
Ümmetin Sönmeyen Meşalesi: Hasan el-Benna
Hasan el-Benna, 20. yüzyılın en etkili İslam davetçilerinden biri, Müslüman Kardeşler (İhvân-ı Müslimîn) teşkilatının kurucusu ve ümmetin uyanışına öncülük eden bir şehittir. 14 Ekim 1906’da Mısır’ın Buhayre vilayetine bağlı Mahmudiye kasabasında, takva ve ilim dolu bir ailede dünyaya geldi. Babası hadis âlimi Ahmed Abdurrahman es-Saatî idi; çocukluğundan itibaren Kur’an-ı Kerim’i hıfzetti, takva ve zühd üzere yetiştirildi.
Genç yaşta öğretmenlik yaparken, Mısır’daki İngiliz sömürgeciliğinin, ahlaki çöküşün ve ümmetin parçalanmışlığının acısını derinden hissetti. 1928’de, henüz 22 yaşındayken İsmailiye’de altı arkadaşıyla birlikte Müslüman Kardeşler‘i kurdu. Bu teşkilat, İslam’ı sadece ibadet değil, hayatın her alanında hâkim kılacak bir dava olarak gördü; eğitim, sosyal yardım, ahlak ve cihad yolunda milyonları birleştirdi.
Takva ile Örülen Bir Ömür
Hasan el-Benna’nın takvası bambaşkaydı: Gece teheccüdlerinde gözyaşları içinde dua eder, gündüzleri ümmet için durmaksızın koşardı. Mütevazı, sade yaşar; malı, makamı değil, Allah rızasını arardı. Müslümanların birliği onun en büyük gayretiydi. “Ümmetin birliği olmadan zafer olmaz” der, mezhep, ırk, sınır ayrımı yapmadan tüm Müslümanları tek bir çatı altında toplamaya çalışırdı. Teşkilatı kısa sürede Mısır’dan Filistin’e, Suriye’ye, Ürdün’e yayıldı; camilerden kahvehanelere, okullardan fabrikalara kadar her yerde İslam’ın nuru yayıldı.
İşgale Karşı Elif Gibi Dimdik: İngiliz ve İsrail Karşıtı Mücadele
Filistin’de Siyonist işgale karşı mücadelesi ise yürek dağlayıcıydı. 1940’lardan itibaren binlerce İhvan mensubunu Filistin’e gönderdi; silah, para, gıda ve mücahit desteği sağladı. İngiliz sömürgeciliğine karşı da açıkça cihad ilan etti; Mısır’daki işgal güçlerine direniş gösterdi, halkı uyandırdı. Bu yüzden hem İngilizler hem Siyonistler hem de işbirlikçi rejimler ondan korkuyordu.
Kutlu Bir Şehadet
12 Şubat 1949’da, Kahire’de akşam vakti teşkilat merkezinden evine dönerken suikasta uğradı. Arabasına yaylım ateşi açıldı; bedenine yedi kurşun isabet etti. Hastaneye kaldırıldı ama bilinçli olarak müdahale edilmedi, kan kaybından şehit oldu. Katillerin arkasında İngilizler, Siyonistler ve Mısır’daki kukla yönetim vardı. O gece ümmetin kalbi parçalandı; ama şehadetiyle nuru daha da büyüdü.
Ey ümmet! Hasan el-Benna’nın şehadeti üzerinden geçen onca yıla rağmen onun mücadelesinin bereketi hâlâ üzerimizde. Filistin’de direniş ateşi yanıyor, ümmetin birliği için gayretler artıyor, takva ve cihad ruhu yeniden canlanıyor. O, “Bizim davamız İslam’dır, zaferimiz Allah’tandır” derdi. Bugün de onun yolunda yürüyenler, o bereketli tohumların meyvelerini topluyor.
Şehit Hasan el-Benna’nın ruhu şad olsun. Rabbim ümmeti onun gibi takvalı, birliğe âşık, düşmanlara karşı dimdik duran yiğitlerle donatsın. Âmin.
İslami Haber ”MİRAT” – YouTube