islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
48,4310
EURO
56,3625
ALTIN
6.878,75
BIST
14.139,89
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
27°C
İstanbul
27°C
Parçalı Bulutlu
Salı Parçalı Bulutlu
26°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
26°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
27°C
Cuma Parçalı Bulutlu
27°C

GÖKTEKİ PİRAMİTLERDEN YERALTINDAKİ KRALLAR VADİSİNE: FİRAVUNLARIN “KAZIKLAR” MİMARİSİ (9)

GÖKTEKİ PİRAMİTLERDEN YERALTINDAKİ KRALLAR VADİSİNE: FİRAVUNLARIN “KAZIKLAR” MİMARİSİ (9)
07/09/2026 10:26
A+
A-

GÖKTEKİ PİRAMİTLERDEN YERALTINDAKİ KRALLAR VADİSİNE: FİRAVUNLARIN “KAZIKLAR” MİMARİSİ (9)

Fecr Suresi’nde yerel ve küresel helake yol açan o iki tehlikeli virüsü, yani tuğyan (azgınlık) ve fesat (bozgunculuk) arasındaki o şaşmaz sebep-sonuç ilişkisini tahlil etmiştik. İlahî kelam, bu iki virüsün tarihteki en somut, en cüretkâr prototipini önümüze koyarken, sarsıcı bir nitelemede bulunur. Surenin 10. ayet-i kerimesinde Firavun zikredilirken, onun için aynen şu ifade kullanılır: “Ve fir’avne zî’l-evtâd” Yani; “Kazıklar Sahibi Firavun.” Peki, nedir bu kazıklar?

Kur’ân-ı Kerim’in, antik dünyanın bu en büyük tiranını tanımlamak için seçtiği “kazıklar” kavramı, alelade bir metafor değildir. Aksine, binlerce yıl sonra modern arkeolojinin ve dilbilimin önümüze koyacağı enteresan bir mimarî ve siyasî hakikatin ilginç bir ilanıdır. Tarihî ve mimarî olarak bu kavram, ilk olarak Firavunların gökyüzüne doğru birer meydan okuma gibi yükselttiği o meşhur Piramitleri ve göğe saplanan Dikilitaşları (Obelisk) ifade eder. Piramitler, mimarî geometrisi gereği yeryüzünün kalbine oturtulmuş, ucu göğe bakan devasa taş kazıklar gibidir. Firavunlar, kendi iktidarlarını ve adlarını bu dağ gibi kazık yapılarla zamana ve mekâna çivilemek, kendilerini ölümsüz kılmak istemiştir. Kazık, sarsılmaz bir gücün ve mülkü sabitleme hırsının adıdır.

Resim: Gökyüzüne Meydan Okuyan Piramitler, Aslında İlâhî Mizan Karşısında Tağutî Bir Minyatürden İbarettir.

Resim: Gökyüzüne Meydan Okuyan Piramitler, Aslında İlâhî Mizan Karşısında Tağutî Bir Minyatürden İbarettir. (Foto: Ali Seyyar)

Esasen piramitlerin ve antik Mısır mimarisinin arkasındaki bu arayışı kavramak, o dönemin sembolik zihin dünyasını okumakla mümkündür. Yüce Kur’ân, Hz. İbrahim ile kavmi arasındaki diyaloğu şu âyetle aktarır: “Derken yıldızlara şöyle bir baktı ve: ‘Ben gerçekten hastayım (keder içindeyim)’ dedi” (es-Sâffât, 88-89). Bu ifade, gökyüzüne bakışın sıradan bir gözlem değil, bir müşahede (rasat), dolayısıyla kozmik bir okuma olduğunu gösterir. Bugün Mısır piramitlerini veya antik metinleri anlamaya çalışırken, antik kozmolojiyi sadece arkeolojik bir kalıntı ya da ilkel bir anlayış olarak değil; aksine manevî bir hakikatin o dönemdeki tezahürü olarak değerlendirmek gerekir. Ne var ki gaflet ile malul olan Firavun aklı, göksel ve manevî nizama dair bu hakikati, kendi tağutî iktidarını ebedileştirme vasıtasına dönüştürmüştür. Gökyüzüne meydan okuyan piramitler, aslında ilâhî mizan karşısında tağutî bir minyatürden ibarettir.

Ancak “kazıklar mimarisi” sadece yeryüzünün üstündeki piramitlerden ibaret değildir. Zihnini tarihin satır aralarına yoran mütefekkir akıl, piramit çağından sonra gelen Firavunların (Yeni Krallık döneminin) o muazzam mezar stratejisini gördüğünde şok olur. Piramitlerin hırsızlar tarafından yağmalanması üzerine sonraki Firavunlar, mezarlarını Mısır’ın güneyindeki o meşhur Krallar (Firavunlar) Vadisi’ne taşımıştır.


Resim: Krallar Vadisine Doğru İlerliyoruz. (Foto: Ali Seyyar)

Krallar Vadisi’ndeki mezarlar, piramitlerin tam aksine, dışarıdan bakıldığında hiçbir şey görünmeyen, dağların ve vadinin zemininden yerin altına doğru metrelerce dikey dehlizlerle inen mühendislik harikalarıdır. Jeolojik ve mimarî olarak bu yeraltı mezarları, dağın gövdesine ve yer kabuğunun derinliklerine doğru oyulmuş, ucu aşağı bakan devasa birer “ters kazık” mimarisidir. Firavunlar, bedenlerini ve hazinelerini yerin altına çaktıkları bu kaya dehlizleriyle muhafaza edeceklerini sanmıştır.

Nebe Suresi 7. ayette dağlar için de “Dağları birer kazık yapmadık mı?” buyrulması, Krallar Vadisi’nin o kireç taşından dağlarının içine çakılan ters kazık mezarlarla muazzam bir uyum içerisindedir. Firavun hem yeryüzünün üstünü piramitlerle hem de yerin altını o ilginç kaya mezarlarıyla “kazıklayarak” ilâhî mizana ve ölüme meydan okuyabileceğini zanneden bir akıl tutulmasının, yani tuğyanın adıdır.

Nitekim Krallar Vadisi’nde bizzat yerinde incelediğimiz 20. Hanedanlığa ait IV. Ramses’in aşağıdaki mezar panosu, bu ters kazık mimarisini ve zihniyetini gözler önüne sermektedir. Yerin metrelerce altına meyille uzanan koridorlar, geçitler ve en dipte devasa bir lahit odası. Firavunlar, öte âlemdeki yolculuklarında kendilerine rehberlik etsin diye bu kaya kazıklarının duvarlarına “Kapılar Kitabı“, “Mağaralar Kitabı” veya “Gece Kitabı” gibi batıl hiyeroglif metinler kazımıştır. Kendilerini o karanlık koridorlarda ölümsüz kılacakları hülyasına kapılmışlardır.


Resim: Mısır’da Krallar Vadisi’nde bulunan IV. Ramses’in Mezarı (KV2) hakkındaki resmî bilgilendirme panosudur. Pano, Antik Mısır’ın 20. Hanedan firavunlarından IV. Ramses’in anıt mezarının mimarî yapısını ve tarihî önemini anlatmaktadır. Panodaki 1 numaralı görselde duvarlara kazınmış Kıpti duaları ve aziz gravürleri görülmektedir. (Foto: Ali Seyyar)

Fakat zamana ve mekâna hükmetme iddiasındaki bu tuğyanın hazin sonu, yine o mezar panolarında tescillenmiştir. Firavunların ebediyet iddiasıyla kazıdığı o şirk metinlerin üzeri, asırlar sonra MS ilk yüzyıllarda bölgeye sığınan Kıpti (Hristiyan) münzevilerin kazıdığı yazılar ve dualarla örtülmüş; nihayetinde ise Mısır, bütünüyle İslâmlaşarak, batıl inançların ve firavunî iddiaların kökünü kazımıştır. Yerin metrelerce altındaki o “ters kazık” odaları, firavunları korumaya yetmediği gibi; o şifreli batıl kitaplar da zamana yenik düşmüştür.

Mezkûr görsel, Kur’ân-ı Kerim’in tarih anlayışı, adalet vurgusu ve ibret ilkesi açısından derin hikmetler barındırmaktadır:

  • Binaların İhtişamı ve Fani Hükümranlık: Antik Mısır firavunları, sonsuz bir krallık arzusuyla kayaları oymuş, devasa yeraltı labirentleri inşa etmiştir. Oysa Kur’ân-ı Kerim, geçmiş kavimlerin bu ihtişamlı yapılarına şöyle dikkat çeker: “Siz her yüksek yere bir alamet/bina inşa edip eğlenir misiniz? Ve sanki dünyada ebedî kalacakmışsınız gibi sağlam yapılar mı ediniyorsunuz?” (Şuarâ, 128-129)
  • Firavun Zihniyeti ve İbret Mekânı: Firavunlar, kendilerini yeryüzünün ilahı görmüş, ebedî kalacaklarını sandıkları muazzam mezarlar yaptırmıştır. Ancak o devasa kayaların altına gömülen bedenleri ne hakimiyetlerini ne de servetlerini koruyabilmiştir. Bugün bu mezarların binlerce yıl sonra birer müze panosuna ve ibret mekânına dönüşmesi; “O Firavun ki Kazıklar (sağlam yapılar) sahibiydi…” (Fecr, 10) âyetinde vurgulanan akıbetin somut göstergesidir.


Resim: Çektiğimiz bu fotoğraf, Mısır Krallar Vadisi’nde yer kayalarının bağrına oyulmuş dikey geçidin ve yeraltı mezar dehlizinin tam kalbini göstermektedir. (Foto: Ali Seyyar)

Velhâsıl-ı Kelam; Kazıklar çakarak, yeryüzünü ve yer altını parselleyen o azgın güç, ne kadar derine inerse insin, ilâhî iradenin o sarsıcı yasasından kaçamamıştır. Yerin altına kazık gibi çaktıkları o gizli odalar, asırlar sonra (Tutankamon’un ve IV. Ramses‘in mezarları dâhil) birer ibret vesikası olarak yeryüzüne çıkarılmaktan ve müze panolarına konu olmaktan kurtulamamıştır. Mülkü sabitlemek için çakılan o taş kazıklar kalmış, ama o kazıkların sahibi olan ilahlık taslayan krallar, tarihin çöplüğüne gömülmüştür. Gelecek yazımızda Krallar Vadisinde mezarı bulanan ensest mirasın bir soncu olarak bastona mahkûm olan Tutankamon’un genetik enkazından bahsedeceğiz.

Prof. Dr. Ali Seyyar

Yazarımızın Diğer Yazılarını Okumak İçin Lütfen Bu Linki Ziyaret Ediniz.

Mirat Haber – YouTube

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.