islami haberdini haberortadoğu haberleriislam coğrafyası
DOLAR
33,0397
EURO
36,0128
ALTIN
2.562,20
BIST
11.064,85
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
32°C
İstanbul
32°C
Parçalı Bulutlu
Salı Açık
33°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
34°C
Perşembe Az Bulutlu
33°C
Cuma Az Bulutlu
32°C

HELAL KAZANÇ VE İŞ AHLÂKI

HELAL KAZANÇ VE İŞ AHLÂKI

Çalışıp iş yapmak, mülk edinmek ve helalinden kazanmak insanın temel hak ve sorumluluklarından biridir. Çalışma hayatında yazılı hukuk kuralları yanında yazılı olmayan ahlaki normların da gözetilmesi, medeni toplum olmanın önemli bir özelliğidir.

İş ahlâkı, ekonomik ve sosyal alanda yaşanan yozlaşma karşısında iş hayatının ahlaki zemin üzerinde sürdürülmesi ihtiyacından doğmuştur. Çünkü çalışmanın ve iş yapmanın belli kuralları vardır. Bu kurallar kısaca iş ahlâkı kavramıyla ifade edilebilir.

İş ahlâkı, işçi ve işverenin dürüst davranması, emeğe saygı gösterilmesi, çalışma kurallarına uyulması ve ücret ödemede hassas davranılması gibi ilkelerin gözetilmesi demektir. İş ahlâkı ile ilgili kurallar, çalışanın görev duygusu ve erdem anlayışı ile desteklenmiş ve iş hayatına çekidüzen vermek üzere ortaya konulmuştur.

Emeğe saygının bir gereği olan iş ahlâkı, İslâm’ın ekonomik faaliyetlerde gözetilmesini istediği önemli bir değerdir. Çalışmayı ve helal kazancı ibadet sayan İslâm dini, iş ahlâkına aykırı her türlü tutum ve davranışı eleştirmektedir. Müslümanların gündelik hayatında sıkça kullandığı Allah’a itaat, Allah korkusu, kul hakkı, sorumluluk bilinci, helal, haram, günah, sevap, mükâfat, mücazat, cennet, cehennem, şeytan ve nefis gibi kavramlar iş ahlâkının etki gücünü artırmaktadır.

Kamu adına ya da özel olarak ticari teşebbüste bulunan kuruluşların, iş yöneticilerinin ve çalışanların iş ahlâkı konusunda uyması gereken bazı kurallar vardır. Ticari işletmenin yasalara uygun bir şekilde kurulması, elde edilen kazancın zekât ve yasal vergisinin ödenmesi, işveren, işçi ve tüketici haklarının korunması, benzer iş yapan şirketlerle haksız rekabet edilmemesi, müşteriyi aldatma ve yanıltmaya yönelik abartılı reklam yapılmaması, mal satımı ve hizmet alımında fahiş fiyat uygulanmaması, çalışanların sosyal güvenliğinin sağlanması iş ahlâkı açısından uyulması gereken kurallarından bazılarıdır. Yine işlerin plan ve programa göre yapılıp zamanın verimli kullanılması, tefecilik, rüşvet, karaborsacılık, yalan yere yemin, sahtekârlık ve dolandırıcılık gibi haksız kazanç yollarından uzak durulması, görev paylaşımında adalet ve liyakatin gözetilmesi, çalışana emeğinin karşılığının vaktinde ödenmesi ve çalışanlara gücünün üzerinde sorumluluk yüklenmemesi önemli iş ahlakı kurallarındandır.

İslâm’ın çalışma hukuku ile ilgili prensipleri sadece işverene yönelik değildir. Çalışanın da işverene ve çalıştığı kuruma karşı bazı sorumlulukları vardır. Çalışanın aldığı ücreti hak edebilmesi için her şeyden önce işinde dürüst olması gerekir. Çünkü emeğin korunması hakkı, işçiye sağlanan çalışma imkânlarının iyi değerlendirilmesine, iş yerinin mallarına haksız yollarla zarar verilmemesine ve iş kurallarına uyulmasına bağlıdır. Peygamber (s.a.v.)’in konuyla ilgili şu sözleri anlamlıdır: “Sizden birisi işini iyi yaptığı zaman Allah ondan razı olur.”[1] “En iyi kazanç, işine özen gösteren ve işverene saygı ile bakan işçinin elde ettiği kazançtır. İşverenin emirlerine sadakatle uyan bir işçi, kıyamet gününde sadaka verenlerle aynı hizada olacaktır.”[2]

Hadislerden de anlaşılacağı gibi, çalışanın işine özen göstermesi, işletmenin kurallarına uyması, işin niteliğine ve harcanan emeğe göre ücret talep etmesi, sır sayılabilecek bilgileri dışarıya sızdırmaması, amirine karşı yalan söylememesi, rüşvet, sahtekârlık ve dolandırıcılık gibi tutum ve davranışlardan uzak durması, gereksiz izin kullanmaması, çalışma süresine dikkat etmesi son derece önemlidir. Bütün bunlara karşılık işverenin de işçilerine müşfik davranması, onların iş güvenliğini sağlaması ve harcanan emeğin karşılığında uygun ücret ödemesi gerekir. Nitekim Peygamber (s.a.v.); “İşçinin hakkını, onun alın teri kurumadan veriniz.”[3] “İşçilerinize karşı makul ve yumuşak davranırsanız, Allah da size karşı şefkatle ve yumuşaklıkla muamele edecektir…”[4] buyurarak çalışanın emeğine saygı duyulması gerektiğini belirtmiştir.

İş ahlâkı konusunda gözetilmesi gereken en önemli ilke dürüstlüktür. Dürüstlük, işletme yöneticileri başta olmak üzere, işverenlerin, çalışanların, esnafın ve müşterilerin gözetmesi gereken bir ilkedir. Dürüstlüğü ihlal eden bir şirketten kimse alış veriş yapmadığı gibi, dürüst olmayan birini de kimse işinde çalıştırmak istemez. Bu yüzden iş hayatında dürüstlük ilkesinin ihlâl edilmesinin zararını öncelikle bu ilkeyi ihlâl edenler çekmektedir.

Kur’an-ı Kerim’de dürüstlüğe vurgu yapılarak şöyle buyrulmaktadır: “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol…”[5] “Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda batıl yollarla yemeyin.”[6] “Ölçüde ve tartıda hile yapanların vay haline! Onlar insanlardan bir şey aldıkları zaman, tam ölçerler. Fakat kendileri onlara bir şey verdiklerinde eksik ölçüp tartarlar. Onlar, büyük bir günde insanların, âlemlerin Rabbinin huzurunda diriltileceklerini sanmıyorlar mı?”[7] “Kişi için ancak çalıştığının karşılığı vardır.”[8]

Çalışma hayatında dürüstlüğün önemi Peygamber (s.a.v.)’in hadislerinde de vurgulanmaktadır. “Kimse kendi emeğiyle kazandığından daha hayırlı bir lokma yiyemez.”[9] “Müşteriyi kandırarak ona kusurlu mal satmak helal değildir.”[10] buyuran Peygamber (s.a.v.), doğruluktan ayrılmayan ticaret ehlinin ahrette peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salihlerle beraber olacağını[11] müjdelemektedir. Yine ümmetine öğrettiği; “Allahım, acizlikten, fakirlikten, cimrilikten, korkaklıktan ve tembellikten Sana sığınırım”[12] şeklindeki duada da emeğin kutsallığına, haksız kazanç yollarının ve tembelliğin zararlarına dikkat çekilmektedir.

Bazı satıcılar alıcıyı etkilemek amacıyla; “Vallahi bu malın değeri şudur. Nitekim şu kadar para teklif ettiler ama teklifi yeterli bulmadım.” “Vallahi bu malı şu fiyata aldım.” “Vallahi bu malı en az on yıl kullanabilirsin.” şeklinde yemin ederler. İslâm açısından bu şekilde yapılan alış verişler de iş ahlâkına aykırı bulunmaktadır. Peygamber (s.a.v.); “Alış verişte çok yemin etmekten sakının, çünkü yemin malı sattırır ancak bereketini kaçırır.”[13] “(Yalan yere yemin ederek) aldatan bizden değildir.”[14] buyurmaktadır. Bir başka rivayette de, kıyamet günü Allah’ın yüzüne bakmayacağı üç gruptan birinin, “Vallahi bu malı şu fiyattan aldım.” diyerek müşterisini etkilemeye çalışan satıcılar olduğu ifade edilmektedir.[15]

İş ahlâkı açısından gözetilmesi gereken ilkelerden biri de güvendir. Çalıştığının karşılığını alamayan ve maddi yönden haksızlığa uğrayan bireylerde doğal olarak bir güvensizlik duygusu oluşur. Zamanla bu duygu, bireylerin her türlü sosyal ve ekonomik haklarını sağlayıp korumakla yükümlü olan kişi ve kurumlara karşı kin, nefret ve hatta şiddete dönüşebilir. O nedenle güven duygusunun bir gereği olarak ticari faaliyetlerde karşı tarafa kolaylık göstermek gerekir. Hz. Peygamber; “Satıcı iken alıcıya ve alıcı iken satıcıya kolaylık gösteren, borcunu zamanında ödeyen kişiyi Allah cennetine koyar.”[16] buyurarak alış verişlerde karşı tarafa güven telkin etmenin önemini vurgulamaktadır.

İş ahlâkı ile ilgili bir diğer ilke adil paylaşımdır. Paylaşımda adaletin sağlanamadığı toplumlarda emeği hiçe sayan, edindiği haksız kazançla zengin olup şımaran israfçı ve baskıcı kişilerin varlığı bir gerçektir. Adalete dayalı ücret ve harcama bilinci gelişmediği sürece, mal edinme hırsı yoksullar ve dar gelirlilere zulüm olarak yansıyabilir. Bunun doğal bir sonucu olan baskı, sömürü ve yoksulluk, sadece maruz kalanları etkilemekle kalmayıp bazen toplumun tamamını etkisi altına alabilecek bir boyuta ulaşabilir. Nitekim terör örgütlerinin kendilerine yandaş bulabilmek için işsizliği, yoksulluğu ve gelir dağılımı adaletsizliğini propaganda malzemesi olarak kullandığı bilinmektedir.

İş ahlâkı konusunda göz ardı edilmemesi gereken ilkelerden biri de kanaatkârlıktır. İslâm inancına göre mülkiyetin gerçek sahibi Allah’tır. Kur’an’da; “Ey Muhammed! De ki: Mülkün sahibi olan Allahım! Mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden de çekip alırsın.”[17] buyrularak kazanılan mal ve servetin gerçekte Allah’a ait olduğu hatırlatılmakta ve böylece kazanma konusunda aşırı hırs göstermenin gereksizliği vurgulanmaktadır. Bu bilince sahip bir kişinin maddi birikimiyle övünüp böbürlenmesi, yoksul durumda olanın ise isyan edip aşağılık kompleksine kapılması anlamsızdır. Çünkü bireyin çalışmasının rolü yanında Allah’ın takdiriyle de elde edilen mal ve servet, Müslümanlar açısından bir denenme (imtihan) vesilesidir.

İş ahlâkı ilkeleri gözetilmeden elde edilen kazanç, insanları azgınlığa ve zulme sevk edebilir. Bu sosyolojik gerçek Kur’an’da; “İnsan kendisini yeterli görünce azabilir.”[18] ayetiyle açıklanmaktadır. Günümüzde giderek yaygınlaşan israf, doyumsuz para, mevki ve tüketim hırsı karşısında toplum bireylerinin ölçülü ve alçak gönüllü olabilmesini sağlayacak bir anlayışın geliştirilmesine ihtiyaç vardır. Ekonomik hayatı doğrudan etkileyen fahiş fiyat, aldatma, hile, yalan, karaborsacılık, tefecilik, rüşvet, israf ve savurganlık kanunların gücüyle değil, iş ahlâkıyla önlenebilir.

Sonuç olarak diyebiliriz ki; meşru şartlar içerisinde iş bulmak, çalışmak ve mülk edinmek, temel insan haklarındandır. Bu hakkın herhangi bir şekilde kısıtlanması, istismar edilmesi, engellenmesi ya da haksızlığa uğratılması iş ahlâkıyla bağdaşmaz. Toplumda iş imkânlarının artırılması, işin niteliğine ve çalışanın emeğine göre ücret ödenmesi, işçi haklarına saygı gösterilmesi, çalışma sırasında dürüstlük, şeffaflık ve sorumluluk bilinci gibi ilkelere riayet edilmesi iş ahlâkının en temel göstergesidir.

Prof. Dr. Hüseyin YILMAZ

MİRATHABER.COM -YOUTUBE- 

YAZARIN DİĞER YAZILARINA ULAŞMAK İÇİN BURAYA TIKLAYINIZ 

[1] Suyutî, Camiu’s-Sağîr, I, 75.

[2] Buhârî, İcâre 115.

[3] İbn Mâce, Rühûn 2443.

[4] Mâlik, Muvattâ, İstihzan 42.

[5] Hûd 11/112.

[6] Nisa 4/29.

[7] Mutaffifîn 83/1–6.

[8] Necm 53/39.

[9] Tecrid, c. VI, s. 369, H. No: 967

[10] İbn Mace, Buyu’ 34.

[11] Tirmizi, Buyu’ 4.

[12] Müslim, Duâ 18.

[13] Müslim, Müsakat 27.

[14] İbn Mace, Ticaret 36.

[15] Buharî, Müsakat 5; Müslim, İman 6.

[16] Buharî, Buyu’ 16; İbn Mace, Ticaret 28.

[17] Âl-i İmran 3/26.

[18] Alâk 96/6–7.

ETİKETLER: ÜSTMANŞET, yazarlar
Yorumlar
  1. Merve dedi ki:

    Çok başarılı ve doğru bir yazı olmuş yazan kişiden Allah razı olsun.