islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
45,0203
EURO
52,8078
ALTIN
6.773,37
BIST
14.594,01
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
16°C
İstanbul
16°C
Açık
Salı Parçalı Bulutlu
16°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
18°C
Perşembe Hafif Yağmurlu
16°C
Cuma Yağmurlu
12°C

ESKİ NESİL Mİ HAKLI YENİ NESİL Mİ?

ESKİ NESİL Mİ HAKLI YENİ NESİL Mİ?
A+
A-

Bir programda dinlediğim profesörün sözleri dikkatimi çekti. Şöyle anlatıyordu:

On beş kişilik dost meclisinde, herkes babasının ne iş yaptığını söylesin dedim. Konyalı ünlü bir profesör dedi ki: “Benim babam Konya’da çiftçiydi.” Biri dedi: “Benim babamın bakkal dükkânı vardı.” Bir diğeri: “Babam fabrikada işçiydi.” Sadece çok iyi bir avukat, “Benim babam öğretmendi, hoca.” dedi. On beşimizin on dördünün babası, çoğu okuma yazma bilmeyen, toplumun alt gelir seviyesine sahip gariban ailelerin çocuklarıydı.

Güzel, dedim. Bak, Konyalı çiftçinin çocuğu profesör olmuş. Bakkal Mehmet Amca’nın çocuğu rektör olmuş. Fabrika işçisinin çocuğu Türkiye’nin sayılı gazetecilerinden biri olmuş. Harika!

Peki, şimdi herkes çocuklarının ne iş yaptığını söylesin.

Biri, “Allah’ım, bir kurtulsam!” dedi. Öbürü, “Benim oğlan serserinin teki.” dedi. Bir diğeri, “Allah düşmanıma böyle evlat vermesin!” dedi.

“Abiler, bir dakika!” dedim. Konyalı çiftçinin çocuğu profesör, profesör abinin çocuğu serseri. Bakkal Mehmet Amca’nın çocuğu rektör, rektör abinin oğlu uyuşturucu kullanıyor. Anamız babamız gariban ama biz çok iyi yerlere gelmişiz. Ama bizim çocuklar yoldan çıkmış…

Sohbet, eski nesil yetiştirme tarzı ve yeni nesil yetiştirme tarzlarını kıyaslayarak devam etti. Aslında bu, çoğu uzmanın hatta dost meclislerinin uzun zamandır konuştuğu bir konu. Eskiler, kendi yetiştirme tarzlarını memnuniyetle anlatıyorlar. “Biz öyle mi yetiştirdik çocuklarımızı?” diyorlar gururla. Ama yeni nesil de çok hoşnut değil ki iç dünyasından; çocuklarını gördükleri gibi yetiştirmek istemiyorlar.

Bana kalırsa, her dönemin kendi içinde eksileri de artıları da var. Bugünün zorluğunda sıkışıp kalan ebeveynler, haliyle eskileri sorguluyor. “Bize annelerimiz kaş göz yaptı mı toparlanırdık, babalarımızın bakması bile yeterdi.” diye düşününce, “Eskiler bu işi biliyordu.” diye geçiyor insanın içinden. Ama bu çağda yetişen çocuğu kaş göz baskısıyla eğitmeye kalktığında, sadece ebeveynine değil, koca dünyaya ses çıkaramayan bireyler yetişiyor. Eskilerin “Sus, ayıp!” diye saygıyı öğrettiği çocuk, bugünün koşullarında zorbalığa maruz kalıyor.

Mesela eskiden aile apartmanında oturan ebeveynler, çocuklarının eğitiminde söz sahibi olamadıklarından, ana, baba, hala, amca derken kendi otoritelerini kuramamaktan dert yanarlardı. Bu doğruydu da. Ya da kötü mahalle arkadaşları sorunu vardı mesela. Eve akşam ezanından sonra giren yaramaz çocuklar, evin ahlakını bozardı.

O dönemde ekonomi de şimdiki gibi değildi. Baba, eve ekmek getirebiliyor ve çocuğunu okutabiliyorsa çok iyi bir baba sayılıyordu. Çünkü maddi şartların daha zor olduğu bir dönemdi.

Gelelim günümüze… Artık aile apartmanı değil, kocaman bir dünya var çocuğun eğitimine karışan. Bu dünya ile baş edebilmek kolay değil. “Eve ezandan önce girilecek.” kuralıyla korunamıyor çocuklar kötü arkadaşlardan. Artık baba, “Eve ekmek getiriyorum, çocuğumu okutuyorum.” deyip görevini yapmanın rahatlığıyla rehavete eremiyor.

Devir değişiyor, çağ gelişiyor. Çiftçi Ahmet için oğlunun bankacı olması büyük başarıyken, bankacı Mehmet için oğlunun bankacı olması başarı kabul edilmiyor. O yüzden çocuk yetiştirirken evrensel bakabilmeyi becerebilmek lazım.

Tıpkı asırlar önce Hz. Ali’nin,

“Çocuklarımızı yaşadığımız zamana göre değil, yaşayacakları zamana göre yetiştiriniz.” tavsiyesinde anlatmak istediği gibi.

O yüzden tartışılması gereken, eski nesil mi yeni nesil mi, okumuş mu okumamış mı, zengin mi fakir mi değil; çocuğa sağlıklı bir ortam sunabilen ebeveyn konusudur.

ŞEYMA DEMİRCAN NAMAZCI 

MİRATHABER.COM -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

 

 

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.