islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
44,2207
EURO
50,5377
ALTIN
7.136,03
BIST
13.092,93
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Çok Bulutlu
10°C
İstanbul
10°C
Çok Bulutlu
Pazartesi Hafif Yağmurlu
12°C
Salı Az Bulutlu
12°C
Çarşamba Çok Bulutlu
10°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
10°C

GİDEN SENELER VE GELEN SENELER

GİDEN SENELER VE GELEN SENELER
24/12/2025 02:00
A+
A-

GİDEN SENELER ve GELEN SENELER

Gece ile gündüz peş peşe geliyor, hafta oluyor, ay oluyor, yıl oluyor. Sistem mükemmel bir şekilde ilerliyor. Hiç aksamadan, hiç yavaşlamadan… Aynı ahenkle, aynı kararlılıkla…

Sistemi kuran İrade böyle murad etti, böyle planladı, böyle yaptı… Yapmaya da devam ediyor. İnsanların çoğu bunun farkında olmasada… “Bu nedir, niçin böyle?” “Bu mükemmel sistemi kim kurdu, kim yönetiyor?” diye sormalıdır.

Kur’an şöyle diyor:

Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelmesinde akleden bir yüreğe sahip olanlar için şüphesiz deliller vardır.

Onlar ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah’ı anarlar; göklerin ve yerin yaratılışını düşünürler: “Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın, Sen Sübhânsın (noksanlıklardan münezzehsin). Bizi ateşin azabından koru” derler.” (Âli İmran 3/190-191. Bir benzeri: Câsiye 45/5)

Bu sistemi kuran Yüce Kudret kâinatta iki takvim yarattı:

Birincisi; Güneş (Şemsî) takvim. Dünyanın Güneş etrafında dönüşüne göre 365 gün altı saat.

İkincisi; Ayın Dünyanın etrafında dönüşüne göre hesaplanan Ay takvimi (Kamerî takvim). Kur’an buna işaret ediyor:

“O, güneşi bir ışık (kaynağı), ayı da bir aydınlık (kaynağı) kılan, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için ona menziller takdir edendir. Allah, bunları (boş yere değil) ancak gerçek ile  yarattı. O, âyetlerini, bilen bir topluma ayrı ayrı açıklamaktadır.” (Yûnus 10/5)

Hırıstiyanlar Güneş takvimini İsa’nın (as) doğumu ile başlattılar, Bir Ocak’ı da yeni senenin ilk günü kabul ettiler. Demek ki İsa’nın doğumundan Güneş takvimiyle 2025 sene geçmiş.

Müslümanlar Kameri takvimi Peygamberin Hicreti ile başlattıkları için Hicrî Takvim demişler.

Ancak ne Güneş takvimi, ne Ay takvimi bu tarihlerde başlamadı (yaratılmadı). Ne zaman yaratıldıklarını bilmiyoruz. Belki de evrenin, gece ile gündüzün yaratılıdığı zaman başladı. Bunları Âdem (as) ile, ya da İbrahim (as) ile başlatırsak kimbilir kaç bininci sene dememiz gerekir.

Evet, gece ve gündüz peşpeşe geliyor günler aylar seneler oluyor. Günler, haftalar, aylar ve yıllar geçip gidiyor. Bir bakıyoruz bir ay geçti, bir bakıyoruz bir sene geçti… Geçen ay, geçen sene diyoruz…

Bir yıl bitiyor, yeni bir yıla giriyoruz. Bunu da rakamla anlatıyoruz. 2025 ve 2026 gibi… Sonra “yeni yılınız kutlu olsun” diyoruz.

Yeni yıla sevinenler, giden yıl veya geçen senelere dönüp bakıyorlar mı? Bakınca akla neler geliyor? Olumlu şeyler mi, olumsuz şeyler mi? Kâr mı zarar mı? Güzellikler mi çirkinlikler mi?

Zaman, vakit, ömür; bunlara bir daha bakmakta fayda var…

Zaman sözlükte; kısa veya uzun vakit, az ya da çok süren bölünebilir müddet anlamındadır. Genellikle fasılasız olarak düşünülen sürekli değişim… (Bölek, A. Sosyal Bilimler Ansiklopedisi, 4/263)

Kur’an’da zamanı ve zamanın bir bölümünü, sınırlı bir vakti, kısa veya uzun müddeti anlatan otuzu aşkın kelime var. Bunların bir kısmı vakit ile kulluk arasında bağlantı kurarlar. Bir kısmı da varlıktaki olağanüstü düzene işaret ederler, Yaratıcının sonsuz gücüne ve vaktin/zamanın önemine dikkat çekerler. (Bkz: Asr 103/1-3. Fecr 89/1. Duhâ 93/1)

Gün, ay ve yıllar Allah tarafından bir düzene ve hesaba bağlanmıştır. (En‘âm 6/96. Rahmân 55/5) Gök cisimlerinin hareketinde matematiksel bir sistem var. Bu bir yönden insanlara teorik fikir verir, bir yönden de onların zamanla ilgili işlerini düzenlemlerini sağlar. Kur’an böylece bu sistemin pratik faydalarına dikkat çekiyor.

Mesela; hilâlin ilk doğuşu yeni bir ayın veya yılın başlangıcını haber verir. Ramazan (Bakara 2/185), kurban ve hac (Bakara 2/189) gibi her yıl tekrarlanan ibadetlerin ve diğer uygulamaların özel zamanlarını gösterir.

Buna göre zaman da Allah (cc) tarafından bir hikmete bağlı olarak  yaratıldı. O da yaratılış amacına uygun olarak devam edip gitmektedir. Varlık âleminde ve insan hayatındaki bütün olaylar zaman dediğimiz bir müddet içerisinde olmaktadır.

İnsana ve hatta bütün canlılara bu zamandan bir pay, yani kısa veya uzun bir müddet, ömür veya ecel veriliyor. Kur’an, bu sürenin insana belli bir amaç için emâneten verildiğini haber veriyor. Emânet, zamanı gelince asıl sahibine geri verilir.

Önemli olan, insan bu emânetin ne olduğunu, kimin tarafından verildiğini, niçin verildiğini, bunu nasıl koruyacağını, hesabını nasıl vereceğini bilmesidir. Zira bir emânet birine boşu boşuna verilmez.

Evet, seneler geçip gidiyor, yenileri geliyor… Vakit her zaman diri ve kuvvetli… Zaman yenilense de, değişir gibi görünse de hep var… Zaman insan ve varlık üzerinden geçiyor. İnsan veya canlılar bir vakit geliyor, zamandan ayrılıyorlar, hayattan kopuyorlar.

Kişi ne kadar “yeni yıl kutlu olsun” deyip sevinse de, havâî fişeklerle kutlama yapsa da, çılgınca eğlense da zamanı durdurmaz. Daha doğrusu zamana hükmedemez. Zaman öncekileri eskittiği ve çekip aldığı gibi, günü gelecek yeni bir yıla sevinçle girenleri de eskitecek… Hayat için verilen süre tamamlanınca buradan başka bir hayata göç edecek… Ölümden sonra bir hayatın olduğuna inansa da, inanmasa da böyle… İlâhi yasa böyle işliyor ve ilâhi yasa değişmiyor.

Yeni yıla sevinçle girenler acaba zamanı, ömrü, geçen yılları, gelecek yılı nasıl anlıyorlar? Bu konulara kafa yoruyorlar mı? Şair gibi; “Kimbilir nerdedir geçen dakikalarım” diye hayıflanıyorlar mı? Geçen seneyi kâr ile kapattım diyebiliyorlar mı?

Biz kâr derken mal, servet, maddi kazanç, dünyalık, daha fazla parayı değil hayırlı işleri kasdediyoruz. Kur’an bütün hayırlı ve faydalı işlere “sâlih amel” diyor. Asıl önemli olan bu kazançtır. Zira Kur’an’ın sâlih amel dediği işler/eylemler yapana hem dünyada, hem ötede fayda sağlar.

Geçmiş yılları, geçen seneyi hayırsız işlerle, başı derde sokacak eylemlerle geçirenler türkülerde olduğu gibi; “Seneler seneler kötü seneler, Gide de gelmiye kötü seneler”, “Harcanıp gidiyor ömür dediğin” derler mi?

Gelecek senelerde daha iyi olmaya, daha çok hayırlı işler yapmaya niyet ederler mi? Bunca senedir zarardayım, fırsatları kaçırdım, bari bundan sonra manevi kâr için de çaba göstereyim diye düşünürler mi?

Eskiler demişler ki; “zaman; içinde yaşadığın andır. Dün geçmiştir, onu geri getirmen, geçmişi yeniden yaşaman mümkün değildir. Yarın henüz gelmemiştir. Yarına çıkıp çıkmayacağın ise belli değildir. Öyleyse sen bugünü değerlendirmeye bak.”

Hayatın geçici (fâni) olduğunu herkes bilir. Ancak kimileri kabul etmese de; bu hayatın devamı ve yapılanların hesabı var. (Zilzâl  99/7-8)

Her yeni yıl güzel temennilerle, mutluluk dilekleriyle tebrik edilir. Bu güzel bir şey… Lakin her yeni yılda, bir önceki yılda yapılanlar, yanlışlar, hatalar, zulüm ve haksızlıklar yapılmaya devam edilir. Tarihten beri maalesef böyle…

En iyisi biz kendimize bakalım. Bize tanınan süreyi (zamanı) iyi değerlendirelim.

Peygamber (sav) insana tanınan zamanın, yani ömrün “değerini bil” diye tavsiye ediyor. (Bkz: Tirmizî, Zühd/25 no: 2333. Buhârî, Rikak/3 no: 6416)

Âhiret sorgularından biri de ömürden,  insana tanınan süreden olacaktır. (Bkz: Tirmizî, Kıyâme/1 no: 2416-2417)

 Hüseyin K. Ece

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

İSLAMİ HABER “MİRAT”

MİRATYOUTUBE

 

 

 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.