığının bir diğer işaretiydi. Patel’in böyle bir amacının olduğu söylenemez, ancak “ADL”nin muhafazâkâr gençlik...