Makale

HEDİYELEŞMEYİ DEĞİL, GÖSTERİŞİ KONUŞALIM

Bu yıl öğretmenler günü yaklaşırken yine aynı tartışmalar yükseldi:

“Bu hediyeler fazla olmadı mı?”

“Altın setler, robot süpürgeler neyin nesi?”

“Bu abartı artık bitsin!”

Hatta bazı öğretmenler, kendilerini mahcup hissettikleri için hediye kabul etmeyeceğini belirten notlar paylaşmak zorunda kalıyor. Çünkü üzerlerine ağır bir beklenti yükleniyor; gönül daralıyor, niyet bulanıyor.

Haklılar da… Günün ruhu yıllardır fark edilmeden kayıyor.

Ben hediyeleşmeye karşı değilim.

Ama niyeti gölgeleyen gösterişe, insanların birbirini eziyormuş gibi hissettiği yarışa karşıyım.

Bu sadece öğretmenler gününde değil; davet sofralarından özel gün kutlamalarına kadar hayatın her alanına sızdı.

Gördüğünü yapamamanın mahcubiyeti misafirliğimizi yuttu, yüksek beklentiler samimiyeti…

Oysa hediye dediğimiz şey, bir zamanlar böyle değildi.

Daha sade, daha mütevazı, daha derindi.

Bir Yastığın En Değerli Hediye Olduğu O Gün…

O sene hac, yeğenimin doğum gününe denk gelmişti.

Mina’da  çadırlarda kalıyorduk. Herkes yorgun, herkes biraz rahatlık arıyordu.

O gece gruptaki yaşlı bir amca, kendi yastığını çıkardı ve hiç tereddüt etmeden yeğenime uzattı:

“Bu sana doğum günü hediyesi olsun evladım.”

Bir çadırda bir yastığın ne demek olduğunu bilseniz…

Biraz konfor, biraz dinlenme…

Belki maddi değeri yoktu ama inceliği, yerindeliği ve temiz niyeti öyle güzeldi ki, yıllardır gönlümde saklı durur. Bu inceliği hiç unutmadım.

İşte Hediye dediğimiz şey tam olarak budur: niyet, incelik, zarafet. O yüzden hediye almak da vermek de güzeldir.

Öğretmenlik yaptığım yıllarda odamın çiçeklerle dolması beni çok mutlu ederdi.

Tüm öğretmenler yesin diye gönderilen pastalar, çikolatalar… Hepsi o günün neşesinin bir parçasıydı. Çünkü insan düşünülmekten hoşlanır. Minik jestler her kalbi yumuşatır.

Hediye almak da güzeldir, vermek de.

Hele ki çocuğun kendi seçtiği bir hediyeyi heyecanla öğretmenine götürmesi…

Bu, eğitim yolculuğunun ruhuna dokunan bir şeydir.

Şimdi ise işin rengi değişti.

Küçük bir nezaketin yerini büyük hediyeler yarışı aldı.

Altınlar, pahalı elektronikler, para toplamalar…

Bazen çocuk hediyeye hiç dahil bile olmuyor; sadece velilerin birbirine üstünlük kurduğu bir gösteriye dönüyor gün.

Öğretmen mahcup, veli gergin, çocuk şaşkın…

Günün ruhu tamamen kayboluyor.

Bu hal artık incelik değil; çoğu kişinin haklı olarak söylediği gibi görgüsüzlüğe doğru gidiyor.

Ve insanların hediyeleşmenin güzelliğinden bile uzaklaşmasına neden oluyor.

Sorun Hediyede Değil, Niyette…

Aslında mesele sadece öğretmenler günü değil.

Hayatın pek çok alanında, kutlamalarda, davetlerde niyetin berraklığı bozuldu.

Oysa dinimizde hediyeleşmek övülür; kalpleri yakınlaştırır.

Peygamber Efendimiz buyurur:

“Hediyeleşiniz ki, muhabbetiniz artsın.”

Ama unutmayalım:

Bir ibadeti bile değerli kılan şey niyetse, hediyeyi değerli kılan da niyettir.

Bu yüzden diyorum ki:

  • Hediyeleşmeyi yasaklamayalım,
  • Ama niyetini temizleyelim.
  • Gösterişi konuşalım.
  • İşin nasıl raydan çıktığını konuşalım.

Bırakalım hediyeleşme, gönülden kopan saf haliyle kalsın.

Bir kek, bir çiçek, bir koku, minik bir jest…

Ve en önemlisi saygı.

Öğretmenlerin artık olumsuz yorum yapmaya dahi çekindiği bir dönemde, onlara hak ettikleri saygıyı göstermek;

işte bu, hem öğretmene hem çocuğumuza sunacağımız en kıymetli hediyedir.

ŞEYMA DEMİRCAN NAMAZCI 

İSLAMİ HABER “MİRAT”  -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

 

View Comments

  • Teşekkürler. Bakanlıkların görev değişikliklerindeki o çiçek israfları da

Recent Posts

  • Gündem

Gençler Arasında Sessiz Tehlike: Apateizm

Gençler Arasında Sessiz Tehlike: "Apateizm" Akımı Yayılıyor! Eğitimci ve yazar Dilek Temirhan, son dönemde gençler…

14 dakika ago
  • Gündem

KURBAN İBADETİNİ NASIL DEĞERLENDİRMELİYİZ?

KURBAN İBADETİNİ NASIL DEĞERLENDİRMELİYİZ? Soru 5: Kurban için bütçemizi zorlamalı mıyız? Nasıl kurban kesmeliyiz? İslâm…

50 dakika ago
  • Gündem

Aile Çökerse Nüfus Dibe Vurur, Ülke Uçuruma Sürüklenir

Aile çökerse nüfus dibe vurur, ülke uçuruma sürüklenir… İngiltere’nin parlak entelektüellerinden John Berger, 1978 yılında…

1 saat ago
  • Gündem

Gazze’de Bir Babanın Bitmeyen Nöbeti: “Evin Altında Şehit Varken Nasıl Uyuyayım?”

Gazze’de Bir Babanın Bitmeyen Nöbeti: “Evin Altında Şehit Varken Nasıl Uyuyayım?” İsrail ordusunun Gazze Şeridi’ne…

2 saat ago
  • Makale

ANA, RABBİMİN VARLIK İŞÇİSİ, SEVGİ PINARI ANAM…

ANA, RABBİMİN VARLIK İŞÇİSİ, SEVGİ PINARI ANAM… Evren, dünya, tabiat ve doğa… Hepsi ayrı ayrı…

2 saat ago
  • Gündem

Almanya Ekrem İmamoğlu’na Ödül Verdi

ALMANYA YİNE YAPACAĞINI YAPTI Almanya merkezli Immanuel Kant Vakfı'nın, hakkında çeşitli davalar devam eden İBB…

2 saat ago