islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,4002
EURO
53,3613
ALTIN
6.853,66
BIST
14.973,19
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Az Bulutlu
18°C
Cuma Az Bulutlu
20°C
Cumartesi Az Bulutlu
23°C

“HAK” NEDİR?

“HAK” NEDİR?
15/01/2025 10:16
A+
A-

“HAK” NEDİR?

“Hak, Rabbinden (gelen)dir. Öyleyse kuşkuya kapılanlardan olma.” (Ali İmran 60. ayet)

“Hak” kelimesi İslam Ansiklopedisinde “gerçek, doğru ve sabit olmak, gerekli ve lâyık olmak, olabilirlik niteliği taşımak, sürekli var olmak, gerçeğe uygun bulunmak; bir şeyi sabit ve gerekli kılmak” anlamlarında ifade edilmiştir. Bu anlamlara dayalı bir sıfat olup Allah’a nisbet edildiğinde “bizzat ve sürekli olarak var olan, gerçekliği mevcut bulunan, varlığı ve ulûhiyeti fiilen tahakkuk eden” manasına gelir.

Bu mana ışığında Hak olanın muhatabı doğrudan insandır.

İnsan için yaşanabilir bir dünyanın imkânı, “Hak” olanın muhafazasından ibarettir. Halk Hak’tan mahrum kalır da, Hak halk arasında itibarını kaybeder ise, insanlığın başına tahmin edemeyeceği felaketlerin gelmesi kaçınılmazdır.

Hak olandan uzaklaşanlar, öncelikle şahsiyetini kaybeder, daha sonra yaşadığı cemiyet ifsat olur. Hak olan ise, ancak Rabbimizden gelendir. Haktan yüz çevirenler, fertten topluma, insan onuruna ait değerleri yitirir. Adalet, ahlak, merhamet, muhabbet, sevgi, saygı, sadakat, edep, haya, paylaşmak gibi birlikte yaşamanın vazgeçilmezleri olan değerler, Hak olanın terkiyle yok olur.

Adalet ki, her şeyde Hakkın ölçülerini kabul etmektir. Adaletten maksat, Hak’kın hakim olmasıdır. Her fert öncelikle bu değeri kendi nefsinde yaşamalıdır. Fertlerin toplamından meydana gelen cemiyet, her ferdin Hak’ olana tutkusu kadar, Hak olan ayakta tutabilir. Hak olana tabi olmayan fertlerin oluşturduğu cemiyetler, an-be-an selamet yurdundan uzaklaşırlar. Hak olandan uzaklaşan fertlerin cemiyetinde, adaletin nuru tecelli edemez. Zira adil fertlerden teşkil eden bir cemiyet adil, zalim fertlerden teşkil eden cemiyet zalim olur.

Toplumu idare eden iktidarların adaletle ve zulümle olan ilişkisi, toplumu meydana getiren fertlerin adaletle ve zulümle olan ilişkisiyle doğru orantılıdır. Kadim kural, ‘her toplum layık olduğu şekilde yönetilir’. İktidarın idare şekli, fertlerin istekleri ve beklentileriyle şekillenir. Hak olana tabi fertlerin yöneticileri de, Hak olana tabi olurlar. Hak olandan uzaklaşan fert ve cemiyet, adalet talebinde bulunamaz.

Ahlak ki; ancak Hak olanın tanımladığı ilkeler ışığında fıtri mahiyetini gösterir. Hak olandan uzak, beşeri olan dünya görüşlerinin tanımladığı ahlak, ne tanımlayana ne de bu tanımı meşru görene fayda sağlar. Dünden bugüne yaşadığımız ve ihtimal ki yarınlarda da yaşayacağımız ahlak buhranı, Hak olan değerin hayattan çıkarılmasıyla zuhur etmiştir.

Dünyada ve ahirette selamet yurdunun inşası ancak Allah korkusuyla tesis edilebilir. Alemin nizamı, Allah korkusuyla kaimdir. Haktan korkan, Hak olana yönelir. Hak olana yöneldikçe, halk hakiki saadete ve düzene nail olur. İnsanlık için asli fayda ancak bu yolla, Allah korkusunun kalplerde yer etmesiyle mümkündür. Yaratıcısına karşı dürüst olanlar, yaratıcısından merhametle muamele görür. Heva ve hevesine tabi olan fertlerin yaşadığı cemiyette, idareciler de heva ve hevesine göre tahakküm ederler.

Hak olana tabi olan fertler, bulundukları cemiyeti de Hak olana tabi kılmak için gayret sarf ederler. İyiliği emir ve kötülükten nehiy, Hakka tabi olan her ferdin, kendisine ölüm gelinceye kadar boynuna bir borçtur. Bu sorumluluk, ferde Hak olanın verdiği sorumluluktur. Bu mesuliyetten kendisini hiçbir zaman uzak göremez.

Her Müslüman kesin olarak bilir ki, bu dünyada en büyük nimet Müslümanlıktır. Müslümanlık ise, korku ve ümit arasında süren ömürlük mücadelenin genel adıdır. Bu mücadele sürecinde, hatır, gönül, kayırma, müdaheneye yer yoktur. Önüne çıkacak her türlü engeli korkmadan aşmak, bu yolda mücadele eden kahramanların vasfıdır. Zira Haktan korkan, halktan korkmaz. Allah’ın hudutlarını muhafaza için can siperane mücadele edilmezse, gönüllerde gayret-i diniye zayıflar ve zamanla kaybolabilir.

Hakkı egemen kılmak hususunda halktan korkanlar, halk korkusunu Hak korkusunun üzerine çıkarmış olurlar ki, bu dünya ve ahiret hüsranına sebep olur. Zaman geçer ömür bu hal üzere sona ererse, son demde nedametin faydası görülmez. İyiliği emir ve kötülüğü nehiy vazifesinde gösterilen gevşeklik, halk korkusunun Hak korkusuna galebe çalmasına vesile olur. Basit görülerek göz yumulan birçok şey, zaman gelir göz yumanlara göz açtırmaz. Yaşadığımız zaman olarak geldiğimiz eşik bu halin ete kemiğe bürünmüş halidir…

Ve baki olan Hak’kın kendisi olan Allah’tır. Unutmayalım ki: “Hak geldi bâtıl yıkılıp gitti! Zaten bâtıl yıkılmaya mahkûmdur.” (İsra Suresi 81. Ayet)

YAKUP DÖĞER

YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ ZİYARET EDİNİZ

MİRATYOUTUBE

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.