Geç Kalmış Bir Anneler Günü Yazısı

Anneler günü, babalar günü, kadınlar günü, sevgililer günü vs…

Neredeyse yılın 365 günü dolu dolu yaşıyoruz veya yaşadığımızı zannediyoruz. Hâlbuki hayatımızın merkezine aldığımız kapitalizm, hayatımızın merkezine tüy dikti haberimiz yok. İnsan sevgisinden uzak hem de çok uzak sevgisiz ve merhametsiz bir dünyada yaşadığımızın farkında bile değiliz. Gerçek sevginin İslam da olduğunu, ideal insan sevgisinin Peygamberimiz (sav)’in hayatında şekillendiğini anlamanın çok uzağında debelenip duruyoruz.

Hemde ne debelenme…

Anneler günü diyoruz ama yılda sadece birgün, annelerimizi hatırlamanın aslında dünyanın en büyük ayıbı olduğunu göremiyoruz ya da görmek istemiyoruz. Ne diyordu Hz. Kuran?

“Rabbin, kendinden başkasına kulluk etmeyin, anne babaya iyi muamele edin, diye hükmetti. Eğer onlardan biri veya her ikisi senin yanında ihtiyarlığa ererse, onlara ‘öf’ bile deme. Onları azarlama. Onlara güzel ve tatlı söz söyle. Onlara acıyarak tevazu kanadını indir ve: Ya Rab, onlar beni çocukken nasıl terbiye ettilerse, sen de kendilerini öylece esirge de”[1]

İmanlı gönüllere rahmet nakşeden bu ayeti kerimeyi hayatına düstur edinenler için hergün ama hergün anneler ve babalar günüdür. Kapital sistem size para harcatmak için gün ve günler icat etmiştir ama İslam, yılın hergünü anne ve babanızın yanında olmanızı emir buyurmaktadır. Günde beş vakit kıldığımız namazlarımızda Rabbenağfirli duasıyla “Ey bizim Rabbimiz! Beni, anamı ve babamı ve bütün mü’minleri hesap gününde (herkesin sorguya çekileceği günde) bağışla.” Diye dua etmemizi salık vermiştir.

Bu ayeti kerimeleri şöyle de anlayabilir miyiz? Belki de bizleri tek göz odanın içinde büyüten anne ve babalarımızı, yaşadığımız kocaman evlerimize hatta gönüllerimize sığdıramadığımız için huzurevlerine ihtiyaç hâsıl oluyor. Gelin o zaman, anne ve babalarımıza, ilkönce yüreklerimizde daha sonra da evlerimizin başköşesinde yer bulalım. Onlara ayetin tabiri ile “Öf” bile demiyelim! Sevgi ve muhabbet ile tevazu kanadımızı onların üzerine gerelim. Şu hadisi şerifleri anne ve babalarımız hakkında kendimize mihmandar edinelim!

Peygamberimiz (sav)’e bir adam gelerek: “ Ey Allah’ın Rasulü, kendisine iyi davranıp birinci derece de hürmet etmem gereken insan kimdir” diye sordu.

Peygamberimiz (sav): “Annen’dir” diye cevap verdi.

Adam: “Sonra kimdir” diye sordu.

Peygamberimiz (sav) yine “Annen’dir” cevabını verdi.

Adam aynı soruyu tekrar edince, İki cihan güneşi (sav) üçüncüye de “Annen’dir” cevabı ile adama mukabele etti. Adamın soruyu tekrar etmesi neticesinde Peygamberimiz, dördüncüye “Babandır” buyurdular.[2]

Başka bir hadisi şerif de Abdullah b. Mes’ud (ra)’dan:

Abdullah b. Mes’ud (ra) Peygamberimiz (sav)’e “Allah’ın en sevdiği amel hangidir” diye sordum diyor. Peygamberimiz (sav) bu soru karşısında “ Vaktinde kılınan namazdır” buyuruyor. Abdullah b. Mes’ud “Sonra hangisidir” diye sorduğun da ise, “Anne babaya iyilik etmendir” cevabını alıyor. Peygamberimiz (sav)’in bu soruya verdiği üçüncü cevap ise “Allah yolunda cihad etmektir” oluyor.

Değerli Okurlarım!

Anne babaya hürmet ve saygı göstermek, onların ihtiyaçlarını karşılamak ve onlar için dua ve niyazda bulunmak, dinimizin emridir. Ama bu emir, sadece yılda bir gün değil, yılın hergünü için geçerlidir.

Haydi, o zaman, anne babalarınız hayatta ise bu yazıyı bitirir bitirmez bir telefon açın ve onların hal ve hatırlarını sorup onları çok ama çok sevdiğinizi söyleyin. Anne babalarınız ahirete göç eylediyse onların ruhuna birer fatiha okuyup bağışlayın.

NOT: Bu yazıyı anneler gününe denk getirip yayınlamayı istemedim. Anne ve babalarımıza Kuran ve sünnet penceresinden bakmak varken; 1600’lü yıllarda “Annelerin pazarı” adıyla başlayan ve daha sonrasında “Kilise festivali” ile birleştirilen kutlamaların İslam medeniyeti ile alakasının olmadığını hatırlatmama zannediyorum ki gerek yok.  Çünkü Anne ve babalarımız, yılın sadece bir günü veya haftası değil, 365 günü bizim hayatımızda yer almalıdır.                                                                                                          

Selam, saygı ve muhabbetlerimle….

Şaban DOĞAN


[1] İsra suresi 17/23

[2] Buhari Edeb 2

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here