
HANZALA HOCA GÖZALTI GERÇEĞİ
Hanzala Hoca Neden Hedefte?
Şafak sökmeden yapılan bir operasyon, kameraların karşısına dizilmiş özel timler, sanki ağır bir suç örgütü çökertilirmiş gibi verilen görüntüler… Bu kez hedefte yine aynı isim vardı: Halis Bayancuk, bilinen adıyla Hanzala Hoca.
Bugün Türkiye’de bir gerçeği itiraf etmek gerekiyor:
Devlet, kendisine itiraz eden dili tehdit olarak görüyor.
Üstelik bu tehdit, elinde silah olanlardan değil; elinde Kur’an olanlardan geliyor.
Hanzala Hoca yıllardır ne söylüyordu?
Devletin kutsanmasının yanlış olduğunu, Kemalizmin bir ideoloji değil bir putlaştırma biçimine dönüştüğünü, dinin tahrif edildiğini, Müslümanların korkutulduğunu…
Belki herkes bunu düşünüyordu ama herkes söylemiyordu.
O söyledi. Üstelik yüksek sesle söyledi.
Ve bugün yüksek sesle konuşanların çoğu gibi o da susturulmak isteniyor.
Operasyonun Asıl Mesajı
Gece yarısı yapılan gözaltılar, “Şafak Operasyonu” gibi isimler, toplumun bilinçaltına bir mesaj verir:
“Bu kişi tehlikelidir.”
Aslında tehlikeli olan şeyin ne olduğunu hepimiz biliyoruz:
Hakikatin kendisi.
Hanzala Hoca’nın sözlerinde şiddet yok, gizli ajanda yok, örgüt yok.
Ama bir şey var:
Korkusuz bir biçimde dile getirilen hakikat.
Hükümetler, rejimler, sistemler… Tarih boyunca hakikati söyleyene hep alerji duydular. Çünkü hakikat, en güçlü otoriteleri bile çıplak bırakır.
Bugün de değişen bir şey yok.
Neden Hanzala?
Çünkü o, kimsenin dokunmak istemediği başlıklara dokundu:
Kemalizmin kutsallaştırılmasını reddetti.
Devletin, dini kendi projesine dönüştürmesini eleştirdi.
Halkın yanlış din algılarına meydan okudu.
Tevhidin, hayatın merkezine yeniden dönmesi gerektiğini anlattı.
Daha önemlisi, bunu popülizm yapmadan, kimseden icazet almadan, kimseden çekinmeden yaptı.
Bu ülkede dikkat çekmek istiyorsanız bir ideolojiyi övmeniz, bir parti çıkarına hizmet etmeniz gerekmez.
Hakikati söylemeniz yeterlidir.
Hele bu hakikat, “putlaştırılmış devleti” sorguluyorsa, dosyanız çoktan hazırlanmıştır.
Gözaltı: Bir Susturma Denemesinden Fazlası
Bugün Hanzala Hoca’nın gözaltına alınması, yalnızca bir kişinin gözaltısı değildir.
Bu, Türkiye’de:
Eleştirinin daraltılması,
Dinin devlet kontrolüne alınması,
Farklı düşünen Müslümanların tehdit sayılması,
Tevhid söyleminin kriminalize edilmesi sürecinin yeni bir halkasıdır.
Fakat unuttukları bir şey var:
Bu ülkede fikirler operasyonla yok olmaz.
Hakikat, karakol kapılarında teslim olmaz.
Hakikati Susturabilirler mi?
Tarihte peygamberlerden âlimlere, dava adamlarından mazlumlara kadar herkes aynı süreci yaşadı:
Hakikati söyleyenler önce yalnız bırakıldı, sonra hedef yapıldı, sonra susturulmaya çalışıldı. Ama hakikat hiçbir zaman gücünü kaybetmedi.
Bugün de Hanzala Hoca’nın maruz kaldığı muamele, bir korkutma girişimidir.
Müslümanlara “Siz de böyle konuşursanız sizin de kapınızı gece çalarız” mesajıdır.
Ama tarih şunu gösterdi:
Zulüm karşısında susmayan bir kişi bile, milyonların vicdanını harekete geçirebilir.
Hanzala Hoca’nın yaptığı da tam olarak budur.
Belki bugün gözaltına aldılar.
Belki susturduklarını sanıyorlar.
Ama hakikat, nezarethanelerin duvarlarıyla engellenmez.
Hanzala Hoca’nın üzerine gitmek, aslında toplumun üzerine gitmektir.
Hakikati kriminalize etmek, aslında tevhidi hedef almaktır.
Ve unutulmasın:
Hakikati susturmaya çalışanların kaderi, hakikatin karşısında yenilmektir.
Bu topraklarda hakikatin sesi bir kez yükseldiyse, artık susmaz.
Sadece yankısı büyür.
İslam BAŞARAN
YAZARIMIZIN DİĞER YAZILARINI OKUMAK İÇİN LÜTFEN BU LİNKİ TIKLAYINIZ
İSLAMİ HABER “MİRAT”
Hanzolaya hoca diyorsan KUYTUL a asrın müceddidi falan dersin herhalde!
Allah razı olsun bunları yazıp söyleyebilenlerden.
İslam Bey, Hanzalaya yapılan zulmü eleştirelim tâbi ki ama Hanzala guzellemesi yapmak da çok doğru değil. Sadece kemalizm eleştirisi yapan biri değil o, Doğu’da son zamanlarda hayli yaygın kendilerine selefi diyen vehhabi akımının önemli bir temsilcisi. Tamam Türkiye’de halkın yüzde 99’u Müslüman diyecek naiflikte değiliz ya da ne olursa olsun bu dine bir giren bir daha çıkmaz gibi bir düşüncede değiliz. Ancak bu adamlar öyle bir tekfirci ki neredeyse Türkiye’de kendilerinden başka herkes kâfir olarak görüyorlar. Hatta birbirlerini de tekfir ediyorlar. Oy veren kâfir, polis, öğretmen kâfir, imam kâfir, arkasında namaz kılan kâfir, bunlara kâfir demeyen kâfir. Yüzeysel bir Kur’an okuması ile herkesi kâfir ilan ediyorlar. “Bakın ayet okuyorum, ben demiyorum Kur’an diyor” gibi sözlerle ilmî derinliği olmayan halkı kolaylıkla etkileyebiliyorlar. O yüzden yapılan haksızlığı eleştirin ama “Hoca” gibi haketmedikleri sıfatlarla guzellemeye de gerek yok
Abdullah bey kimseye züzelleme yapma niyetinde değilim. Adaletli olmak zorundayız. Burada mesele hanzala, şahıs meselesi değil. Hakikati dile getiren, hakkı söyleyen insanlar susturulmaya, bunun üzerinden diğerlerine göz dağı veriyorlar. Sistem eleştirisi yapan ve bunun üzerinden zulüm gören her Müslümanın gördüğü zulmü dile getirmemiz gerekiyor. Mesele hakikate, hakka sahip çıkmaktır. Kişiyi seversiniz veya sevmezsiniz. Severiz veya sevmeyiz. Ortada bir zulüm var ve kim tarafindan niçin yapilıyor buna dikkat çekmeliyiz. Evet geçmiste bir dönem tekvir yonleri ile tanınırdı. Şuan hanzala eskisi gibi değil. Daha adil olmaya çalışan bir ilim adamı olarak imani sorumluluğunu yerine getirmeye çalışıyor. Evet bir kesim tarafından kabul edilmesede kendisi hocadır, ilim sahibidir. Bugün hoca diye bilinip küfür sistemi içerisinde zulüm ehillerine göz kapatan, hakkı söyleyemeyenlerden daha hayırlıdır. Ortada bir zulüm var ve bunu görmeye çalışalım. Bugün hanzala yarın başka biri olacaktır. Mesele şahış kişiler değil. Hak ve küfür düzenin arasında ince bir bağ var. Düzen hakkı susturmak istiyor, bizde kişileri sustursanızda hakikat susmaz. Başkaları gelir hakikati söyler. Kalem sahipleri adaletli olmak, hakikati söylemekle mükelleftir.
İyi yapmışlar..ellerine sağlık…mümkünse Afganistan’a sürsünler…kripto İşid’ci