
Gazze’ye baktıkça yüreğimiz yanıyor…
Yüreğimizin derinliklerinden gelen çığlıklar ve feryatlar, boğazımızda oluşan kocaman düğüme takılıyor da sessiz çığlıklara dönüşüveriyor…
Açlıktan ölen bebekler, yardım kuyruklarında kurşunlanan siviller…
Yavrusunu kaybeden annelerin babaların gözlerinden akan yaşlarla birlikte yüreklerinin derinliklerinden gelen “Hasbünallah veni’mel Vekil” sözleri….
Bütün dünyanın gözleri önünde cereyan eden bu soykırımdan sonra, azıcık vicdanı olan, azıcık insan olan, İsrail’e tek kelimeyle bile olsa destek veremez, sessiz kalamaz.
İsrail’in 22 aydır Gazze’ye, şerefisce ve haysiyetsizce sürdürdüğü bu saldırılardan sonra, Modern(!) asır diye tanımlanan bu çağda, barbarlığın kol gezdiğini anlayıveriyor insan…
ABD Barbarlığı…
İsrail Barbarlığı…
Batı Barbarlığı…
Saymakla bitiremeyiz bu barbar anlayışı…
Ama…
Bu barbarlık karşısında yükselen bazı sesler var ki yanan yüreğimize su serpiveriyor bazen…
Can çekişmekte olan umutlarımıza can suyu oluyor…
İşte, o nadir seslerden biri, geçtiğimiz Cuma günü Cumhurbaşkanımız Erdoğan’da geldi yine:
“Gazzeli kardeşlerimizle birbirimize sarılacak, kucaklaşacak, o kutlu gün geldiğinde, biz de orada olacağız, omuz omuza şükür namazı kılacağız… Suriye’de olduğu gibi Gazze’de de zulmün sona erdiğini göreceğiz.”
Bu sözler bize tekrardan;
Gazze’nin, ümmetin kalbi olduğunu hatırlatıyor…
Gazze’nin, ümmetin kırmızıçizgisi olduğunu hatırlatıyor…
Karanlığın gölgesinde kaybolmakta olan insanlığa ise, tekrardan insanlığın insan olabilme değerlerini hatırlatıyor…
Ve inşallah, o kutlu gün geldiğinde…
Gazze özgür olduğunda…
Annelerin gözyaşları sevince dönüştüğünde…
Yıkılmış minareler yeniden yükseldiğinde…
Evet, o gün biz de orada olacağız.
Omuz omuza, saf saf, alnımız secdede, şükür namazında…
Ve hep bir ağızdan haykıracağız:
“Zulüm hiçbir zaman payidar olmadı, olmayacak!”
Allah Gazze’yi, Kudüs’ü, tüm mazlum coğrafyaları korusun.
Ve bizleri de bu büyük imtihan karşısında dik durabilenlerden eylesin…
Âmin.
ŞABAN DOĞAN