islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,2207
EURO
50,5377
ALTIN
7.136,03
BIST
13.092,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
10°C
İstanbul
10°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Hafif Yağmurlu
12°C
Salı Az Bulutlu
12°C
Çarşamba Çok Bulutlu
10°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
10°C

Gerçek ve Hayal Arasında Yaşamak

Gerçek ve Hayal Arasında Yaşamak
22/12/2025 00:48
A+
A-

Gerçek ve Hayal Arasında Yaşamak

Bu cümle, belki okuyuculara anlamsız gelebilir. Fakat, yaşadığımız hayatı düşündüğümüzde, aslında gerçek ve hayal arasında bir hayat sürdüğümüzü anlayabiliriz!..

Gerçek, var olan ve kendisi ile yüzleştiğimiz bir dünyadır.  Hayal ise, bu gerçek dünyanın dışına çıkıp, bazı beklenti ve ümitlerimizle, kendimizi tatmin etmek veya oyalamak için sığındığımız bir dünya..  Peki, neden bu dünyadan zaman zaman ayrılıp, hayal aleminde vakit geçirme ihtiyacı duyuyoruz?. Bu soruya,” gerçek dünyada bulamadıklarımızı “varmış gibi hissetmek için”  diye bir cevap verebiliriz!.. Bu durum, bir bakıma bizi belirli bir süre için de olsa rahatlatabilir. Fakat, uzun zaman diliminde; bir çaresizlik ve hayal kırıklığına da sebep olabilir…

Acaba, gerçek dünyada, yapamadığımız veya elde edemediğimiz  imkan ve fırsatları, gerçekten de elde edemiyor muyuz?.. Yoksa, o imkan ve fırsatları ele geçirmek için gerekli çaba ve gayreti gösteremiyor muyuz!… Aslında, böyle bir değerlendirmeyi samimi bir şekilde yapmamız gerekiyor. Böyle bir değerlendirmeyi yapmadan, imkan ve fırsatlar ile aramızdaki gerçek mesafe ortaya çıkamayacak ve kendimizi, belki de kandırmaya devam etmiş olacağız.

Hayal alemine girmek ve böylece, asıl sorumluluklarımızdan uzaklaşmak, aslında kişinin gerçeklerle yüzleşmekten kaçınmasının bir yolu da olabilir!.. Bir görevi yerine getirememek, bir mücadeleyi sürdürememek veya bir sorumluluğu taşıyamamak gibi durumlarda da, hayal dünyası kişiyi bir kurtarma görevi yerine getirebilir!… Bir aile reisi, bir devlet adamı veya bir ilim adamı, kendine düşen fakat, çeşitli  şahsi ve çevre şartları sebebiyle, kendisinden beklenen samimiyeti, gayreti ve sorumluluğu yerine getirmemek için bazı sebepleri, kendisine engelmiş gibi gösterebilir… Bu yüzden, kendimizi dini, ahlaki ve geleneksel değerlerimizle sürekli sınamak ve nefsimizin bizi kandırmasına engel olmak zorundayız.

 Gerçekler ile Yüzleşmek :

Modernleşme döneminden sonra, insanlık; büyük ölçüde dini ve ahlaki değerlerden yüz çevirmek suretiyle, herkesi bağlamayan bazı kavramlar ve anlayışların gölgesine sığınarak, asli görevlerini yerine getiremez oldu: Bunlar; hürriyet, bağımsızlık, demokrasi, çağdaşlık, globalleşme gibi..  Bu efsunlu kelime ve kavramlar, son derece elastiki ve gerektiğinde, birçok fikri ve anlayışı içine alan; gerektiğinde, başka anlamlara çekilebilen kavramlardır. Çünkü insan ve onun davranışları ile ilgili olmayıp; “kümülatif manalar” taşıyan bu kavramların ölçüsünü yine insanların kendisi vermektedir. Bu yüzden de, oldukça muğlak ve çok manalı bir özellik taşımaktadırlar.

Halbuki eskiden, hayatımızda yer alan kavramların, birer uygulamalı karşılığı vardı: Dürüst insan, hikmetli adam, samimi kişi, merhametli kadın gibi.. Bu kavramların hayatta karşılığı açık ve netti. Ama, yukarıdaki kavramlar; ülkeye, kültüre ve iktidarlara göre değişik anlamlar taşıyor ve karşılıklarını bulmakta güçlük çekiyoruz.  Bana göre, kavramlar; tamamen zihni bir açıklama ile sınırlı olduğu için, onların “değer” yani, hayattaki uygulama olarak bir karşılıkları yoktu. Mesela, kime göre hürriyet; hangi kesime göre demokratik, hangi düşünceye göre çağdaş!… gibi belirsiz ve bir manada da gerçekliği ölçülemeyen bir hayal halinde  dillendirilmekteydiler!..

 Modern toplumsal sistem, kendisi gibi muğlak ve belirsiz kavramlar ile, insanların zihin dünyalarına giriyor ve onları kendine bağlamaya çalışıyor. Fakat, bu kavramların ölçülebilme imkanı yok!.. Bu kavramları ve bu kavramların sınırlarını, sadece bu kavramları üretenler biliyor!.. Mesela, demokrasinin uygulamasına ait detayları, hangi ülkenin vatandaşları tam olarak  biliyor ki?..

Halen, kavramların manaları ve bunların hayat ile olan ilgileri, toplumlar tarafından meçhul. Siyasi ve iktisadi sistem, bunları kendine göre açıklıyor ve bizlerin de, bu açıklamaları onaylamamızı istiyor!.. Biz de diyoruz ki; artık bu kavramları hayal perdesinden çıkarıp, somut davranış ve uygulama şekilleriyle açıklayın ki, neyin doğru ve neyin yanlış olduğunu anlayalım!..

Prof. Dr. Sami ŞENER

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ.

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.